1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. "Gençlik" dedik de
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

"Gençlik" dedik de

A+A-

Kendi ülkemizden söz ediyoruz.  Eğitim sistemleri,  ders müfredatları ne olurlarsa olsunlar.   Gençler her devrede içinde yaşadıkları siyasi ve ekonomik koşullara uygun olarak yetiştiler.

Denecek ki  “zaten müfredat ve önüne  “milli”  kelimesi getirilen eğitim sistemleri de zamana ve koşullara uygun oluşturulmuyor mu? 

ANLATALIM.  Yıl tutun ki 1950’dir.   Henüz Namık Kemal Lisesi kurulmamıştır.  Mağusa surlar içinde  bir İlkokul vardır  (Gazi İlkokulu)   bir de Kız Sanat okulu...  

İngiliz Sömürge dönemi yaşanmaktadır ki bazan camiye Türk bayrağı çekilmesine bile izin verilmemektedir. Ve işte o koşullarda hem 19 Mayıs Ulusal  Gençlik ve  Spor Bayramı kutlanacaktır hem de spor etkinlikleri gerçekleştirilecektir. 
 Yer bugünkü Cambulat Sahası denilen  “o yıllardaki ismi ile  “Cirit Meydanı”dır.  Henüz tribünler yoktur.  Sahanın yanından  taşlı yol geçmektedir. Yenikapı açılmamıştır.  Halk etkinlikleri sahanın kenarından hisarların üzerinden  ayakta durarak izlemektedir.  Yenikapı’ya tarafındaki kalenin olduğu yere biri İngiliz biri Türk iki bayrak çekilmiştir.  İngiliz Komiseri ve o dönemlerin bazı  üst kademe  “zevatı”  için protokol gereği  koltuklar konmuştur.

Önce Gazi İlkokulu öğrencileri mesela   İsmet Veziroğlu yönetiminde ritmik hareketlerini yapmışlar sonra  “Sarı Zeybek”i  oynamışlardır.  Ve Türk Gücü Kulübü gençlerinin katıldığı Atletizm gösterileri başlamıştır. Yüksek atlamadan gülle atmaya,  yüz yarda koşularından disk atmalara varıncaya kadar. Sonra eğlenceli oyunlara geçilmiş Torba Koşusu, Yoğurt Yeme Yarışı,  İp Çekme,  potin kayık yarışlarına varıncaya kadar akla ne gelirse!
  Bir öğleden sonra etkinliği öyle bitmiş akşam  “Çarşı Meydanı”ında  (Namık Kemal Meydanı)  toplanan Mağusa Halkı  Türk Gücü Kulübünün hanay balkonundan söylevleri,  şiirleri dinlemiş ardından  “meşalelerle ve Dağ başını duman almış marşı söyleyerek Mağusa surlar içini turlamışlardır… 

****

Bu etkinlikler mevcut eğitim  müfredatında,  Eğitim sisteminin hiçbir yerinde yoktular.  İngiliz Sömürge İdaresi’nin zamana zemine,  politik gelişmelerle stratejisine uygunluğunca ve izni oranında yapılmışlardır…  Mağusa halkının inisiyatıfı ile oluşturulmuşlar,  gençler gönül sevgileriyle katılmışlardır.   

****

Tutun ki yıl 1958’lerdir.  Namık Kemal Lisesi Türkiye’nin İngiliz’le Kültür anlaşması sonucunda çoktan kurulmuştur. Türkiye’den gönderilen değerli öğretmenler ders vermektedirler. Kimya, Tarih, Fizik,  edebiyat,  Rumca,  İngilizce,  cebir,  geometri… 

Türkiye’deki müfredat neyse Kıbrıs Türk Eğitiminde de odur…

Sadece bir fark vardır.  Yetişmekte olan lise öğrencileri artık EOKA’nın Rum saldırılarına karşı  mevzilerde nöbet de tutmaktadırlar,  TMT üyesi de olmaktadırlar.  Ve artık öğrenciler Kıbrıs siyasi sorununa bilfiil katılarak  mesela sık sık  “ya taksim ya ölüm”  diyerek Mağusa surlar içinde yürümektedirler.

