1. YAZARLAR

  2. Taner Erginel

  3. Gazetecilerin Tutuklu Yargılanması - 4
Taner Erginel

Taner Erginel

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazetecilerin Tutuklu Yargılanması - 4

A+A-

 

Türkiye  yargısının dünyaya örnek olması ideali

Dünya hukukunu geliştirmek isteyen hukukçular bir sanığın mahkum olmadan önce tutuklanmasının ve yargılama süresince tutuklu kalmasının haksız ve insanlık dışı bir olay olduğu görüşündedirler. Tutuklu yargılamanın gereksiz olduğunu ve gereksiz olduğu kadar da hukukun temel ilkelerine ters olduğunu düşünüyorlar. Mahkum olmamış yani suçsuz olduğu varsayılan  ve beraat etme olasılığı olan bir kişinin  yargılama süresince tutuklu kalmasını insanlık dışı bir olay olarak görüyorlar. Dünya devletlerini bu insanlık dışı olayı sona erdirmeye davet ediyorlar. Acaba tutuklu yargılamayı sona erdirmek kolay mı? Bir çok hukukçu bunun erişilemeyecek bir hayal olduğunu zannetmektedir.

Ne var ki yaptığımız araştırmalarda Anglosakson hukuk sistemindeki ülkelerin  bu hedeften fazla  uzak olmadıklarını görüyoruz. O zaman sormamız gerekiyor. Acaba Anglosakson ülkeler tutuklu yargılama sorununu kısmen de olsa çözmeyi nasıl başarabildiler?  Acaba onların başarısı diğer  ülkeler için yol gösterici olamaz mı?  Bu soruya doğru yanıt verebilmek için Anglosakson sistemi tanımamız ve niçin daha başarılı olduğunu anlamamız gerekiyor.

Dünyadaki hukuk sistemleri

Bilindiği gibi dünyada üç  hukuk sistemi vardır. Kontinental, Anglosakson ve Dinsel hukuk sistemleri. Dünya devletlerinin büyük çoğunluğu ya  Kontinental ya da  Anglosakson hukuk sistemini uygulamaktadırlar. Az sayıda ülkede ise Dinsel hukuk sistemleri uygulanmaktadır. Kontinental sisteme “Sivil Hukuk” da denmektedir.  Anglosakson sisteme ise İçtihat Hukuku” veya  “Common Law” isimleri de  verilir.

Türkiye’de uygulanan sistem Kontinental  hukuk sistemi olup kaynağını Roma hukukundan almıştır. Fransada şekillenmiş ve  Kıta Avrupasına, oradan da tüm dünyaya yayılmıştır. Anglosakson hukuk sistemi ise  İngilterede oluştuktan sonra İngiliz kolonilerine geçmiş ve oradan  dünyaya  yayılmıştır.  

Hukukçular yetiştikleri ülkeye göre bu sistemlerden birini tanırlar. Dünyada  üç sistemin üçünü de tanıyan hukukçu yok gibidir. Kontinental ve Anglosakson hukuk sistemlerinin ikisini tanıyan hukukçu bulmak da oldukça zordur. Çünkü bir hukuk sistemini tanımak için akademik eğitim yeterli olmayıp pratikteki uygulamaları da bilmek gerekir. Bu konuda en şanslı hukukçular KKTC hukukçularıdır. Çünkü Türkiye’yle yakın ilişkiler nedeniyle  Kontinental  sistemi,  geçmişten kalma uygulama nedeniyle de Anglosakson sistemi tanımaktadırlar.

Kontinental ve Anglosakson sitemlerin kıyaslanması

Tutuklu yargılama açısından iki sistemi kıyasladığımız zaman daha ilk bakışta Anglosakson sistemin   üstün özellikleri olduğunu görürüz. Anglosakson sistemde tutuklu yargılama ender hallerde gerçekleşmektedir. Bu ender haller de genellikle haklı gerekçelere dayandığı için  verilen kararlara karşı ciddi bir şikayet olmamaktadır.   

Dünya Basın Konseyleri Birliğini yöneten hukukçuların Türkiye’yi kınamak istemelerinin ve  sorunun insan karakterinden kaynaklandığını söyleyerek tutukluluk emri veren Türk yargıçların insafsız ve vicdansız olduklarını söylemelerinin veya  ima etmelerinin bir nedeni de  kendilerinin Anglosakson hukukçuları olmalarıdır. Onlar benzer koşullarda tutukluluk emri verildiğini hiç görmedikleri   için şaşkınlık ve öfke içinde duygularını ifade etmektedirler.

Anglosakson hukuk sistemi pratikte daha iyi sonuçlar verdiğine göre sistemlerini geliştirmek  isteyen Kontinental ülkelerin hukukçularının öncelikle Anglosakson  sistemi öğrenmeleri yararlı olacaktır.  Bu  sistemi öğrenince yolun yarısını kat etmiş olacaklardır. Daha sonra bir adım daha atarak Anglosakson sitemin kusurlarını da ortadan kaldıran daha ideal  bir sistem oluşturma çabası içine girebilirler.

Kontinental sistemi tanıyan Türk hukukçuların Anglosakson sistemi tanımak için fazla uzağa gitmelerine  gerek yoktur. Son zamanlarda bozulma belirtileri gösterse  bile KKTC de  hala  bu sistem uygulanmaktadır.

Anglosakson sistemin özellikleri

Anglosakson  sistemin özelliği “adversarial” olmasıdır. İngiliz hukukçular bu sistemin İngilterenin insanlığa bir armağanı olduğunu, sayısız insanın mahkemelerde sürünmesini ve gereksiz yere cezalandırılıp acı çekmesini önlediğini söylemektedirler.

