1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Geçmişi yitirmenin hikayesi
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Geçmişi yitirmenin hikayesi

A+A-

 

 Yunus Çavuş aradı… “Komutanım, kaç gündür size ulaşmaya çalışıyordum” dedi… 

   Yahu biz asker miyiz? Çavuş nereden çıktı?

   Komutanlık neyimize!

   Yunus Çavuş, Girne’de işadamı Yunus Menteş… Asker arkadaşım… Bizden bir celp geriden gelmişti. Öğretmen Koleji mezunuydu ama sonradan öğretmenlik yerine, özel sektörü tercih etmişti…

   Telefondaki sesi çok üzgündü… Heyecanlıydı… 

   Geçen cuma günü KIBRIS gazetesinde trafik kazasında yaşamını yitiren 82 yaşındaki adam haberini okuyup okumadığımı soruyordu… 

   Evet, okumuştum, hatta “kim bu adam, bir yerden tanıyorum, ama nereden?” diye de kendi kendime sorular sormuş, sonrasında “eeeeehh, kim isterse olsun, n’olacak yani!” deyivermiştim.

    Yunus, “İbrahim amca, İbrahim Çavuş komutanım, bizim bölükten” deyince, jeton düştü…

    1990’lı yılların başlarıydı… Erenköy’deki askeri birlikten, Yedidalga’dakine gelmiştim… Bu birlikte, mutfakta bize nefis yemekler yapan bir kadın görevliyle birlikte, bir de İbrahim amcamız vardı… 

   Çoluğu çocuğu yoktu… Hafta arası bölüğün üst kısmındaki odacıklardan birinde yatıp kalkıyor, mesaisine gidip geliyordu… Cumartesi öğleyin biten mesaisiyle birlikte de karısının yanına, Zümrütköy’e dönüyordu…

   Çok konuşmazdı… Aslında çok Türkçe de bilmezdi açıkçası… Ama namazını kılardı. Zaten kaza geçirdiği akşam da camiden evine dönüyormuş.

   Yunus “cenazesine gidebilirdik komutanım” dedi…

   O an resmen utandım, yıkıldım… 

   Ve ağladım…

   Günlerce yemeğini yediğimiz, birlikte askerlik yaptığımız ve çok sevdiğimiz; bizi de çok sevdiğinden hiç şüphemiz olmayan İbrahim Çavuş’u unutmuştuk…

   İbrahim amaca en çok yaşı gereği emekli olacağına üzülüyordu.

   Yanılmıyorsam askeri işçiydi.

   Ama, eski zamanlarda, mücahitlikten kalmaydı.

   Muziplik olsun diye İbrahim amcaya gece nöbeti yazıyorlardı… 

   Yazık, o yıllarda 60 yaşlarındaydı… Gece soğukta, elinde bir de G3 adama nöbet mi yazılırdı Allah aşkına? Ama askerlikte bu türden muziplikler olmasa, gün geçmeyecekti…

   Yunus, bölük komutanımıza bunun doğru olmadığını anlatma cesaretini gösteren tek kişiydi. 

   Ferhat yüzbaşı, göstermelik de olsa, İbrahim amcaya “çavuş” rütbesi vermişti…

   O zamanlar sarı kırmızı renkliydi galiba; iki pırpırcığı koluna taktığında yaşadığı mutluluğu yüzünde görenler asla unutamazdı.

   Ama unuttuk işte…

   Gazetede haberi okuduk, “yahu kimdi bu adam, nereden tanıyoruz?” diye sorduk ama hatırlayamadık.

   Yunus da katıldı bu tespite…

   Biz İbrahim Erdoğan adıyla biliyorduk… Akçebel soyadı da varmış.

   Nerede, nasıl toprağa verildiğinden bile haberimiz yok.

   Yunus, “gelip seni alayım, en azından bir gün mezarına gidelim komutanım” dedi.

   Gidelim be Yunus…

   Eskide kalmasın bazı değerlerimiz…

   Büyüklerimizi, hele hele asker ocağında bize büyük emeği geçen İbrahim amcamız gibileri, unutmayalım.

   Evet, eskide kalmasın değerlerimiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.