1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Gardiyanların terfisinde şaibe!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gardiyanların terfisinde şaibe!

A+A-

Meslek hayatımız boyunca çok karışık işler gördük, yazdık, çizdik ama böylesini ilk defa yaşıyoruz.

16 Haziran’da yapılan gardiyanların terfi sınavından sonra 17 Haziran’da ortalık kalkmış oturmuş ve neredeyse terfi alamayan herkes itirazda bulunmuş ve dilekçelerini de kamuya iletmişti.

Önceki gün yapılan itirazlar değerlendirildi ve sınav sonuçlarına göre listenin başında bulunan Güven Bengihan ikinci, ikinci sırada bulunan Metin Bilmem de birinci ilan edildi.

İşi ilginç kılan yanı ise, her iki ismin de sonuçlara itiraz etmediğiydi.

Hal böyle olunca da önce birinci ilan edilen ama sonra ikinciliğe düşürülen Güven Bengihan sonuçları mahkemeye götürme kararı aldı!

Terfi sınavlarının sonuçları kriter puanları ile performans puanlarının toplamına bakılarak yapılıyor.

Performans puanlarını bilmiyoruz, çünkü bunu sınava katılanlar da bilmiyor.

Daha önceki sınavlarda bu puanlar kamunun duvarına asılır ve sınava girenler öğrenirdi.

Bu kez niye yapılmadı, kafalar bu yönden karışık.

Kriter puanlarında da Güven Özbilgehan 38 puan alırken, Metin Bilmem 27 puanda kalmış.

Sonra bir evrağı eksik olduğu anlaşılmış ve onu da götürünce puanı 30’a çıkarılmış.

Yani arada tam 8 puanlık bir fark varken, nasıl olur da bu fark görmezlikten gelinip ikinci olan birinci ilan edilir, biz hala anlamış değiliz!

Kafa karıştıran bir başka konu da, komisyon üyelerinin durumu;

16 Haziran’daki sınavda komisyon üyeleri, Vesile Usar, Müzeyyen Yeşilada, Zalihe Şakir, Taner Tuna ve Salahi Hoca idi…

Ancak terfi sınavlarına itirazların yapıldığı toplantıya Vesile Usar yaş haddinden dolayı emekli olduğu için, Taner Tuna da izinde bulunduğu için katılamadı.

Yani, terfi sınavlarının kaderini üç komisyon üyesi belirledi.

Burada da yasadışı bir durum var.

Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin içtiat kararına göre komisyon üyelerinde bir eksik olsa bile

o sonuçlar geçerli sayılmaz…

Kamu Hizmet Komisyonu gibi çok ciddi ve hassas bir kurum nasıl olur da Anayasa’ya aykırı bir kararın altına imza atar, bunu anlamak hiç mümkün değil…

Konuyu dün komisyon başkanı Çetin Uğural ile de görüştük…

Hatta açıklamalarından onu anlamaya çalıştık ama ne yazık ki anlayamadık!

Anaya Mahkemesi’nin içtiat kararına, teknik konular içine girmez dedi.

Eğer bir terfi sınavında insanların kaderi bu teknik konulardan etkileniyorsa nasıl olur da girmez?

Ayrıca kriter puanı 30 olan bir gardiyan, nasıl olur da kriter puanı 38 olan bir gardiyanın önüne geçer ve ona subaylık yetkisi verilir?

Dedik ya, bu işte kafamız iyice karıştı. Onun için Sayın Uğural’a dedik ki, bu konuyu bugün yazacağız lütfen siz de bize detaylı bir açıklama gönderin.

Hoş konu artık mahkemeye sevk ediliyor ve son kararı orası verecek ama, biz de bu işlerin en azından teknik kısmının nasıl olduğunu öğrenmek istiyoruz.

Eğer 30 rakamının 38 rakamından büyük olduğunu bana ispatlarlarsa, tamam ben yanılıyorum diyeceğim.

Tam iki gündür bu bulmaca gibi olayı çözmeye çalışıyorum, hadi biraz da sizin kafanız kurcalansın…

 

 

 

Okur Görüşü

“Gençler küsüyor!”

 

Politika bu ülkede tamamen insanları oyalama oyunudur. İnsanlar yok sağ, yok sol diye tartışadursun bu ülkede, sağ partiler sol partiler, sendikalar hep bu şekilde kendilerini kollamadı mı? Partizanlık sadece partilere mahsus değil bu ülkede torpil kamu olgusunu taşıyan her yere bulaşmış durumda...
Zaten özelleştirmeyi desteklememin tek sebebi özel şirketin kar amacı güdeceği için partizanlığın azalacak olmasıdır.


