1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. FOTOĞRAF GEZİSİ…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

FOTOĞRAF GEZİSİ…

A+A-

Epeydir fotoğrafa gittiğim yerleri yazamadım.  

Havalar mı soğuktu, gittiğim yerler mi yazmaya değmezdi.

İkisi de değil.

Aksine gittiğim yerler hep güzeldi, yazmaya değerlerdi ama öncelik sıraları var bilirsiniz.

Tam yazacağım, karşına İrsen çıkıyor…

Tam yazacağım kriz çıkıyor.

Tam yazacağım bu sefer de bilmem kimin yazısı çıkıyor.

Neymiş, Kıbrıs’ta doğmamış ama hayatının gerisi hep Kıbrıs’ta geçmiş.

Ve Kıbrıs’ı Kıbrıslılardan daha fazla düşünüyormuş.

Bu yüzden de kendisini Kıbrıslıdan daha Kıbrıslı hissediyormuş.

Biz de onu istemiyormuşuz.

Yazıya bakarsınız…

Haliyle kızarsınız.

Ona karşılık bir yazı mı yazmalı, yoksa fotoğraf için gittiğim camileri mi?

Yine böyle dangalak bir yazı dolanıyor Facebook’ta…

Bazı Kıbrıslılar ise ona hak verdiler.

İnsan hakları diyerek hem de.

Canım bu sefer onlara iyice sıkıldı.

Kimse kalkıp, biz mi seni çağırdık, diye yazmadı.

Senin Kıbrıs topraklarına ayak basman için vizen nerede, diye de sormadı.

Hatta iradem dışında geldin, benim rızam olmadan ülkemi gasp ettin, nasıl buralı olabilirsin de demedi.

Tam fotoğraf yazısı yazayım diyorum karşıma bunlar çıkıyor yazıyı erteliyorum.

Hadi bu sefer fotoğrafı yazayım.

Pazar günü güya hava kapalı olacaktı.

Hatta yağmurlu.

Hoca saat 09,00’da her zaman gittiğimiz kahvede buluşalım, orada teorik çalışalım, dedi.

Gittik.

Kapalı yere gittik.

Biraz sonra hava açtı.

Güneş.

Tam bahar.

Karşımızda sandalları ile Haliç…

Yukarıda Süleymaniye.

Çıkalım dedik, camide tarih çekeriz, sonra da tarihi…

Bir de tarihi lokantada tarihi bir fasulye, pilav, turşu yeriz.

Çıktık.

Açtık da…

Aç aç cami avlusuna girdik.

Kalabalıktı cami.

Hangi kapıdan girsen omuz omuza geçebildik.

Birkaç turist de vardı orada tarihi bizim gibi gezen.

Hocaya, “Hocam farkında mısınız buradakilerin kıyafetlerine ve hareketlerine baktığınızda sanki ortaçağ” dedim.

Yüzüme baktı…

Anlamsızdı bakışı…

Acaba yanlış mı yapmıştım…

-Ortaçağda bile böyle değildi evlat, dedi…

Düşündüm, “Ortaçağda bile böyle değildi ha”…

1974 yılında gittiğim İstanbul’u hiç böyle görmemiştim.

Hoca, yapacak bir şey yok yürüyün lokantaya, dedi.

Yürüdük..

Kırmızıbiberli, salçası bol, yavaş ateşle pişmiş tarihi fasulyeyi yerken hocaya, “Hocam ortaçağdakiler de bu fasulyeden yerler miydi” diye sordum.

Güldü…

Gülüştük.

Yine Süleymaniye’de Haliç, Boğaz manzaralı Marmara Cafe’ye girdik…

Bol nargile kokuları arasından çatıya çıktık.

Önümüzde: sağda Yenicami, Karaköy köprüsü, önde Boğaz, Boğaz Köprüsü, sağda Unkapanı köprüsü ve Haliç boydan boya uzanıyorlar.

Tam önümüzde de Taksim ile  o bölgedeki Galata Kulesi…

Bir sonraki geziyi araya parazit girmezse tam aktaracağım…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.