Lisenin her türlü etkinliğine de  bu  “direniş” egemen olmaktadır.  Milli şuur ne   Sağ sol,  ne de  birleşik Kıbrıs,  globalizm  gibi siyasi kavramlar üzerinde  şekillenmemektedir.  Ne Lenin vardır dillerde ne Marks.  Bir tek,  Türk’ün,  Rum emperyalizmine karşı ulusal direnişi vardır.  Ve tek bir önder vardır o da Atatürk’tür.

***

Bunlar da müfredatlarda,  eğitim sistemlerinde yoktur… Fakat yaşatılan mücadele ruhudurlar.  Her Türk’ün davası,  milli mefkûresi oluşlarda…        

 ****

Yıl tutun ki 1959’lardır.  Namık Kemal Lise’sinde duvar gazetesini hazırlıyorum.  İşitip bildiğim bir haberi yazıyorum.  “Türkten Türke kampanyası”  varken ihale ile lisenin yurduna sebze ve diğer yiyecekleri getiren satıcı  bunları Rum pazarlarından almaktadır!  Habere eklerim.  “Bu bir ihanettir!” 

Lisenin müdürü Şakir Soykal Duvar gazetesini denetlerken bir köşeye sıkıştırılmış haberi görür,  beni aratır.  Dişleri birbirine kilitlenmiş gıcırtısını duyarım.  “Eğer bu haber yalansa görürsün ben sana ne yaparım”  der.  “Araştırın efendim”  derim.  Araştırır,  doğru olduğunu saptar ve ihaleyi kazanan satıcıyı uyarır.  “Bir daha böyle bir olay olursa anlaşmayı fesh ederim”  der…  Bana da  “artık işittiklerini yazmadan önce  bana söyleyeceksin”  uyarısında bulunur…

****

Eğitim sistemi yine aynidir.  Öğretmenler de.  Müfredat zaten teknolojik gelişmeler yahut yeni değişimler sonucunda ancak beş on yılda bir kez meselâ Eğitim şuralarında alınan kararlarla ufak değişimlere uğramaktadırlar.

Fakat öğrenciler o öğrenciler değillerdir.  Onlar bir ulusal mücadeleden,  bir ekonomik deneyimden,  egemenlik ve özgürlük yollarını açmak için oluşturdukları  kültürel etkinliklerden geçmişlerdir… 
 Mayaları öyle oluşmuş,  içinde yaşadıkları topluma o şartlanmalarla katılmışlardır. 

****

Yahut yıl 2012’dir.  Ve artık gençler radyo ile televizyonun bile olmadığı dönemlerin gençleri değillerdir.  20. YY. bitmiş,  21. başlamıştır. Kompüter çağı var hızı ile yeni bir dünya yaratıyor. Yetişen gençler bu dünyada yerlerini almak için mücadele ediyorlar artık. Dünün değerleri yok. Belki eğitim sistemlerinde,  müfredatlarda,  özgürlük ve egemenlik kavramlarında çok da büyük değişimler olmamıştır ama insanlar çok ama çok değişmişlerdir…

O kadar değişmişlerdir artık “büyük ülkelerin”   hazırlayıp tüm dünyaya empoze ettikleri hayat şartlarına uymak için eğitim görüyorlar. Siyasi ve ekonomik mücadelelerini de o ülkeler çıkarlarına uygunluğunca yapıyorlar. Çünkü artık yetişen gençler düşünenler değil,  “düşünüp yaratanların,  oluşturup uygulayanların”  yörüngelerinde dönen seyyarelerdirler.  Bilgiler ruhlara, gönüllere,  erdemlere değil,  bir makastan çıkmış hazır giyim modeller gibi direkt beyinlere enjekte edilmektedirler.  

****

Dün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı idi.  Ziya Gökalp’i bir daha hatırladık. Diyordu ki  “gelecekleri görüp değerlendirmek için elimizde rasat aletleri yoktur. Fakat yetişmekte olan gençlere bakarak o geleceklerin ne olacağını söyleyebiliriz…” 

Şöyle bitirelim.  “Gençlere ne verirseniz onu  alırsınız.  İtiraf edelim:  Geleceklerine yönelik  “korkudan”  başka bir şey veremiyoruz!   Ne aş ne iş ne yaşam hakkı güvencesi! 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.