Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Geçen hafta

A+A-

Geçen haftanın “önemliydi” denilecek olayı   Lefkoşa dükalığına yansıyan yerelliğine karşın,  kuşkusuz Bulutoğluları’nın şahsında gelişen  Belediyedeki   krizdi.   Şöyle ki:

BİR: UBP’nin kalesi esamesindeki Lefkoşa Belediyesi  Başkanı Bulutoğluları’nın uzun süredir devam eden popülaritesi  yıkılıyor,  bu yıkım muhalefet tarafından çok iyi kullanılarak UBP hükümetini töhmet ve  şaibe altında bırakıyordu.

İKİ:  Nev’i şahsına münhasır politik kariyeri ile   beledi hizmetler yönünden Lefkoşa’ya damgasını vuran Bulutoğluları,  destekçisi olması gereken Hükümetten gerekli ilgiyi görmez ve  kaderine terk edilirken;  Hükümet bu yanlış politikasının sonucunu anketlere de yansıdığınca belirgin oy kaybında görüyordu! 

ÜÇ:   Lefkoşa Belediye’sindeki kriz gösteriyordu ki artık Belediyeler partilerine hizmet için kullanılan araçlar olmaktan kendilerini kurtarmalı,  sırf oy kuşkularına dayalı şişirilmiş istihdamlardan kaçınmalıdırlar.  Ve Siyasi partiler de Belediyeleri istismardan vaz geçmelidirler.

DÖRT:  Bulutoğluları hem partisi hem de kendi çalışanları ile ilgili sendikalar tarafından tüm etki tepkilerin hedef odağı olurken,  ötede bir gerçek daha yaşanıyor ve  sorunun halline katkısını koyması gereken  “Belediyeler Birliği”  tam aksine müthiş bir partizanlık örneği sergileyerek,  Lefkoşa’yı pisliğin içine gömülmüş yalnızlığına itiyordu!  Bu olay  artık “Belediyeler Birliğine”  hiç gerek olmadığını çakıyordu. 

Kısaca Lefkoşa Belediyesindeki kriz  “sınırlı”  kalmadıydı.   Oysa Başkanı ile birlikte hükümeti de yaraladı.  Buna karşılık muhalefet özellikle CTP geçmişindeki Lefkoşa Belediyesi başarısızlığına karşın bu olayla ilk kez   UBP’yi aşıp yeniden alternatif oluyordu… 
    ****
 VE FENERBAHÇE İLE GALATASARAY

Arkadaşım Özer Anlatır.  Yıllar önce   İzmir’de kalabalıkça bazı  işadamları ile birlikte bir  yemekte buluşurlar. Hoş beşten sonra herkesler kendilerine göre konuşmalar yaparlar misafir konumundaki Özer’e de   “ya Kıbrıs Türk halkı”  falan diyerek sorarlar. 

Ve Özer konuşmasına şöyle başlar:  “Biz her şeyden önce Kıbrıs’ta ya  Galatasaraylıyız ya Fenerbahçeli yahut Beşiktaşlı.  Diğer tanımlarımızla tanıtmalarımız bunlardan sonra gelir…”

Ve galiba gerçeği söyler ki Cumartesi akşamı oynanan Fenarbahçe-Galatasaray’ın şampiyonluk maçı bunun ispatı olur,   memleket bu maça kilitlenir.

Sonuçta bizim Fener kıl payı Şampiyonluğu kaybeder. Dolayısıyle kıl payı Galatasaray şampiyon olur.  Ve geride kaybedenlerle  kazananlar,  sevilenlerle üzülenler kalır

Mücadeleye Fenerbahçeli oluşumuz açısından bakarız ve karnımızdan konuşuruz:  “Demek ki  büyük kitlesel inançlar her zaman     kazanmak   için yeterli değildir.   Ancak kaybetmek  de   bir son değildir.  Aksine yeni kazanımlar için yeniden bilenmektir…”

Çıktığımız Kıbrıs davasında olduğu gibi:  1963’de kaybettiydik!  1974’de Güney’i kaybettiydik ama Kuzey’de bir  Vatan kazandıydık.  1983’de Devlet olduyduk.  Az kalsın Annan planı ile kaybedecektik,  kıl payı atlattık. Şimdilerde ve yine  “bir grup “Kıbrıslılık”  efkârı ile yola çıkan  insanlar, adadaki tüm kazanımlarımızı kaybetmek üzerine oyun oynuyorlar! 
Bereket versin hem çok azınlıktalar hem de çok cılızlar.  Sadece bir kusurları var:  Vuvuzella gibi ses çıkartıp kafa ağrıtıyorlar! 