O kurumlar partizanlıkla her görüşten partililerle, devletin malı deniz denilerek, doldurulmadı mı? Dünyanın en iyi okullarını okuyup dönen gençler, işsiz kalıp da partizanlıkla işe giren ve yüksek maaş alarak mercedeslerle gezen insanlara kalbi buruk bakıp da yurtdışına göç etmedi mi?


Bu ülkede nerede okuduğunuz önemli değil? Neler başardığınız da! Bu ülkede memur iseniz eğer ekonomik olarak bir sınıf atlamışsınız demektir. Yüksek geliriniz var demektir. Partililer ve akrabaları da hep memur olur nedense...


Kaç tane arkadaşım var; Hacettepe Tıpı bitirmiş arkadaşım var, Oxford University mezunu arkadaşım var, ODTÜ mezunu arkadaşlarım var, MIT mezunu tanıdığım arkadaşlarım var. Bunların hepsi yurt dışında kalmayı tercih ettiler. Neden? Çünkü bu ülke potansiyeli olan gençlerin değerini bilmiyor? Neden, çünkü bir kişinin Oxford'dan mezun olması, herhangi bir partide yüksek bir pozisyona sahip amcası olmasından daha önemsiz.


Devam edilsin bu adımlara, küstürün gençlerinizi ki sakın dönmesinler adaya. Onun kızı, bunun oğlu diyerek istihdamlara devam edin. Ama sonra da gelip haklarımızı aldılar diye ağlamayın bize. Biz göç ederken, biz 3 kuruşluk gelirimizin 1 kuruş vergisini verirken sizdiniz çoğunlukla partizanlık yaparak istihdamları alan, zenginlik içinde yaşayan. Etme bulma dünyası bu...


Ha unutmadan da ekleyim, sonuçta belki bu ülkede özelleştirmeler olacak ve özel sektör canlanacak. Belki memur olmakla özel sektörde çalışmak artık farklı olmayacak. Ama bu ülkenin kaybettiği beyin göçü bu adaya geri dönmeyecek, çünkü yurtdışı bu beyin göçünü kollarını açıp kucaklıyor, iyi bir maaş ve gelecek vaat ediyor.


Tarihten de bir dipnot vermek lazım bu noktada. Nuremberg yasalarının revize edilme aşaması gelir her zaman aklıma; Gaz odaları fikrinin çıktığı toplantıda Nazi'lerin düşündükleri ve yapmaktan son anda vazgeçtikleri bir seçenek daha vardı: Yahudi toplumunu kısırlaştırmak. Eğer Nazi rejimi bu seçeneği seçmiş olsaydı bu gün 2. Dünya savaşında yenilmiş dahi olsa Yahudi toplumunu yok etmiş olacaktı. Çünkü gelecek nesli olmayan bir toplum, yok olmaya mahkum bir toplumdur.
Biz şu anda daha kötüsünü yapıyoruz. Biz haksızlıkla, partizanlıkla gelecek neslin potansiyeli olan kısmını adadan kovuyoruz. Aferin bize...”

(Onur OLGUNER)

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Şerife ÜNVERDİ, sigortalar yasası geçerse bundan böyle emekli olacak olanlara sadece 750 TL emekli maaşı verileceği iddia ediliyor doğru mu? Kamuoyu bu konuda detaylı bilgi istiyor.

Sayın Okan DİLİK, KKTC’de eğitim kurumu açma izni almakla övünüyorsunuz ama, DAK ve DAİ’nin verilme tarihleri aylar önceden oldu ve şimdi ağzınızla kuş tutsanız kendinizi Kıbrıs Türküne sevdiremezsiniz. En iyisi sinip bir süreliğine hiç konuşmayın.

Sayın Sunat ATUN, dün Ercan kavşağı civarından geçen sürücüler gün boyu mesaj gönderdiler. Gündüzleri yoldaki lambaların niçin yanık kaldığını soruyorlar. Vatandaş bu sıralar çok gergin her şey gözüne batıyor, araştırın bakalım sorun neymiş?

Sayın Emir ERSOY, emiklilik sanırız size yaramadı. Belinizden ameliyat olduğunuzu öğrendik büyük geçmiş olsun diyoruz. Bence de emeklilik yaşı 80’e çıkarılmalı ki emekli olduktan sonra insanlar kendilerini bırakmasınlar…

Sayın Zorlu TÖRE, bakanlıktan sonra yüzünüze renk geldi, agresif kişi gitti, esprili ve güler yüzlü birisi geldi. Çok yakında kabinede olmadığınızdan dolayı çok daha fazla mutlu olacaksınız.

Sayın Çetin UĞURAL, bu terfi sınavı yüzünden iki gündür bunalıma girdik. Tamam benim matematiğim iyi değildir ama bir sayının diğerinden büyük olduğunu bilecek kadar da hesabım kitabım vardır. Bakalım yargı bu konuda ne diyecek?

