1. YAZARLAR

  2. Taner Erginel

  3. Gazetecilerin Tutuklu Yargılanması - 6
Taner Erginel

Taner Erginel

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazetecilerin Tutuklu Yargılanması - 6

A+A-

 

Yargı bağımsızlığı

 

Uluslararası hukuk toplantılarında  Türkiye’ye yönelik eleştirilerden biri de Türkiye’de yargının   bağımsız olmadığı eleştirisidir. Bu eleştiriye  karşı  dikkatleri KKTC ye çeken bizler  KKTC de yargının diğer ülkelerden daha bağımsız olduğunu  öne sürmekteyiz.  Bu amaçla yabancı hukukçuları ülkelerindeki yargı ile KKTC deki yargıyı  bağımsızlık açısından  kıyaslamaya davet ederiz. Bu yaklaşım onların moral bozukluğu içinde tartışmayı sona erdirmelerine neden olmaktadır.

 

KKTC yargısı bağımsızlığını 1975, ve 1985  Anayasalarına borçludur. 1975 Anayasası yapılırken Kurucu Meclis, Barış Harekatının sağladığı zafer sevinci içinde dünyanın en  demokratik anayasası ile en bağımsız yargı organını oluşturmayı  amaçlamıştı. Buna ülkenin geçmişten gelen Anglosakson sistemin avantajları da eklenince ilginç bir sonuç ortaya çıktı.

 

Kuzey Kıbrısta yargı bağımsızlığını sağlamak için ilk adım olarak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında mevcut Adalet Bakanlığı ortadan kaldırıldı. Bu Bakanlığın yetkileri Yüksek Mahkeme Yargıçlarından oluşan Yüksek Adliye Kuruluna verildi. Bunu diğer ek düzenlemeler izledi ve yürütmenin yargıya müdahale olanağı tamamen önlendi.

 

Yargı bağımsızlığını sağlayan diğer düzenlemeler

 

Adalet Bakanlığının kaldırılması ve bu bakanlığın yetkilerinin bağımsız mahkemelere verilmesi tek başına bağımsız yargı oluşturmak için yeterli değildi. Bunun için daha başka önlemlerin de alınması gerekiyordu.

 

Bir ülkede yargı bağımsızlığından söz edebilmek için yargıçların tayin terfi ve naklinde yürütmenin etkisi olmaması gerekir. Ayrıca yargıçların maaş ve ödenekleri de yürütmenin inisiyatifi dışında kalmalıdır.

 

Kıvanç duyarak KKTC’nin bu koşulları da yerine getirdiğini belirtebiliriz. Yargıçların tayin terfi ve naklinde tüm yetki büyük ölçüde yargıçlardan oluşan Yüksek Adliye Kuruluna verilmiştir. Bu kurulda Hükümetin bir temsilcisi bile yoktur. İşlemler Yüksek Mahkeme sekreterliği tarafından  yapılmaktadır. Yargıç maaşları ise yapılan yasal bir değişiklikle siyasal kamu görevlerinin maaşlarına endekslenmiştir. Bu nedenle  siyasal kamu görevlileri yani bakanlar ve millet vekilleri maaşlarını artırdıkları  anda otomatik olarak yargıçların  maaşları da artmaktadır.

 

Bu nedenlerle KKTC yargısı bağımsızlık açısından dünyaya örnek gösterilecek  bir durumdadır. Yargı bağımsızlığı KKTC ye yönelik bir çok eleştiri ve saldırıyı önlemektedir.

 

Yargı  bağımsızlığının yararları

 

KKTC de yargı bağımsızlığının gerçekleşmiş olması ülkeye büyük yararlar sağlamıştır. Yaptığımız tartışmalarda dikkatleri eriştiğimiz yargı bağımsızlığına çektiğimiz anda yapılan eleştiriler son bulmaktadır. KKTC, suçlanan durumdan çıkarak takdir edilen duruma yükselmektedir.

 

Bir ülkede bağımsız  yargıdan kaygı duyacak çevreler olabilir. Ancak konuya daha  geniş bir perspektiften bakıldığı zaman devletin diğer organlarının  bağımsız yargıdan kaygı duymalarının gereksiz olduğu anlaşılır. KKTC yargısı bu tür kaygıların yersiz olduğunu kanıtlayan   önemli bir örnektir.

