1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Geçinemiyoruz
Geçinemiyoruz

Geçinemiyoruz

Son yıllarda sürekli duyduğumuz bir kelime “şiddetli geçimsizlik”. Her yıl yüzlerce evli çift anlaşamadıkları, geçimsizlik yaşadıkları gerekçesiyle boşanıyor. Peki nedir bu “şiddetli geçimsizlik”? Ve neden anlaşamıyoruz?

A+A-

Sosyolog ve Aile Danışmanı Ayça Kurnaz, son 7 yılda yaşanan ayrılıkları ve nedenlerini Haberal Kıbrıslı’ya değerlendirdi. Kurnaz, çiftler arasında yaşanan en büyük nedenin şiddetli geçimsizlik olduğunu ifade ederek, şiddetli geçimsizliğin en büyük nedeninin ise çiftlerin birbirlerini tanımadan evlilik yapmasından kaynaklandığını kaydetti.

Ailelerin, toplum baskısı nedeniyle gençlerin birbirlerini tanımadan evlenmelerine neden olduğunu ifade eden Kurnaz, gençlere birbirlerini tanımaları için daha fazla zaman tanınması ve kişilerin birbirlerini iyice tanıdıktan sonra evlilik kararı almaları gerektiğini söyledi.

Abbas ELMAS

Uzman Sosyolog ve Aile Danışmanı Ayça Kurnaz, her yıl artış gösteren boşanmaları gazetemize değerlendirdi. Kurnaz’ın son 7 yıl içinde mahkemeler tarafından boşanmayla sonuçlanan davaları esas alarak yaptığı değerlendirme şöyle:

“Geçmişte daha uzun yıllar evli kalan çiftler bugünlerde neden kalamıyorlar? Bu sorunun birçok nedeni var, birkaç nedene bağlı kalmak, bu sorunu sığ olarak görmemize neden olur. Evlilik yemininde ‘iyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta’ diyorlar ve her türlü koşulda birbirlerinin yanında olacağına söz veren çiftlerin, bazen 3 ay sonra, bazen 1 yıl sonra, bazen daha uzun yıllar sonra, evlilik sarayında başlayan hikâyeleri Aile Mahkemeleri’nde son buluyor.

Anlaşarak ayrılık

Son 7 yılın mahkeme verileri incelendiğinde boşanmalarda her geçen yıl artış olduğu görülmektedir. Mahkemeye sunulan boşanma nedenlerine bakıldığında ise en fazla görülen neden olarak ‘Evlilikleri en az bir yıl sürmek koşuluyla bir taraf öteki tarafın davasını kabul etmişse’ gibi bir ifadenin olduğunu görüyoruz. Bu ifade bize boşanmaların büyük bir kısmının anlaşarak yapıldığını ve boşanma nedeni olarak herhangi bir neden ileri sürmediğini göstermektedir. Anlaşarak ayrılan çiftlerin genellikle birbirleriyle anlaşamadıkları, geçimsizlik yaşadıkları için birbirlerini ikna ederek boşanma yoluna gidebildikleri görülmektedir. Başka bir ifadeyle bu çiftler neden anlaşamadıklarını açıklamak yerine, anlaşarak ayrılmayı tercih etmişlerdir. Bu neden sonrasında gelen boşanma nedeni ise ‘şiddetli geçimsizlik olup’ birçok evliliği bitiren bir nedendir. Peki nedir bu ‘şiddetli geçimsizlik’? Ve neden anlaşamıyoruz?

Yıllara göre boşanma sayıları:

 

Boşanan çiftlerin sayısı

2007

548

2008

571

2009

669

2010

206

2011

739

2012

803

2013

818

 

Yıllara Göre Boşanma Nedenleri ve Sayıları:

Boşanma Nedenleri

2007

2008

2009

2010

2011

2012

2013

Zina

1

1

-

-

3

1

-

Cana Kast ve Fena Muamele

1

1

-

-

3

-

-

Cürüm ve haysiyetsizlik

-

-

-

-

1

1

1

Terk

22

14

10

18

17

12

16

Akıl Hastası

-

-

-

-

-

-

-

Şiddetli Geçimsizlik

276

248

165

174

215

196

191

Ayrı Yaşama

12

8

12

30

27

35

21

Evlilikleri en az bir yıl sürmek koşulu ile bir taraf öteki tarafın davasını kabul etmişse

 

 

 

236

 

 

 

299

 

 

 

482

 

 

 

481

 

 

 

473

 

 

 

558

 

 

 

589

Evlilik Akdinin Geçersizliği

-

-

-

2

-

-

-

Toplam

548

571

669

706

739

803

818

 

Yanlış tercih veya mizaç farkı

Boşanmanın nedenlerinden biri ‘yanlış tercih veya mizaç farkı’ olabiliyor, kişilik olarak birbirlerine uygun olmayan, aynı zevkleri paylaşmayan çiftler ya birbirlerini yeteri kadar tanımadıkları ya da ‘değişir’ düşüncesiyle evlilik kararı alabildikleri görülmektedir. Ama maalesef kimse değişmiyor ve bu ümitle evlenen çiftler, ortak bir yaşam alanı paylaşamadıkları için boşanabiliyor.