Sayın Birikim ÖZGÜR, parti içinde büyük bir grup gelecek için sizi hazırlamaya başladı bile. Ama siz yine de dolduruşa gelmemeye bakın, CTP artık CTP değil ve UBP’ye benzemeye başladı.

Sayın Tuluy KALYONCU, her türlü eyleminize saygı duyarız ama, Maliye Bakanlığı’nın elektriklerini kesmenizde savunulacak hiçbir tarafınız yok. Yakında mahkeme kağıtları gelirse sakın şaşırmayın.

Sayın Cenk MUTLUYAKALI, United Medya’yı satın almak için bir grup meslektaşınızla çalışma içinde olduğunuz söyleniyor. Bazı partililer de bunun ütopik olduğunu düşünüyorlar. Namık Kemal’in bir sözünü hatırlatalım mı onlara?

Sayın Faik GENCER, tek başınıza resmen büyük bir ordu gibisiniz. Ama ne yazık ki bu ülke menfaatleri mücadele verenler hep itilip kakılmaya mahkumlar. Bazıları bu ülkenin turizm merkezi olduğunu unutuyorlar değil mi?

Sayın Ali SEYLANİ, sizin dürüstlüğünüzden ve mütevaziliğinizden hiç kuşkumuz yok. Ancak bazı olaylar vardır ki içinde olursunuz ama siz bile bunun farkına varamazsınız. Ayrıca başarılı sendikacılık geçmişinizi de merak etmeyin hiç unutmadık.

Sayın Sonay ADEM, Şerife hanıma biraz fazla yüklenmiyor musunuz? Gelecekte UBP ile bir koalisyon kurarsanız sakın şaşırmayın. Bundan böyle siyaset her şeye gebe. Biraz daha centilmenlik lütfen…

Sayın Erhan BAŞAY, yeni menünüz nihayet devreye girmiş.Bir vakit bulabilsek en kısa zamanda mekana geleceğiz. Ama özellikle ceviz macunu dondurması için.

Sayın Ali BİZDEN, bir arkadaşınıza verdiğiniz boru siparişi neredeyse devlet meselesi haline gelmiş. Ayrıca borunun ne borusu olduğu da merak konusu olmuş. Hayırdır inşallah?

Sayın Fevzi TANPINAR, romantik bir erkek olduğunuzu biliyorduk ama bu kadarını da doğrusu hiç beklemiyorduk. Bu gaz artık Yasemin hanıma en az birkaç sene gider değil mi? Allah mutluluğunuzu arttırsın. İkizlerle birlikte nice mutlu ve sağlıklı günlere...

Sayın Remziye SEVEN, yeni yaşınızı kutlar sağlıklı mutlu nice seneler dileriz. Eh artık bir de nikah masasına oturup imzayı atarsanız iyi olacak çünkü sırasını bekleyen çok arkadaşınız var arkada…

Sayın Eda Erdoğdu ÖZBEK, işletmeye açtığınız çamaşır fabrikanız hayırlı ve uğurlu olsun. Akıllı ve geleceği olan bir yatırım yaptınız. Listede siyasilerin kirli çamaşırları da var mı yoksa o konu sizi ilgilendirmez mi?

Sayın Şahap AŞIKOĞLU, bu sıralar dişlerinizden muzdarip olduğunuzu duyduk. Aman hiç gecikmeden diş hekiminize görününüz, zira belli bir yaştan sonra teker teker dökülmesinler.

Sayın Mehmet KORTAY, sizin vermediğiniz bilgileri birkaç telefon görüşmesi sonrası öğrendik. Ayrıca çok haklısınız çünkü bazı mesleklerin kutsallığını göz ardı edemeyiz. Bu seferlik sizin dediğiniz olacak.

Sayın Aslan BIÇAKLI, doktor tavsiyelerine uymadığınız yönünde aileden şikayetler geliyor. Biraz daha ısrar ederseniz bayramlık ağzımı açacağım bilesiniz. Sevdiklerinizi üzmeyin lütfen…

 

 

Günün Fıkrası

İstifa

 

Çok zengin bir petrol şeyhi oteldeki odasına girer girmez hemen telefona sarılır ve arkadaşının verdiği bir kadının telefonunu çevirerek: "Bak güzelim ben buraya bir iş anlaşması imzalamaya geldim, telefonunu araba motoru üreticisi bir arkadaşımdan aldım; 2 saat sonra başka bir şehre gidiyorum. Benimle 1 saat geçirirsen sana bin dolar, bir araba ve de bir pırlanta yüzük vereceğim" der.


Karşıdaki ses sevinçle: "Beyefendi ben otelin sekreteriyim. Dışarıyı aramak için 9 tuşuna basacaktınız.. Ama merak etmeyin, sakin olun ben şimdi istifa ediyorum ve hemen yanınıza geliyorum.."

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.