1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Gidişatımız…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gidişatımız…

A+A-


Türkiye fobisini öylesine abartanlarımız var ki, bu gidişle özeleştiri erdemini kaybedeceğimizden korkuyorum.

Ülkede ne kadar kötülük ve olumsuzluk varsa bunları Türkiye’den ve Türkiye’nin dayatmalarından bilen ve buna uygun söylemler geliştirenler Kıbrıs Türkünü hep sütten çıkmış ak kaşık gibi algıladıkça, aynaya bakma ve kendi kendimize çekidüzen verme ihtiyacımızı da gündemden kaldıracağız.

Türkiye fobisi kışkırtılarak içine sokulduğumuz psikoz, toplumumuzdaki sorumsuzluklara, laçkalıklara, değer ve gelenek yitirmelerine gittikçe kalınlaşan bir perde çekmektedir. Bu perde çürümüşlüklerimizin önünde gerili durduğu ve kendimizi ıslah etmediğimiz sürece toplum olarak tükenişe kendi elimizle çanak tutmuş olacağız.

Türkiye’den ülkemize şu ya da bu şekilde taşınan kimi olumsuzlukları ve marjinallikleri görmezden gelmemize olanak yoktur. Zaten görüyor, seslendiriyor ve biteviye tartışıyoruz da…

Ama bunları görebilmekte ve her gün tartışabilmekte gösterdiğimiz duyarlılığı, sırf kendi Kıbrıslı Türk kimliklerimizden fışkıran olumsuzlukları görüp algılayabilmekte de gösterebilmeliyiz. Gerçekçiliğin gereği budur...
    *       *      *

Kıbrıs Türk halkının imajını aşağıya çeken ve toplumsal yaşamın kalitesini gittikçe daha fazla bozan yüzlerce olumsuzluğu size burada bir çırpıda sayabilir ve “Türkiye faktörü bunun neresinde?” diye sorabilirim.

Örneğin devlet hizmetlerindeki laçkalıklar…

Devlet kurumlarının güvenilmez ve işlevsiz durumlara getirilmesi…

Eline yetki geçiren kimi kişilerin, o yetkiyi başkalarını ezmek ve süründürmek için bir silah olarak kullanması…

Devlet memurunun pusulasını halka hizmet yerine egolarının yönüne göre ayarlaması…

Devleti ölçüsüz zararlara uğratan ve devletin yetkilileri tarafından da sıkça itiraf edilen kayıt dışılıklar…

Sistemsizliği sisteme dönüştüren, demokrasiyi yozlaştıran siyasal istikrarsızlıklarımız…

Savurganlıklar, vurgunlar, hortumlamalar, rüşvetler, adam kayırmalar, popülizm…

Gemi azıya alan resmi, zümresel ve bireysel sevgisizlikler…

Eğitim kurumlarımızda gittikçe gerileyen ve gelecek nesillerimizin bilgi çağının dışına düşeceğine dair ürkütücü sinyallerini veren başarı düzeyi…

Sağlık servislerimizin içinde bulunduğu hercümerç…

Çevreyi yıkmak ve kirletmek, kültürel mirası yok etmek bağlamında adeta seferber olmak…

Aslında bir ulaşım düzeni olan trafiği düzensizliğe, karmaşaya ve kanlı bir faciaya dönüştürmek…

Üretim seferberliğini göze alamayıp, devlet hazinesinden beslenmeyi geçer akçe saymak ve bunu kurumsallaştırmak.

Uygar toplumlarda erdemsizlik sayılan nice marifeti kurnazlık sanmak…
    *       *      *

Bunlara benzer daha yığınla olumsuzluğumuzu burada uzun bir listeye dönüştürmem mümkündür.
Ama en kötü yanımız şu ki, saymakla bitmeyecek kadar yoğun olan toplumsal olumsuzluklarımızı artık kanıksamış durumdayız. Toplumu kemiren ve çürüten bu olumsuzlukları olağanmış gibi kabul etmekte ve görmezlikten gelmekteyiz.

Kendi vurdumduymazlıklarımızdan kaynaklanan bunca sorunun oluşmasında ve bizlerin de bunları kanıksayıp sineye çekmesinde Türkiye’nin ne payı vardır Tanrı aşkına?

Lütfen artık aynaya bakalım ve kendi kendimize çekidüzen verelim. Çünkü bu gidişat, çağımızın gidişatı değildir…   

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.