1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Ghandi’nin Kıbrıs şubesi kim?..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ghandi’nin Kıbrıs şubesi kim?..

A+A-

* Her hafta cumartesi günleri yayımladığım, ancak 20 Temmuz’un yıldönümü dolayısıyla sunmak durumunda kaldığım yazılar nedeniyle “laforizmalar” bugüne kaldı. İlgilenip soranlar ve de “espri yapacak keyfin mi kalmadı?” diyenler için bu minik açıklama.  
   * İstisnasız herkese gazeteciliğini ve yorumculuğunu kanıtlama şansı tanıyan sosyal medyada sayfa sayfa kişisel haberler, yorumlar ve fotoğraflar yayımlanmakta... Bu ülkenin ve toplumun irdelenecek meselesi yok mu kardeşim? Sosyal medya benim bildiğim gibi değil de yoksa bireysel medya mıdır?.. 
   * Bireycilikten kurtulalım, sosyalleşelim, toplumsallaşalım... Herkesin elinin altında yaygın ve etkin bir organ olarak sosyal medya var... Bunun örneğini Gezi Parkı olaylarının ülkeselleştirilmesinde ve toplumsallaştırılmasında gördük. Bu organın etkin gücünden yararlanarak ülkemiz ve toplumumuz için neler yaparız, neler!.. 
   * Önümüzde seçim de var ama henüz hiçbir partinin sosyal medya denen o etkin organı akılıca kullanabildiğini göremedim. Adayların "oyunuzu bana verin" istirhamları dışında!..
   * Sağlığı için beslenmesine büyük özen gösteren İkinci Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talât’ı son gördüğümde oldukça kilo vermiş durumdaydı. Bir süre güneş banyosu yapsa Mahatma Ghandi’nin KKTC şubesi olabilecektir. Gözlükleri de zaten Ghandi stilinde!.. 
   * Son günlerin en ironik siyasal olaylarından biri de sevgili Angolemlilerin yollarının yıllardır tamir yüzü görmemesinden dolayı sokaklara dökülüp feryat figan etmeleridir. Neden mi ironik? Çünkü eski başbakan İrsen Küçük Angolemlidir. Taşınan yaftalardan birinde de "Köyünün yolunu bilmeyen başbakan" yazıyordu.
   * Arif Salih Kırdağ bu kez seçimlerde sahaya inmedi ama Facebook’a indi. Facebook müdavimleri orada ona sıkça rastlar oldular… 
   * UBP Genel Başkanı İrsen Küçük’ün imaj değiştirme çabaları bir şeyi daha kanıtladı ki, politikacılar sadece göz boyamazlar, saç da boyarlar…
   * Doktorlar yazın bu en sıcak günlerinde bol su içilmesini tavsiye ediyorlar. Bu tavsiye tabii ki oruç tutanlarımızı kapsamaz…
   * Eskiler zorda kalanların durumunu anlatabilmek için “pişmiş tavuğun başına gelenler”i misal gösterirlerdi. O zamanlar tavuğun pişirilme şekilleri bu kadar bol değildi. Eskiler bir de bugünün tavuklarının mutfaklarda başlarına gelenleri görseler bakalım ne derlerdi... 
   * Tecrübeyle sabit; pek çok kişinin kırılma noktası, her an uğruna ölebilmeye hazır olduğu Leyla'sının aslında kendi hayalinde abartıp cilaladığı bir palavradan başka bir şey olmadığını anladığı o acı gerçeklerle donanmış evredir. İşte bu kırılma noktasında güçlü olan kurtulur, hayalinin esiri olan güçsüz ise tükenir...
   * Bu hayat baştanbaşa bir terk etme olayıdır. İnsan ya terk-i diyar eder, ya terk-i yar, ya terk-i mekân, ya da terk-i dünya.
   * Doğduğumuz andan itibaren kaçınılmaz ölüme gün saymaktayız. İnsanların en büyük kâbusudur bu. Dinler de işte insanların o kâbusu aşabilmesi için vardır. 
   * Bu köhne ve çıkarcı dünyada gönülden ve seve seve iyilik yapanların sayısı öylesine azaldı ki, ender de olsa böyle birine rastladığımızda yeni bir peygamberle karşılaştığımızı sanırız...
   * Şunu düşünüyorum bu mübarek Ramazan gününde: Dinler tarihinde neden hiç kadın peygamber yok? Tanrı yeryüzündeki elçisi olarak neden muhterem bir kadını düşünmedi hiçbir zaman? Var mıdır bunun bir hikmeti? Nedenini bilenler bu konuda beni aydınlatırsa çok memnun olacağım...
   * Haftanın öğüdü Balzac’tan: “Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa. Ama gülebilmek için birini ağlatma ve çıkarın için hiç kimseyi satma.”
   * “Ölümün olduğu bu dünyada hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında.” Franz Kafka (Ölümle çok erken buluşan o edip.) 
   * Temel’in dünyası: Temel şehrin meydanında arabasıyla dönüp durmaktadır. En sonunda meydanda görevli polis sorar: “Bir yeri mi arıyorsunuz?” Temel “yok” der “sol sinyalim takıldı da…”
   * Ve şiir… Özdemir Asaf’tan: “Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın / Keşke yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım / Keşke senin adın ‘yalnızlık’ olsaydı / Ve ben hep yalnız kalsaydım.”
   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.