*****

ANKETLER VE SONUÇLARI

Geçen haftaya  Kadem’in anketi damgasını vurduydu. Toplumda  “kökleşmiş”  gibi farz edilen belirgin görüşlere karşılık,  sonuçta çoğunu yıkan bir anket olduydu. 

Hatırlatalım ama:  Öncesinde de Havadis gazetesinin yaptırdığı bir anket vardı.  Orada da  ayni sürpriz sonuçlarla karşılandıydı.  Mesela zannediliyordu ki memlekette herkesler iki devlete karşıdırlar. Çünkü karşı cephenin yüksek çıkan sesleri öyle duyuluyordu!

Oysa öyle değildi ve hatta  “birleşik Kıbrıs”  bile iltifat bulmuyordu. 

Kadem’in çok daha kapsamlı olan anketinden anladığımız da  “toplum katlarında yüksekten çıkan seslerle medyada yer alan haberlerin çokluk gerçekleri yansıtmadığıydı.”  Bu sonuca,   Kıbrıs Türk halkının hâlâ çok sağduyulu olmaya devam ettiğinin ispatında   bir mim koyun.

Ve şunu anlayın.  Kuzey’deki Türk halkı tüm sıkıntılı sorunlarına karşın siyasi tercihini,  yine  Kuzey Kıbrıs’ı  vatan olarak kalıcılığı ile çözüme taşıyacak bir statüden yana tavır koymaktadır. 

Buna karşılık bu inancını  “”yönetim kadroları ile Kurum ve kuruluşlarına ayni paralellikte yansıtmamaktadır. Başta Hükümet olmak üzere hiç birisine güven duymamaktadır. Buna karşılık   iç barışa özlem çağrışımını  disiplin ve otoriter yapısıyla çalışan  Polis Teşkilatına olan güveniyle yansıtmaktadır.  Yani halk ne sanıldığı gibi sendikal eylemlerin destekçisi olmaktadır ne hırgürü onaylamaktadır…        

 ****

TRAFİK HAFTASINDA BİLE

Evet o hafta içinde bir akşam bir arkadaşın arabası ile  Mağusa’dan Yeniiskele’ye gidiyorum.   Güzergâh henüz inşaat halinde.  Çemberler bitirilmemiş.  Işıklandırma yok. Yani bu yolda giderken çok dikkatli olunması gerekir.

Ancak bu  “dikkat”  sürücünün görevi.  Çünkü söz konusu olan canı malı,  başkasının canı malıdır.   Buna karşılık bir görev de  her zaman   “yetkili”  olup  “sorumlu”  olmayan  Devletin,  polisin,  yol çalışmalarını yapan  firmanın olmalıdır.  Tek kelimeyle ifade edeyim.  “Yoktular!”

Çemberlere  yaklaşmadan önce  (ki hemen ardı ardına çemberler yapılmış)  belirgin  ışıklı uyarı düzenekleri  konmamış!  Olanlar cılız ışıklı lambalar!   Çemberlerdeki trafik işaretlerinin fosforları yeterli değil,  arabaların kısa farlarında görülmüyorlar!   Az biraz süratli gittiniz miydi   burun buruna gelmeden hiçbir   çemberi önceden  görmeniz mümkün değil…

Kısaca:  Yine Allahınan canına kalmış bir yol olayı yaşanıyor.  Bilen biliyor kendini koruyor,  bilmeyen şimdilik ölümlü kaza yok ama çemberlere bindirip mal zararına uğruyor…  Yani hâlâ  “insan devlet içindir”  inadı sürüp gidiyor…  Bu zihniyet inanın ki gerçekte tüm yönetselliğin açmazlarında yansıyan bir kanserojen tutum oluyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.