 

KKTC de  zıt  siyasi görüşler iktidara gelmiş fakat  hiçbiri yargının bağımsız olmasından şikayetçi olmamıştır. Yargıya yönelik eleştirileri yargının tarafsızlığına karşı değil yargıyı daha adil hale getirmek için olmuştur. Yapılan  iyi niyetli eleştirilerin ise  yargıya her zaman yararı olmaktadır.

 

KKTC örneği, dikkatli bir çalışmayla her ülkenin siyasi tartışmalardan  uzak kalan, kendi konusu olan adaleti gerçekleştirmekten başka bir şey düşünmeyen  yargı organı oluşturabileceğini göstermektedir. Böyle bir gelişmenin o ülkenin saygınlığına büyük katkısı olacaktır.  

 

 

Yargı bağımsızlığının KKTC’yi  koruması

 

Kıbrıs’ta 1975 Anayasası Adalet Bakanlığını kaldırarak yargı bağımsızlığını sağlamakla kalmadı seçimler konusunda da ilginç  bir adım attı. Seçimlerin yönetim ve denetimini en bağımsız organ olan yargıya verdi. Birçok ülkede siyasi seçimler yargı tarafından denetlenmektedir. Fakat KKTC de bir adım daha ileri gidilmiş ve seçimlerin doğrudan yargıçların gözetiminde yapılması öngörülmüştür.

Bu düzenleme Yüksek Mahkeme Başkanlarının aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulu Başkanı olması  sonucunu  doğurmuştur. 2002-2006 yılları arasında Yüksek Mahkeme Başkanı olduğum devrede KKTC nin kaderini etkileyen önemli olaylar ve seçimler oldu.  Örneğin  2003 Milletvekili Genel Seçimlerinde tüm dünyanın dikkatleri KKTC ye yönelmişti.  çevrilmişti. Yabancı gözlemciler KKTC seçimlerinin hileli ve geçersiz olduğunu kanıtlamak amacıyla Kıbrıs’a akın ettiler. KKTC de gerçekleşecek seçimlerin geçerli olmadığını kanıtlayıp diğer bazı ülkelerde olduğu gibi sivil itaatsizlikle hükümet değişikliği gerçekleştirmek veya devleti yıkıp Rum devletine  bağlamak  istiyorlardı.

Gözlemcileri Mahkemede bir toplantıya davet ettim ve onlara. “Seçimlerimiz  dünyanın en şeffaf ve en adil seçimleri olacaktır. Anayasamız  Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı görevini de Yüksek Mahkeme Başkanına vermiştir. Şahsen benim  Hükümete veya herhangi bir siyasi partiye yakınlığım yoktur. Kimseye manevi borcum da yoktur. Tümüne eşit mesafedeyim., Tamamen tarafsızım.” dedim. Sözlerimi inanmayarak dinlediler.

Bir gözlemci “Size bir soru sorabilir miyim? Sizi bu göreve kim atadı?” diye sordu. “Beni yargıç arkadaşlarım  atadı” dedim.  Yargıçları atayan ve terfi ettiren Yüksek Adliye Kurulunda Hükümetin bir temsilcisinin bile bulunmadığını anlattım. KKTC de yargının bu denli bağımsız olabileceği ve seçimleri gerçekleştiren organ olacağı  akıllarına gelmemişti.

Konuştukça görüşlerinin ve tutumlarının değiştiğini gördüm. Aralarında “Yapacak bir şey yok”  diyerek ülkelerine geri dönenler oldu. Dış güçler siyasi itaatsizlik organize edemeyeceklerini anlayarak bundan vazgeçtiler. Böylece yargı bağımsızlığının diğer yararlarının yanı sıra devleti yıkma yönünde dış güçlerin organize ettiği  bir girişimi de önlediğini söyleyebiliriz.

 Seçimlerden sonra aynı gözlemcilerle tekrar toplantı yaptım. İngiltere dahil bir çok ülkenin gözlemcisi seçimlerimizin kendi ülkelerindeki seçimlerden daha demokratik,  daha şeffaf  ve daha adil olduğunu açıklamak zorunda kaldılar.

Kontinental ve Anglosakson sistemlerin pratikteki farkları

Anglosakson sistemi tanımaya ve iki sistem arasındaki farkları incelemeye başlamış bulunuyoruz. Böyle bir kıyaslamada teorik bilgiler kadar  pratikte  gerçekleşenler de önemlidir. İki sitemin pratikteki farklarını anlayabilmek için KKTC den daha uygun bir ülke bulma olasılığı yoktur.  Çünkü KKTC,  iki sistemin yan yana uygulandığı bir laboratuar gibidir.

