Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Fikro…

A+A-

Ufak tefekti. Yürür gelirdik okula.

O da göçmendi.1964 yılı göçmenlerinde.  Barakalarda kalıyorduk.

O da, ben de. Sonra boy attı. Lise bitmeden futbola başladı.

Ülkü Yurdu’nun stoperiydi. Bir maçta topu aldı, sürdü.

Pas verecek sandılar. Biraz daha sürdü.

Yine pas verecek sandılar. Orta sahayı geçti.

Pas verecek sandılar. Baktılar gidiyor. Bir iki kişi önünü kesmeye çalıştı.

Hafif itti onları, dağıldılar. On sekize girdi.

Şut çekti. Gol.

Saha ayakta. Herkes ayakta. Fikro gururlu.

Zayıftı.

Zaman geçti

Uzun süre görüşmemiştik.

Bir yaz arkadaşlara, “toplanalım” dedim.

“Toplanalım” dediler.

Arkadaşları aradılar.

Çoğu “işim var” dedi, gelmedi.

Fikro, “gelirim” dedi, geldi.

Mağusa’da deniz kıyısında toplandık.

Yaz günüydü.

Adam yani lokanta sahibi kum üzerinde pervaneleri koydu.

Arkamızdan üflettirdi.

Önde deniz arkada pervaneler, içtik.

Sıcaktı ama içki dostlarla olunca güzeldi.

Günün nasıl bittiğini anlamadık.

Söz verdik…

Her iki yılda bu grup toplanacak.

Aradan bir yıl geçti.

Daha kapsamlı toplandık.

Tüm sınıfı Gönyeli’de bir meyhanede bir araya getirdik.

İçtik.

Sarıldık.

Uzun süre geçtiğinden tanıyamadıklarımızı orada yeniden tanıdık.

Herkes değişmişti.

Aramızda her telden vardı; kel, beyaz saçlı, şişman, çökmüş.

Fikro kilo almıştı.

Angonisi vardı.

Seviyordu angonisini.

Anlatıyor, “bilemezsiniz ne güzel bir duygu”.

Sonra birkaç kere Omorfo’da karşılaştık.

Biraz daha kilo almıştı.

“Ne oldu bizim iki yılda bir toplanmamız” dedi.

Zaman geçtikçe toplanmak zorlaşıyor oysa.

Bilemedik.

İnsan doğduğu yerde yaşlanmazsa…

Yaşadığı yerde herkesle birlikte olmazsa…

İki yılda bir görüşmek bile hayalden öteye gidemez.

Omorfo’da bir grup arkadaş…

Maraş’ta bir grup arkadaş…

Girne, Karpaz ve Lefkoşa’da bir grup arkadaş.

Dağıtılmıştık.

Cumartesi güzel başlamıştı.

Hava ufak ufak serinlemeye, bulutlar kendini göstermeye başlamıştı.

Yaz bitmese, denize girme durumu devam etse de, sonbahar yapraklarını dökmeye hazırlanıyor.

Öyle bir günün erken saatinde telefon çaldı.

Fikro’yu kaybettik, dedi.

 İnsan neye üzülür biliyor musunuz?

Ölüme üzülmez.

Yaşadığın sürece öleni bir daha göremeyeceğine üzülür.

Hem de çok.

Fikro’nun da olduğu grup iki yılda bir toplanacaktı.

On yıl geçti.

Belki bu yıl toplanacaktık.

Bir daha toplanamayacağına üzülür.

Güle güle git Fikro.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.