1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Gibi gibidir, aslı yok...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gibi gibidir, aslı yok...

A+A-

Yıllardır yazar, söylerim: Bu memlekette hayat, pretending’dir… Bu kelimenin Türkçe tam bir karşılığı yok! “Yapar gibi yapmak” diyebiliriz… Ondan İngilizce yazıyorum, uklâlığımdan değil…

Meclis, meclis gibidir, hükümet hükümet gibi… Banka, banka gibidir, hastane, hastane gibi… Okullar, okul gibidir! Siyasi partiler, parti gibi… İktidar, iktidar gibi de değildir ama , muhalefet de muhalefet gibidir! Bütün muhalefetten bahsediyorum… Demokrasi, demokrasi gibidir… Yasalar, yasa gibi… Anayasa da anayasa gibi! “Bu yasanın geçtiği yerde, anayasa geçmez” diye yasa yapabilen bir memleket!

Arkadaşlıklar, arkadaşlık gibidir; adamlık adamlık gibi…

Ekonomi, ekonomi gibidir; memurluk, memurluk gibi; işadamlığı işadamlığı gibi… Pazarımız, pazar gibidir… Ticaretimiz, ticaret gibi…

Çalışmamız, çalışmak gibidir; tatillerimiz tatil gibi… Üniversitelerimiz, üniversite gibidir; sanatçılarımız sanatçı gibi…

Geçen gün biri blog attı yazının altına: Halkı isyana kışkırtıp, siyasi rant elde etmeye çalışıyormuşum… Kendi iddiasına göre akademisyenmiş! Nerden anlamış? Sezmiş! Sezgi üstüne görüş geliştiren herife, dünyada aptal derler… Bazı akademisyenler de akademisyen gibi…

Faşistimiz, faşist gibidir, Hitler’in karikatürü… Sosyalistimiz sosyalist gibidir, kurtuluş diye Mussolini’den apartılmış korporasyon sistemi talep eder… Anarşistimiz, anarşist gibidir karşı olduğu devlette çalışır, liberalimiz liberal gibidir, ayağı taşa vursa devlet yardımı ister…

Evkaf, evkaf gibidir…

Aşklar bile, aşk gibidir bu memlekette… Doğumlarımız da doğum gibi olmaya başladı…

Hiçbiri aslı değildir, ölüm hariç! Oda bizim elimizde değil… Yoksa, haftada bir ölür gibi de yapardık, şan olsun…

Bir de bu memleketin kendi gerçektir… Top sesleri ile Trodos’ta yapraklarını döken ulu çınar ağaçları… Tarlalarda göğeren kırmızı gelincikler… Sıcak yaz gecelerinin zeytinyağı, şarap ve lagos balığı kokusu, gerçektir…

On günü geçti, şu DAÜ konusunda yazmadığım kalmadı… Memleketin bir kurumunun peşkeş çekilmemesi için, gidilmesi gereken yolu, kendimce anlatmaya çalıştım! Necmi Sagıp Bodamyalızade’ye döndük!… Müslümanlar Vekili, “çok şey bilir ama ! Dediğine kulak asmayın…”

“O değil, biz yeyelim” diye diye, bu DAK mıdır, DİK midir, elden gidecek! Muhalefet ettiğini “pretend” edenler de günahın ortağı olacak! Ama bilerek, ama bilmeyerek! Ne demişler: “Yasaları bilmemek, mazaret değildir!”

Niçin oturup da 1928’deki İngiliz Kanunları’nı okuyacaksınız? 1878 Konvansiyonu Ek Anlaşması imiş de Padişah’ın devir fermanı imiş de, 1930’da TC KOnsolosu Asaf Bey’in Evkaf’a yazdığı yazı imiş de Con Rifat’mış, Necati Özkan’mış, Dr. Fazıl Küçük’müş, Hakim Zekâ Bey’miş… 1948 Türk İşleri Komisyonu’nun Ara Raporu imiş! Ne gereği var? 1959 tarihli yasa, 1960 tarihli yasa ve 1991/73 tarihli yasa! Ağzınıza almayın…

“Güya” meclise gidip, “güya” protesto etmeye, devam edin…

Bu konuyu kesiyorum. Popazın başına gelen, babatyanın da gelsin!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.