1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. GEÇMİŞ İLE YAŞAMAK VE YAŞLANMAK
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

GEÇMİŞ İLE YAŞAMAK VE YAŞLANMAK

A+A-

Geçmişi kirli olan bir toplumun, geleceğinin aydınlık olabilmesi için önce geçmişini temizlemesi lazım…

Kendi kendisiyle hesaplaşması ve bu kirli sistemi kuranlara hesap sorması gerekir…

“Kuranlara hesap sorması” derken beni kimse yanlış anlamasın ve yazıyı “kendi kendisiyle hesaplaşması gerekir” yerini atlamadan iyice okusun…

Tüm sorumluluk sistemi kuranların üstüne yıkılmamalı, çünkü sistemi kuranları bir köşede sessizce izleyenlerde, en az onlar kadar bu oluşan durumdan sorumludurlar…

Yıllarca bu sessizlik kimine menfaat olarak geri döndü, kiminin de hayatını yaşanmaz hale getirdi…

Ama gerçek olan bir şey varsa, o da geçmiş ile yaşayıp, geçmiş ile yaşlandığımızdır…

Tek yaptığımız şey, hiç durmadan çenemizi oynatmak…

Kendimi bildim bileli herkes sistemden şikayetçi…

En azından benim çevremde…

Ama iş ciddiyete binince, “e hade son bir şans daha verelim” noktasına geliniyor…

Sonuç ise, yine hüsran, yine şikayet… 

Bencillik yapıp sizlere, “geçmişini sakın unutmayınız” demeyeceğim…

Çünkü bu toplum, 74 öncesi ve 74 sonrası diye ikiye bölünmüş bir geçmişe sahip…

Fakat 74 öncesinde yaşanılanlara karşı verdiği mücadelelinin dörtte birini, 74 sonrasında yaşanılan olaylar karşısında veremedi…

Yani 74 öncesi verilmesi gereken mücadele verildi ancak 74 sonrası verilmeyen mücadele bizi bu noktalara getirdi…

Bizim hem kendimize, hem de sistemin kurucularına sorması gereken hesap 74 sonrasında yaşılan ve yaşatılanlarda…

Bize kimler ihanet etti, kimler bizi yarı yolda bıraktı?

Ve biz tüm bu yaşanılanlara neden seyirci kaldık?

İşte cevaplanması gereken sorular bunlar…

60 Cumhuriyeti’nden bizi dışlayan Yunan Cuntası ve onların kuklası olan bir kesim faşist Rumlar olabilir…

Ülkemizi bölen ve adanın kuzeyini de işgal eden Ankara ve ona bu fırsatı veren bir kesim faşist Kıbrıslı Türk olabilir…

Fakat bu onurlu duruşumuzdan vazgeçmemiz ve bu durumu kabullenmemiz anlamına gelmiyor…

 “Temiz bir sayfa açalım” diyerek başlayan maceraların, nasıl karanlık sonuçlar ile bittiğini hep beraber gördük ve yaşadık…

Peki, Kıbrıs Türk Toplumu akıllandı mı?

Hiç sanmıyorum…

Çünkü hala bu sistemin kurucusu olan Ankara’yı baş sorumlu olarak görmüyor ve burada sözde demokrasi ile gerçekleşen seçimlerle sorunların çözüleceğini sanıyor…

Tabii ki seçimlerde yaptığımız ve bundan sonrada yapacağımız tercihler önemli…

Ancak bunu geçmişimiz ile yüzleşerek ve gerçekleri kabul ederek yapmalıyız…

Aksi takdirde, sözde “KKTC” devletinin başına getirdiğimiz parti ve/veya partilerin daha görev süreleri dolmadan hükümetten kaçtıklarına bir kez daha tanıklık etmiş oluruz…

Toplum olarak önce ne istediğimizi bilmeliyiz…

Son model arabalar mı, lüks villalar mı, dolgun maaşlar mı yoksa onurlu bir yaşam mı?

Hangisi istiyoruz? 

Maaşlarınız 2 gün gecikti diye isyan edecekseniz, zaten baştan teslim olmuşsunuz demektir…

Dolayısıyla bu yazıyı okumanızın da bir anlamı kalmıyor…

Unutmayın, biz ne talep edersek, siyasilerde onu vaat ederler…

Örnek vermek gerekirse, “KIB-TEK özelleşsin” dersek, yarını bırakın, bugünden ihaleye çıkarlar…

Ama “KIB-TEK özerkleşsin dersek” rahatsızlık veririz…

Ve bu rahatsızlığın sonucunda bize ait olan bir kurumumuzun yabancı bir sermayeye satılmasını engelleriz…

Çünkü dünyadaki birinci güç halktır…

Şimdi kime oy vereceğimizi düşünme zamanı değil, ne istediğimize karar verme zamanıdır…

Kararını ver Kıbrıslı!

Ya onurlu bir yaşam, ya da onursuz bir hayat… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.