 Sistemin “adversarial” olması yargılamanın iki tarafın karşılıklı mücadele etmesi temeline dayandığını ifade etmektedir. Bu sistemde gerçeği arama ve bulma görevi yargıçta değil  taraflardadır. Yargıç sadece bu mücadeleyi yönetmekte ve gerekçeli bir kararla hangi tarafın hangi ölçüde haklı olduğunu belirterek sonuçlandırmaktadır.

Buna karşılık Kontinental sisteme “inquisitorial” sistem denir. Anglosakson sistemden farklı olarak Kontinental sistemde gerçeği arayan yargıcın kendisidir. Hemen her konuyu yasalar düzenler. Yargıç yasaları uygulayarak davayı yönetir ve sonuca ulaştırır. Davayı yönetirken taraflara söz hakkı vermekle birlikte tarafların rolü Anglosakson sitemde olduğu gibi etkin olmayıp çok daha azdır.

Özetlersek  Anglosakson sistemde yargılamanın  inisiyatifi yargıçta değil taraflardadır. Yargıç pasif bir rol üstlenmiştir. Deyim yerindeyse  tarafsız  hakem konumundadır. Taraflar kendi delillerini, bilirkişilerini ve argümanlarını hazırlayarak karşılıklı mücadele ederler. Yargıç ise bu mücadelede taraflardan birinin diğerine haksızlık yapmasını ve haksız avantaj sağlamasını önlemeye çalışır. Tarafsızlığını koruyarak ve genellikle orta bir yol bularak davayı yönetir.

Anglosakson sistemin en önemli özelliği davanın her aşamasında yargıçların geniş takdir yetkisi olmasıdır. Ancak bu yetkilerini kullanırken adil karar vermek zorundadırlar. Adil kararın nasıl bulunabileceği konusunda ise içtihatlar onlara  yol göstermektedir.

Geniş takdir yetkisi olan yargıç, adil orta yolu bulmaya çalışırken sorunun nasıl çözülebileceğine ilişkin bir ilke belirleme zorunda kalabilir. Bu ilkenin diğer yargıçlar tarafından izlenmesi ve yasa koyucu tarafından benimsenmesi halinde yasaya dönüşme olasılığı vardır.   

Anglosakson sistemin en önemli özelliklerinden  biri, bir kararın  doğru ve iyi bir karar olması  için yasaya uygun olmasının  yeterli kabul edilmemesidir. Yasaya uygun olmanın yanı sıra kararın  adil olduğunun halk tarafından da görülüp kabul edilmesi gerekir. Yani kararlar halkın vicdanına hitap etmeli ve kamu oyu tarafından adil kabul edilip takdir edilmelidir.

Ceza davalarında bir tarafta tutukluluğu talep eden savcı diğer tarafta tutuksuz yargılanmak isteyen sanık vardır. Yargıç tarafları dinledikten sonra verdiği kararda tarafların iddialarını özetleyecek ve  daha sonra bir tercih yapıp kabul ettiği  gerekçeyi belirterek bir sonuca varacaktır. Yargıç adil karar verebilmek için tarafların iddialarını  niçin kabul veya ret ettiğini belirtmek  zorundadır.

Bir insanın özgürlüğünden yoksun kalabileceği haller

Bir kişinin özgürlüğünden yoksun kalması 3 ayrı aşamada söz konusu olabilir.

a)      Soruşturma aşaması: Bir kimsenin suç işlediği şüphesi ile tutuklanması ve soruşturma aşamasında gözaltında tutulması.

b)      Yargılama aşaması: Bir sanığın suç işlemekle itham edildikten sonra, yargılama süresince tutuklu kalması.

c)      Hapse mahkum olma: Bir sanığın yargılama sonunda hapse mahkum olması.

Uluslararası hukukçular dünya devletlerinde gazetecilerle siyasi suçlulara verilen hapis cezalarını  gözden geçirmekte ve bu cezaların verildiği devletlere yönelik ciddi eleştiriler yapmaktadırlar. Dünyamızın daha iyi bir hukuk düzenine kavuşması için mücadele eden hiç bir hukukçu gazetecilerle siyasi suçluların bir ceza davasında yargılanmasını onaylamaz ve hapse mahkum olmalarına karşı tepkisiz kalmaz. Verilen cezaların hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu düşünür.

Ne var ki Türkiye’ye yönelik ağır eleştiriler bu nedenle yapılmamaktadır. Şu anda uluslararası hukukçuları isyan ettiren  dava sonunda verilen hapis cezaları değil, soruşturma ve yargılama süreçlerinde verilen gözaltı ve tutuklama kararlarıdır. Bu kararlara  karşı uluslar arası çevrelerin gösterdiği tepkiler o kadar fazladır ki diğer konuları  düşünmeye  ve tartışmaya vakit kalmamaktadır.

Daha önce belirttiğim gibi uluslararası hukukçular verilen gözaltı ve tutuklu yargılama kararlarının hukuka ve insan haklarına aykırı olmanın ötesinde işkence gibi insanlık dışı bir olay olduğunu düşünmektedirler.

Karşılaştığımız bu sorunu çözmek için Kontinental ve Anglosakson sistemleri kıyaslamaya devam edelim. Bu sistemlerde gözaltı ve tutuklulukla ilgili yasaların nasıl oluştuğunu araştıralım.     

 

Yazı dizisinin yarınki bölümünde Kontinental ve Anglosakson hukuk sistemlerinin  gözaltı ve tutuklulukla ilgili kurallarını kıyaslamaya devam edeceğiz. Türkiye’de gözaltı ve  tutukluluk kararlarının gerekçesiz olması konusuna değinecek ve bu nedenle yapılan ağır suçlamalara yanıt vermeye çalışacağız. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.