1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Geçmişte daha mı mutluyduk?
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Geçmişte daha mı mutluyduk?

A+A-

Yine geçmişi konuşmak, yine geçmişten bahsetmek, yine geçmişi yazmak istiyorum.

Günümüz mutluluk ve huzur vermiyor çünkü.

Yıllarca selamlaştığınız, şakalaştığınız birinin “intihar” haberini yazmak, okumak nasıl bir duygudur ki?

Geçmişte intiharlar yok muydu?

Elbette vardı var olmasına ama bu kadar yaygın değildi.

 “En iyiler genellikle intihar ederler / sadece kaçmak için / ve geride kalanlar / Asla tam olarak anlayamazlar / neden biri / onlardan kaçmak istesin ki…!”…

Charles Bukowski’nin şiiri.

Günümüzde mutlu olamıyoruz ne yazık ki…

Otur, sabaha kadar say mutsuzluk sebeplerini.

Öyle alışmışız ya da alıştırılmışız ki; yaşamak için borçlanıyoruz ve yaşamak için “zorla” ilişkilere mahkum oluyoruz…

Oysa, ne gereği var ki!

Geçmişi düşünün… Geçmişteki “yoksul” sayılan mutlulukları… Evet yoksulduk, yoktu bir şeyimiz, yoktu orada burada gösterişli tatillerimiz, şatafatlı otomobillerimiz ama bir aradaydık! Sevgiyle kucak kucağaydık.

İnsanlar geçmişteki mutluluklarını neden ararlar?

Acaba diyorum;  insanlar yaşlandıkça, çocukluklarındaki gamsız, kedersiz günlerde mi kalır tek mutlulukları?

Savaş vardı yahu bizim çocukluğumuzda.

Silahlı insanlar öldürmek için beklerdi. Tam 38 sene önce bu hafta yaşadıklarımız “mutsuzluk” sebebi olmalıydı. Ama değildik! Bugüne kıyasla, etrafımda 13 insanın öldüğü, kan – toz, bomba kokuları ve silah sesleri ile dop dolu Gaziveren’deki ilkokulun orta odasında bile çok daha mutluyduk!

Evet, ölüm de vardı etrafımızda; ölülerin üzerine basa basa kaçmak da vardı ve ne gariptir; hatırladığımda; mutluyduk. Çünkü, o ölümler, bizim geleceğimizi inşa edecekti! Çünkü o ölümler; ileride bizim mutluluğumuz içindi!

Olmadı işte… Boşuna gitti insanlar. Yani, bu günler için öldüklerini bilseler; ölürler miydi diye de soramayız ya o da ayrı bir saçma ve derin konu!

Sevgi vardı yüreklerimizde.

Ya da çok küçüktük, nefreti öğrenmemiştik henüz!

Nasıl öğrenmemiştik kardeşim!

İlkokulda “Kin” şiirini bilmeyenimiz mi vardı?

Yapmayın, “Kin” öğretildi bize ama yine de kin tutmadık…

Kini öğrettiler ama “Nefreti” sonra öğrendik.

Konuyu azacık “tatil moduna” çekelim…

Kastı bu mesele! Sıktı! Gerdi!

Geçenlerde 5 bin Avusturyalı öğrenci grubu ağırlandı Kuzey Kıbrıs’ta…

Onları ağırlayan Acapulco yetkilileri ile sohbet etmiştik.

“Çocukların içlerinde nefret ve şiddet yok” demişti bir tanesi…

Öyle öğrenmişler…

Öyle öğretilmiş kendilerine…

Kan görmemişler; gösterilmemiş onlara…

Kimse, kan ve ölüm üzerine nefreti aşılamamış…

Üstelik de, Avrupa’da faşist partisi en güçlü ülkelerden birinden gelmişlerdi…

Faşizmin “kin ve nefrete” dayalı ideolojisini almış olsa da “zekadan yoksunları”; o pırıl pırıl çocuklarda hep gülen yüzler gördük.

Birileri bir şeyler yapmalı. Birileri, bizim mutluluğumuz için de uğraşmalı. Çözüm üretmeli. Gülümseyerek.

Hep gerginiz. Geriliyoruz.

Oysa; geçmişi düşünün…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.