1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Girne’nin kozmopolitinde Osmanlı ve Leymosun izleri…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Girne’nin kozmopolitinde Osmanlı ve Leymosun izleri…

A+A-

“Girne / İçine girme / Girersen evlenme / Evlenirsen çocuk etme” diye başlayıp her nedense Girne’yi yeren ve eskilerden beri süregelen o tekerlemeye siz bakmayınız.

Çekicilik, özgünlük ve farkındalık Girne’nin doğasında var. Beşparmaklar’dan inişe geçip de aşağılardaki o muhteşem manzarayla yüzleştiğiniz andan itibaren şahane özelliklerini duyumsatan Girne, turizm sektörümüzün marka beldesi olduğunu her haliyle yansıtıyor. Yazdan kalma sıcağıyla bunaltan bir eylül gününde Girne sokaklarını dolaşırken o kozmopolit kalabalıkların ortasında kendimi bambaşka duygularla sarmalanmış buluyorum. Her ülkeden ve her ırktan insan Girne’nin özgün güzelliklerinden ve tatlarından nasibini almaya çalışırken tam Baldöken mezarlığının karşısındaki kaldırımda ağaçların gölgesinde üç iskemlenin sağladığı konforla Kıbrıs usulü dinlenmeye çalışan yaşlı Girneli’ye soruyorum: “Bu turistler buradaki otellerde mi konaklıyor?” Yaşlı Girneli “Hepsi değil be canım. Bir kısmı da Güney’den geliyor her gün. Otobüsleri aha aşağıda orada Karakız’da” yanıtını alıyorum. Bu büyülü Akdeniz kentine akın eden her ulustan insan ünlü tekerlemedeki “içine girme” telkinini çoktan nostaljinin derinliklerine gömdüler!..
  
Az sonra Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın’la birlikte kent turu yaparken yolumuz yine Baldöken namlı Osmanlı mezarlığına düşüyor ki, orası artık hem araçların, hem de insanların park yeri. Kadınlı – erkekli, büyüklü – küçüklü sayısız insan, Osmanlı döneminden kalma mezarların taş kaplamaları üzerine oturmuş, asırlık servi ağaçlarının koyu gölgesi altında soluklanmaya çalışıyor. Kimisi üzerine kubbe geçirilecek kadar gösterişli, kimisi sade mezarlar. Ama hiçbirinde, toprak altında yatanın kimliğini belirten bir yazıt yok. Sümer Aygın “Mezarların sükuneti içinde insanların huzurla dinlendiği başka hiçbir mekan bulamazsın” diyor bana. Sayısı unutulmuş yıllardan beri hava koşullarının adeta cilaladığı o sarı taşlar altında yatan kimliği meçhul ölülerin hiçbir özel ziyaretçisi yok. Ama Baldöken Mezarlığı’nın yüzlerce ziyaretçisi var her gün. Ziyaretçilerin kimisi kentin keşmekeşi dışında huzuru bulmaya, kimisi de aracını park etmeye geliyor.
  
Yüzyıllar boyu üzerinden nice ırkın geçtiği Girne, Osmanlı kültürünün en belirgin izlerini işte bu açık hava müzesine dönüşen mezarlıkta yansıtıyor. Girne, gösterişli savunma kalesine karşın 1570’de Osmanlı’ya fazla direnmeden teslim olmuştu. Osmanlı’nın çeşitli nedenlerden ölen ilk mensupları bu mezarlığa gömülürken, Venedikliler aylar boyu sürecek çetin direnişleri için Lefkoşa ve Mağusa kalelerinde yoğun hazırlık yapıyorlardı. 
  
Belediye Başkanı Sümer Aygın’ın bürosuna girdiğimde ise Leymosun kültürünün ve nostaljisinin objeleriyle karşılaşmam çok doğal. Çünkü Aygın, safkan bir Leymosunlu. 1974’ten sonra, henüz Leymosunlular gelmeden önce,  atama usulüyle belediye başkanlığı yapan ve Lawrence Durrell’in “Kıbrıs’ın Acı Limonları” adlı başyapıtının kahramanları arasına girme ayrıcalığına da erişen Girneli Sabri Tahir hariç; bu şirin sahil kentinin belediyesine başkanlık etmiş olanların tümü Leymosunlu. Ziya Rızkı, Erdinç Gürçağ ve Mehmet Ayder… 1976’daki büyük göçte Girne’ye ve dolaylarına yerleştirilen Leymosunlu Türkler, iradeleriyle tabii ki yerel yönetime de ağırlıklarını koymuşlardı.
  
Leymosun Türk Belediye Başkanı Ramadan Cemil ile maiyetinin siyah–beyaz camlı fotoğrafı girişteki sekreterlik bölümünde. Ramadan Cemil, lider kimliğiyle eski Türk siyasetinde iz bırakmayı başaran ünlü bir iş adamı. Başkanlık makam odasında ise “Darülelhan Musiki Cemiyeti”nin Leymosun şubesi üyeleri, enstrümanlarıyla birlikte, 1938’in 21 Ekim’inden günümüze uzanan gururlu tebessümleriyle karşılıyor ziyaretçileri. Başkanlık koltuğunun arkasındaki konsolun üzerinde dizlikli, çizmeli, başı yemenili eski bir Leymosunlu Türkün heykeli var. Ona dair de “Dr. Zekai Yeşiladalı’nın dedesi” açıklaması geliyor Sümer Bey’den. Dr. Zekai Bey’in kendisi de Leymosun Türk toplumunun yetiştirdiği yetenekli bir müzisyen. “Keşke” diye düşünüyorum “Başkanlık koltuğunun arkasındaki şu Girne panoramasının yanına tam bir Osmanlı beldesi olan eski Leymosun Türk bölgesi’nin fotoğrafları da asılsaydı.”
  
Başkan Sümer Aygın’ın eski Türk geleneklerine bağlılığını az sonra yaptığı ikramda da görüyorum. Kahvenin yanında ceviz, turunç ve karpuz – kabak macunları ikram ediyor. Girne’nin meseleleri üzerindeki yoğun söyleşimiz sonrasında yemeği birlikte nerede alabileceğimizi sorduğunda tercihimi Niyazi’nin otantik yerinden yana kullanmam, hiç kuşkusuz nostaljik Leymosun izlerini sürmeye devam etme isteğimin dışa vurumuydu. Leymosun’da başladığı restorancılık mesleğinde bir tek mangaldan bir turizm imparatorluğu yaratmayı başaran Niyazi Aydeniz, o günlerden bu yana hiç ödün vermediği “full kebap” konseptiyle özgün bir Leymosun geleneğini kozmopolit Girne’nin ortasında tüm dünya ziyaretçilerine sunuyor.
  
1974’ten bu yana patlamadan patlamaya ulaşan Girne’nin nüfusu hızlı değişimlerin sürecinde. Bu duyarsız süreç, bir zamanlar tenha bir sahil kasabası olan Girne’nin karakterini çoktan değiştirdi. Kaygım o ki, önünde durulmaz değişimler, buralardan son Osmanlı ve Leymosun izlerini de süpürüp götürecek...      

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.