1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Gene 186 numaralı karar
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gene 186 numaralı karar

A+A-

Çağdaş Kıbrıs’ın Kısa Tarihi… Aslı üç cilt olarak yayınlanmış bulunan kitabın, elimizdeki versiyonu, genel okur için yapılmış özetin çevirisi. Alman  yazar Heinz A. Richter’in  çalışmasını Türkçe’ye, Galeri Kültür kazandırdı.

Tarih hakkında konuşurken, genellikle bahsettiğiniz olaylar hakkındaki karşıt kaynakları ne kadar gözden geçirdiğiniz sorulur. Çünkü “tarih” denilen şey, geçmişi bugünün bilgileri ile kendi gününüzde yeni den inşa edip, ondan geleceğe dair ders çıkarmak olarak tarif edildiği için, yazarın yorumu olmazsa, o metne “tarih” değil, “kronik” denilir. İşin içine yorum katılınca, “subjektivite”nin yani yazarın tercihlerinin işe karışmaması ise düşünülemez. Dolayısıyla her “tarih” yazarını tarif eder aslında. Bunun için E.H. Carr, “tarihten önce, tarihçiyi inceleyin” der… Geçmişte sayısız “olay” olmuştur. Bunlar arasında, kendinden sonraki gelişmeleri etkileyen ve hatta belirleyenler, “tarihsel olgu” diye tanımlanır. Tarih de bu “olgu”lar üzerinden yazılır. Hangi olayların, “olgu” niteliğinde olduğuna karar veren ve hatta “sayısız “olgu” arasından hangilerinin, tarihi belirlediğine karar veren de tarihçinin kendisidir. İşte daha “olgu” seçiminde, tarihçinin taraflılığı başlar… 1850’den beri, tarih yazıcılığını bir “bilim” haline getirdiğini iddia eden Von Ranke’nin bizzat kendisinin, “objektiftir” diye sarıldığı Venedik Arşivi’nin, Avrupa’nın en taraflı arşivi olduğu ortaya çıkmıştır sonradan! Yâni “belge” denilen şeyin de tarafsız olduğu ileri sürülemez … O da yazanın subjektifliği ile malüldür.  Tarih yazıcılığı “belgeler”i okumak değil, anlamakla “gerçek”e yaklaşabilir. Anlamak içinse, ele aldığınız dönemin tarihini iyi bilmeniz gerekir. “Tarih,sadece  belgelerle yazılmaz!” , Lucien Febvre…

Tarihte “gerçeğe” ulaşmak, her zaman mümkün olamayacağı gibi konuştuğunuz konuda, “doğru”ya yaklaşmanın yolu da o konuda elden geldiğince çok ve zıt “yorum” içeren, değişik görüşteki yazarların yazdıklarının tümünü okumaya yaklaştığınız oranda “mümkün”e yaklaşır…  Braudel, “tarihçi bir okyanusu içer, bir fincan işer” der…

Richter’in kitabı da çağdaş anlamda Hill’in Kıbrıs Tarihi’nin bir alternatifi olmak iddiasına rağmen, objektifliği, yukarıda yazdığım çerçevede.  “Kıbrıs” dediğinde, “Kıbrıslılar” dediğinde, sadece “Rumlar”ı anladığının sayısız ipuçları var. Ancak, çok değerli bilgiler içeren, önemli bir çalışma. Sayısız ayrıntının yanında, şu ünlü 4 Mart 1964 tarihli BM GK Kararı’nı bir anlatışı var ki ben bayıldım… Meğer sadece biz değil, Kıbrıslı Rumlar da o karardan hiç memnun değilmiş!

Çünkü Richter’e göre, o gün BM’de tek hata bizim Rauf Bey’e ait değilmiş. Rauf Bey, o gün orada, tamam evet; abartılı katliam söylemleri ile Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıkıp, iki devlete ayırarak, taksim etme fikrini öyle bir açık ederek savunmuş ki BM üyelerini, ürkütmüş. Ama Makarios da nerede ise ayni anlamda öyle talepler iletmiş ki Rossidis vasıtasıyla! Garantiler kalksın, kuruluş anlaşmaları feshedilsin, devletin ikili yapısı değiştirilsin diyerek! Her ikisi de kendi tezlerini BM kararları haline getirmeye kalktıklarından, söz konusu karar, işte öyle bilinen şekliyle çıkmış. Kuruluş anlaşmalarına uygun olarak, hükümette oturanı, devletin resmi temsilcisi olarak kabul ediyor amma Garanti Anlaşması’nı ele almayı da reddediyor! Kendi mantığı içinde, “dengeli” imiş…

Okumak lâzım…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.