1. YAZARLAR

  2. İsmet Kotak

  3. Gazete sayfalarında Rolandis’e kadar
İsmet Kotak

İsmet Kotak

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazete sayfalarında Rolandis’e kadar

A+A-

Yaz döneminde ağırlık getiren yazı ve haberlerden hep uzak kalınır.Sonuçta sıcağın bunalttığı ortamda gazete okuyor,radyo ve televizyon haberi izleniyor.

Tüm bu yayınlara bakarsanız hafifce haberlere hatta resimlere ağırlık verildiğini görürsünüz.Kentte,köyde panayırlar,festivaller;olmadık yerlerin  müzikli mankenli  açılışları sürüp gidiyor.KKTC turizmden pay almaya çaba harcıyor.

Elbette bu yurt dışında meydanlarda hellim ızgara yaparak sağlanamayacaktır.Öteki ülkeler bu yolu nasıl açmışlarsa KKTC de bu yolu bulduğu gün turist rakamları katlanacaktır.

Yeter ki ülkenin ucuzlamasını sağlayalım.Türkiye kapı komşu ama orasının fiyatlarını buraya aktarmayı başaramadık.Yani mal ve hızmetlerin serbest dolaşımına otuz iki nedenle karşı çıkılınca pahalılık vazgeçilmez ve kader oluyor…

Uyduruk enflâsyon rakamları ile kimse turisti aldatmaya kalkmasın,başaramaz.Turist acentelerinin elinde rakamlar fink atıyor.

***

Rum ve Yunanlıların “Hayâlperest” oldukları hep yazılır,söylenir ama koca bir Ulusa bunu mal etmemek için kendimi zor tutarım.

Oysa işte Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru.Tipik bir enosisci Rum.Kıbrıs’ın 10 bin yıldan beri Yunanlı olduğunu söyleyecek kadar kendini kaybetmiş durumda.

Oysa Kıbrıs tarihine şöyle bakanlar Kıbrıs’ın hiçbir zaman Yunan toprağı olmadığını görür.Ama başta Bizans olmak üzere her Ulusun üstüne binerek tarih yazdığını sananlar,hep bu hataya düşerler.

Ne diyor Omiru? “1974 yılından bu yana Kıbrıs’ın kuzey bölümünden(?) zorla kovulan Kıbrıslılar” diye başlayıp,altını yalanla,üstünü de yalanla doldurarak Türkiye’yi dünyaya şikâyet ediyor.

Bu olaydan önceki tarih yok.Bu olaydan sonra Kıbrıs Cumhuriyet’ini silâhla ele geçirerek onun mirasına konanların hikâyesi yok…

21 Aralık 1963’ün kökeni olan Akridas Plânı yok; 15 Temmuz enosis darbesi yok;bu sırada Rum Ortodoks Kilisesi Papazı Stetssos tarafından açıklandığı gibi  Rumların,Türklerle birlikte diri diri Lefkoşa’nın Rum kesimindeki mezarlığa gömülmeleri hayal!...

Bu olay da yok.

Omiru ve onun gibiler dünyayı kör ve gerisini sersem sanıyorlar.

***

Oysa bir zamanlar  Rum Başkan Kipriyanu’nun Dışişleri Bakanı olan Nikos Rolandis,zaman zaman gizli kalan gerçekleri başta Rumların gözüne sokmaktadır.

İşte Havadis’te Emine Davut Yitmen’le yaptığı söyleşi.En ilginçi şu: Kipriyanu,Makarios yolunda gitmekte kararlı bir Akridas Plâncısı Komutanlardan. Rolandis uyarıyor ama o “Enosis yolunu tıkayacak her öneriyi” redddetmektedir.

Rolandis’in  anlattığına göre 1978 yılında Dışişleri Bakanlığı görevindeyken Anglo-Amerika-Kanada Plânı vardı.ABD bu amaçla Türkiye ve Yunanistan’la ciddi temaslar yapmıştı.

Amaç plânın kabulü idi.Herkese yanlış sunuluyor ama bu plânı reddeden Kıbrıs Rum Liderliği idi.Rolandis bunu açıkça ortaya koyuyur.

Çünkü o günlerde AKEL Moskova’dan aldığı emirle  ABD ve NATO’yu olaya dahil etmemekte ısrarlı idi.

Oysa Hükümet desteğinin ardında AKEL vardı.Kipriyanu buna bakarak bu plânı reddetti.

Rolandis’e göre Denktaş,zamanın Türk Lideri olarak beklemiş ve Rumların reddine tanık olmuştu.O anda da Ankara Plâna destek verdi.

Kıbrıs Rumu ve Yunanistan ortada kaldı.

Bu sıcak havada bir parça tarih fena olmaz diye aktardım.

***

Yer ve köy isimleri konusunda tartışma dün yani 1974 öncesinde vardı,yakın geçmişte vardı,bugün de vardır.Herkes kendi işittiğine ekleme yaparak bir  ötekine aktarır.

Bazısı tutar bazısı tutmaz.

Değerli gazeteci dostum Başaran Düzgün’ün Pazar yazısında Karadeniz yerleşim birimleri konusundaki bölümü ilgi ile okudum.

Ekmeğe “cari” diyen bölgemizde o yerleşim isimleri elbette olağan kabul edilmeli…

Gelelim KKTC’ye.1957-58’de köy isimleri  bazen köylü ile birlikte,bazen Gençlik Teşkilâtının bulgusu ile değiştirildi.

Beğenmeyen köy varsa yeniden görüşerek,çalışarak yenisini bulup koydu.

1974’de Viyana’da yapılan Nufus mübadelesi anlaşması  BM gözetim ve denetiminde uygulanınca,  büyük ve resmi göç oldu.

Bakanlar Kurulunun kararı ile oluşturulan büyük Komite  nufus aktarmasını BM ile tarihe bağladı.Uygulamayı da BM Barış Gücü yaptı.

Bu sırada Komitenin önerisi ile Bakanlar Kuurlu şu kararı aldı: “Güneydeki bir köy veya kent Kuzeye göç edince yerleştirildiği yer onun güneyde kullandığı Türkçe adını alacaktı.Eski isim Güneyde kalacaktı.

Örnek,”Aytotro” ismi güneyde kaldı “Boğaziçi” kuzeye taşındı.Kuzeyde de “Boğaziçi” olduğundan bu kez “Aysergiye” taşınan “Aytotro’ya” “YeniBoğaziçi” dendi.Bu uygulama mümklün olan yerlerde yapıldı.”Stilloza” taşınan köyümüz güneydeki ismi olan “Mutluyaka’yı” kabul etti.

Orada bir gecelik bir hata yapıldı ve o köyün eski ismi “Direkli” olarak yazıldı.Köylü itiraz etti ve bu yanlışlık derhâl Bakanlıkça düzeltildi.Tuzla,yine Tuzla;İskele yine İskele oldu.

Karpaz köylerindeki Gelincik ve Bafra,sigara isimleri değildir. Bunu söyleyenler kendi kendilerine pay çıkaranlardır.

Oraya yerleşen köylünün geliş  yerine öncelik verildi;birkaç yerleşim biriminden gelen varsa uyum sağlayacak isim tercih edildi.

O kadar. Bafra,Karadeniz kökenli isim aktarmasıdır.Sigara kökenli değil…

Sıcak yaz gününün yazısı da böyle olur diye kabul ediniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.