‘Birbirini yeteri kadar tanıyamama’ noktasında devreye aileler giriyor. Aileler çevre ve kültürel baskılardan dolayı gençlerin yeteri kadar birlikte zaman geçirmelerine izin vermiyor ya da nişanlanmak kaydıyla izin verebiliyor. Bu durumda bırakılan gençler ise erken kararlar verip bilmedikleri ve tahmin etmedikleri bir yolda kendilerini yalnız ve mutsuz bulabiliyorlar. Yani bir başka sebebimiz ‘toplum baskısından ve aile baskısından kaçmak’ için evlilik kararı verilebiliyor. İnsan değişen bir varlık. 20 yaşındaki bir gencin beklentileri ile aynı gencin 30 yaşındaki beklentileri çok farklıdır. Bu yüzden erken yaşlarda yapılan evliliklerde bireylerin beklentilerinin değişip farklı yönlere gitme ihtimalleri daha yüksektir.

Stresin artması

Başka bir neden olarak modernleşen dünyada gelişen teknolojiyle de beraber stres faktörlerinin artması ve bireyin ‘tahammül seviyesinin çok düşmesidir’. Evlilikle beraber sadece kendinden sorumlu olan birey, bir ailenin sorumluluğunu almakta ve bazen bu sorumluluk altında ezilebilmektedir. Özellikle ailelerin çocuklarını fazla korumacı büyütmeleri ve almaları gereken sorumlulukları zamanında vermemeleri bunun en büyük nedenidir. Yani ‘ailelerin çocuklara yeterli sorumluluk vermemesinden dolayı’ evlilik sorumluluğunun altında ezilen kadınlar ve erkekler yüzünden evlilik sona erebilmektedir. Bütün işi ve sorunları ailesi tarafından çözülmüş bir birey aile sorumluluğunu kolay kolay kabullenemez, kaldıramaz ve bu onun suçu değildir. Bu yüzden aileler zorluk çekmemeleri için çocuklarının sorumluluklarını kendi üzerlerine almamalı ve çocuklarını “gerçek hayata” hazırlamalıdırlar. Aksi takdirde sağlıklı ilişkiler, sağlıklı evlilikler ve sağlıklı aileler kurulamaz.

İnternet çok fazla hayatımızda

Bunun yanında gelişen teknolojiyle beraber internet ve sanal ortamların insan hayatında çok fazla yer alması da insanların gerçek ilişkilerine yeteri kadar önem vermesinin önüne geçmekte, aile ile geçirilecek zamanın internette sanal ortamda geçirilmesiyle aile ilişkilerinin bozulmasına neden olmaktadır. Yeteri kadar zaman geçiremeyen çiftler birbirlerinden uzaklaşmakta ve ilişkileri bozulabilmektedir. Gene benzer bir sebep olarak ‘ailelerin ilişkilere ve evliliklere fazla karışması’ da sorunların daha da büyümesine ve çözülmez bir hale girmesine sebep olmaktadır. İlişkiyi yaşayan kişiler sorunlarını sağlıklı iletişim kurarak çözmeye çalışmalı, çözemedikleri noktada ise aile danışmanlarından destek almalıdırlar. Ailelerin sorunlara karışması kimi zaman olumlu sonuç verirken, çoğu zaman objektif yaklaşılamadığı için sorunların büyümesine neden olur.

Kadının iş yaşamına girmesi

Boşanmaları arttıran başka bir neden olarak ‘kadının iş yaşamına girmesi’ de sayılabilir. Daha önceleri ekonomik bağımsızlığı olmayan kadın mutsuz olsa dahi evliliği sürdürmek zorunda iken, bu bağımsızlığı kazandıktan sonra boşanmaya daha kolay karar verebilmektedir. Bunun yanında boşanmayla ilgili toplumsal baskının bir nebze de olsun azalması da toplum uğruna evli kalan çiftlerin ayrılma yolunu seçmesinin başka bir nedenidir.

Kimi çiftler ise evliliğe hazır olup olmadıklarına bakmaksızın ‘toplumsal hayatın bir gerekliliği’ olduğunu düşündükleri için evlilik kararı alabilmekte evlilik sorumluluğuna hazır olmadıkları zaman ise sorun yaşayabilmektedirler.

Peki, boşanmalar nasıl azalabilir? Daha doğrusu sorulması gereken soru ‘sağlıklı aileler nasıl kurulabilir’ olmalıdır? Burada yine ailelere çok büyük roller düşüyor. Çünkü sağlıklı ailelerin kurulabilmesi, sağlıklı bireylerden oluşmasıyla ilgili… Aileler; sorumluluk alabilen, kendine güvenen, yardım sever ve ne istediğini bilen bireyler yetiştirirlerse ve gençlerin doğru zamanda ve emin olduktan sonra evlilik kararı vermelerini desteklerlerse, sağlıklı kararlar o zaman verilebilir.

Amacımız boşanmaları azaltmak değil doğru kararlar verip sağlıklı evliliklerin kurulması olmalıdır.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.