Bir örnek verelim. Bilindiği gibi Kuzey Kıbrıs’ta, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri yani Türk Kolordusu  bulunmaktadır. Ayrıca Kolorduya  fiilen bağlı olmakla birlikte ayrı  yasal statüsü olan Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı vardır. İki ordunun ayrı Askeri Mahkemesi ve bu mahkemelerde uygulanan farklı yasaları vardır. KKTC Askeri Mahkemesi Barış Harekatından önce kurulmuş olup Anglosakson hukuk sistemini uygulamaktadır.

Barış Harekatını izleyen günlerde Güvenlik Kuvvetleri Askeri Mahkemesinde görev yapıyordum. O tarihlerde  iki ordunun askerlerinin birlikte suç işlediği olaylara sık sık rastlanıyordu. Kolordu Askeri Mahkemesindeki yargıçlarla sık sık bir araya geliyor ve iki mahkemedeki yargılama yöntemlerimi kıyaslıyorduk.

Kolordu Askeri Mahkemesinde görev yapan  hakim arkadaşım bir olayı şöyle anlattı: Kolorduda ve Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetlerinde görevli iki asker birlikte aynı suçu işlediler fakat  mevzuat gereği ayrı mahkemelerde yargılandılar. Kolorduda  görev yapan  askerin yargılanma süresince tutuklu kalmasına  karar verildi.  1 yıl  sonra  asker hala  tutuklu  idi ve yargılanmayı  bekliyordu. 

Duruşma  günü  Güvenlik Kuvvetlerinde görevli asker  tanık  olarak Mahkemeye celp edildi. Ona "Sen de aynı suçu işledin senin davan ne oldu?" diye soruldu. "Ben o davayı unuttum bile. Bu olay nedeniyle  tutuklu kalmış değilim. Olaydan üç ay sonra yargılandım. Mahkum oldum. Bana üç ay hapis cezası verildi. Cezamı çektim. Askerliğim de  sona erdi. Yeni bir hayata başladım." yanıtını verdi.

Anglosakson sistemde ceza yasaları suçlara verilecek cezaların sadece en üst sınırını belirlemektedir. Bu durumda teorik olarak yargıcın en ağır suça dilediği cezayı vermeye veya hiç ceza vermemeye hakkı vardır. Ancak takdir yetkisini kullanırken adil olmak zorundadır. Adil kararın nasıl bulunabileceği konusunda ise içtihatlar ona yol göstermektedir.

 Söz konusu olayda Kıbrıs Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesi 3 ay hapsin en uygun ceza olduğuna  karar vermişti. 3 ay hapis, bir taraftan o sanığın ıslahı, diğer taraftan benzer suçları işlemeye eğilimli potansiyel suçluların suç işlemesini  önlemek için mahkemenin düşündüğü ceza idi. Bu ceza özel olarak o olay için düşünülmüştü. Hem sanık ıslah edilerek topluma kazandırılmak istenmiş hem de toplum benzer suçların işlenmesine karşı korunmaya çalışılmıştı. Değerlendirme yapılırken ordunun güçlü kalması da dikkate alınmıştı.

Kontinental sistemi uygulayan Kolordu Mahkemesinde ise bu değerlendirmeler yapılamıyordu. Yargıçlar yıllar önce farklı koşullar düşünülerek  hazırlanmış yasaları uygulamak zorunda idiler. İki sistemde verilen  cezaların  birbirine benzeme ve aynı etkiyi yapma olasılığı yoktu. Bu basit karşılaştırma iki sistem arasındaki farkı anlamamıza yardımcı oluyordu.

İki Mahkeme hakimleri Anglosakson usul hukukunun uygulandığı Güvenlik Kuvvetleri Mahkemesinin Kontinental usul hukukunu uygulayan Kolordu Mahkemesinden daha adil olduğu konusunda görüş birliğine varıyorduk.

Yazı dizimizin yarınki bölümünde Türkiye yargısına yönelik insan haklarının ihlal edildiği eleştirilerine benzer eleştirilerin  geçmişte  KKTC ye karşı da yapıldığını görecek ve verdiğimiz yanıtları gözden geçireceğiz.  Anglosakson hukuk sistemindeki ilkelerin Türkiye’ye kabul edilmesinin bir çözüm olup olmadığını araştıracağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.