1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Gençleri teşvik mi yoksa hayata mahkum etmek mi?
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gençleri teşvik mi yoksa hayata mahkum etmek mi?

A+A-

KKTC gündemine oturmuş haberin birisi özetle şöyle: 1. AÇIKLAMA: Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası araştırma yapmış. Sonuçlar felâket! Geçen yıla oranla bu yıl kapanan işyerlerinde yüzde 50 artış var. İlgili hukuk davaları yüz bine ulaşmış! Kapısına kilit vurulan işyerleri 2012 yılında 2 bin 400’e ulaşmış… 2. AÇIKLAMA: “Esnaf Ve Zanaatkârlar Odası, Vakıflar Bankası ve Ekonomi Enerji Bakanlığı aralarında bir protokol imzalayarak Üniversite Mezunlarına İşyeri açabilmeleri için teşvik edilmeleri kararını aldılar… Buna göre verilecek krediler artırılıyor, 1 milyon 400 TL’den 2 milyon 200 bin TL’ye çıkartılıyor… Enerji Bakanı Sunat Atun yaptığı açıklamada, hedefin ülke ekonomisinin önemli aktörlerinden olan Esnaf Ve Zanaatkârlarla, küçük ölçekli işletmelere can suyu vermek olduğunu söyledi… ŞİMDİ: Gelin, elinizi Rodin’in “düşünen adam” heykeli gibi şakağınıza koyun ve başlayın düşünmeye.

Bir yanda Esnaf Zanaatkârlar raporlar yayımlayarak “kanlarının çekildiğini, tüm KKTC’de binlerle ifade edilen işyerinin iflas edip kapandığı, bu nedenle mahkemelerde 10 bin dava dosyası biriktiğini, kimselerin vergi beyanında bile bulunmadığı falan söylüyor, öte yandan üniversite mezunlarına her halde ileride batıp gitsinler diye olmalı, yeni işyerleri açmak için krediler dağıtılması kararının alınmasına katılıyor!

Şimdi denecek ki “ne yani bırakalım da gençlerimiz işsizlikten göç yollarına mı düşsünler, canlarına mı kıysınlar?

SÜMME HAŞA: Biz ki ikide birde “ne olacak gençlerimiz” diyerek sızlanıyoruz, sorunları hasbelkader yazıp söyleyip ortalara koyuyoruz… Hiç Gençlerimize bu adada yaşam hakkı vermek hedefinde düşünülmüş ve alınmış bu tip kredilendirme kararlarına karşı çıkar mıyız?

FAKAT: “İş yok ağalar, iş yok!” Sorun gençlerin işyeri açamaması değil, açılan işyerlerinin iş yapamamasıdır.

Nitekim hep yazıyoruz. Bir sabah geçerken yoldan bakıyorsunuz bir iki genç bir dükkân açmışlar, siftah edecek müşteri bekliyorlar kapıda. O umudu, o heyecanı iyi biliriz… Yolunuzdur, her gün geçerken yeni açılan işyerini gözlemeye devam edersiniz… Onlar hep dükkânlarının kapısında müşteri beklemektedirler. Sonra bir gün müşterisiz ve işsiz geçen günlerini doldurmak için o kapının önüne bir tavla attıklarını görürsünüz. Ve o acı son: Kısa süre sonra dükkânın vitrin camına yapıştırılmış duyuruda iri harflerle yazılmış şu cümleyi okursunuz: “Kapanıyoruz, maliyetine satış, büyük ucuzluk…” Yüreğiniz “tık” eder! Bir acılı duygu sarar beyninizi! Çünkü bilirsiniz ki bir var olma umudu daha iflas etmiştir!

*****

SORUN BÜYÜKTÜR

Kuzey’deki nüfus politikası kıyasıya eleştirilir, TC’ler için “defolup gitsinler” denir hatta Asil Nadir adaya geldiğinde, “go home Nadir” diye bazı gazetelerde manşetler atılırken; diyorduk ki “Devlet dediğiniz biraz da nüfustur. Eğer İngiliz Rum ikilisi bizi bu adada ezmiş, horlamış dışlamışsa, “camaat” esamesinde bir azınlık olduğumuz içindi!

Ki siyasi yönden o yüz bin kişilik Kıbrıs Türk Cemaatı ile ne köy olurdu ne kasaba! Kaldı ki “devlet olacaktık!” Ha olurduk… Ankara tutardı elimizden, koyardı cebimize paraları, yedirir içirirdi, biz de dünya aleme “devlet tafrası” keserdik! Zaten hep öyle oldu…

Kabul edelim ama: Eğer bugün “battı denilen bir ekonomimiz varsa çarklarını döndüren o TC’den gelen yoğun nüfus oldu. Yüz bindik tutun ki otuz sekiz yılda üç yüz bin oluverdik! Şu anda nüfus sayımı yapılsa her halde bu üç yüz bini de görmeyiz!

BU NÜFUSLA DEĞİRMEN BİLE DÖNDÜREMEYİZ: Daha önce yazdıktı. Ekonomin çarklarını çevirmek için talep edenlerin arz edenlerin kat katı olmaları gerekir bir, ihracat yapmadan ekonomi olmaz iki… Şunu da yazdıktı: Eğer sigortalar battıysa gelirlerinin giderlerini karşılayamamasındadır. Yani bir başka ifadeyle gelirli yeterli tutacak sayıda sigortalı yoksa, giderleri karşılamak mümkün olmaz… Tarım kesimi de öyledir. Üretilen, üreticinin elinde kalmaktadır. Çünkü ne piyasada yeterince talep vardır ne üretilenler yeterince ihraç edilebilmektedirler… Bir kentte iki tane supermarketin varlığı ötesi tüm küçük ölçekli işyerlerine “paydos” düdüğü çaldırır! KTHY’ları biraz da yeterince uçuracak yolcu kapasitesine ulaşamadığından battıydı… Ve her zaman ne diyorduk? Bu toplumda şu meslek için yüz kişiye ihtiyaç varsa yüz birincisi her zaman fazla olacaktır… *****

GELELİM GENÇLERE KREDİ KARARINA

Yeni bir olay değildir. Fakat çare olmadığı da ortadadır. Kaldı ki ödeyemedikleri kredi borçlarından dolayı… İşte bizzat Esnaf Ve Zanaatkârlar söylüyor. Mahkemelerde binlerce dava dosyası birikti!

SON SÖZ: Tabi ki gençler teşvikler göreceklerdir… Fakat onları teşvik edeceğiz derken “mahkemelik” ediyor, iflaslarla karşı karşıya bırakıyorsanız… Günahları boyunlarınıza!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.