1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Gökçebel: “Yolsuzluklar hükümet eliyle yapılıyor”
Gökçebel: “Yolsuzluklar hükümet eliyle yapılıyor”

Gökçebel: “Yolsuzluklar hükümet eliyle yapılıyor”

KTOEÖS Başkanı ve Sendikal Platform sözcüsü Gökçebel, ülkede CTP/ UBP koalisyon hükümetinin AK Parti ile bir anonim şirketi düzeni oluşturmaya çalıştığını savundu.

A+A-

Soygun düzeni oluşturdular

Özlem ÇİMENDAL

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı ve Sendikal Platform sözcüsü Tahir Gökçebel, KKTC’de peşinin bırakılmayacağının söylendiği yolsuzlukların buz dağının sadece görünen yüzü olduğunu söyledi. Ülkeyi yangın yerine çeviren siyasi erkin suçunu kabul etmediği gibi yasaları da çiğnediğini söyleyen Gökçebel, bunun da faturasının masum halka kesilmeye çalışıldığını savundu.

Bazı dengelerin ve güçlerin basını da kullanarak, kamuyu hükümetin sırtında bir yükmüş gibi göstermeye çalıştığını ifade eden Gökçebel, amacın kamunun özele kayması olduğunu söyledi. Gökçebel, CTP/ UBP koalisyonunun AK Parti anonim şirketi adı altında soygun düzeni oluşturmaya çalıştığını iddia etti.

“Yolsuzluklar hükümet eliyle yapılıyor”

Kamu vicdanının yaralandığını ve KKTC’nin kaynaklarının açıkça göründüğü gibi birilerine peşkeş çekildiğini savunan Gökçebel, “İktidara yakın şirketlerin bir şeyleri yolsuzlukla götürdüğü ve hükümet edenlerin bunu bildiği hatta birlikte kotarıldığı bir yapı mevcuttur. Ülkede nereye bakarsanız bakın bir usulsüzlük, yolsuzluk var. Hesabı sorulmayan bu yolsuzlukların da bedelini halk ödemektedir. Kimse kimseye dokunmaya cesaret edemiyor çünkü hepsi pis işler yapıyor” dedi. 

“Polis dosyalarında 20 yıldır sonuçlanmayan yolsuzluklar var”

Ombudsman’ın son çıkışlarının takdir edilmesi gerektiğini ancak Sayıştay Başkanlığı ve yargının da ciddi anlamda yaralar aldığını söyleyen Gökçebel, “Polisin bile 20 yıldır sonuçlandırmadığı soruşturmalar var. Ercan 100 milyon Euro’ya devredilirken, yani altın yumurtlayan tavuğu peşkeş çekenler hesap vermeliler. Sadece Ombudsman’ın raporuyla da sınırlı kalmayacak bir açılım yapılmalı bu peşkeş çekilen miktarı ortaya çıkarmak için. Ercan Havaalanı’nda dükkan kiralarından, asılan tabelalara, kesilen biletlere, uçakların yanaşma benzin gelirinden, ışıklandırmadan bile müthiş derecede paralar dönüyor” şeklinde konuştu.  Ercan Havaalanı’nın görünen buzdağının bir kısmı olduğunu ifade eden Gökçebel, “Denetlenen kısmı ayyuka çıkan kısmı hesap verilmesi için ortaya atılan ve elle tutulur verilerin ortaya çıkacağı denetlemeyi yapacak T&T şirketinin alacağı 40 milyona yakın bir paradır” dedi.

“Kaynak, bir gecede silinen 300 milyonluk vergi borçları”

KKTC’nin kaynaklarının bu topluma fazlasıyla yeteceği bir zenginlikte olduğunu söyleyen Gökçebel şöyle konuştu:

“Bu ülkenin kaynakları bize aslında fazlasıyla yeter. Bir kalemde siz oturup bir şirketin 300 milyon vergi borcunu siliyorsunuz. 4 bine yakın kayıtlı şirket vardır 3 bini zarar gösteriyor. Dünya çapında zengin iş adamımızın ödediği vergi bir memurun ödediği vergiden az. Dolayısıyla Sendikal Platform olarak bunun üzerine gitmemiz de sadece Tahsin Ertuğruloğlu’yla alakalı değil. Ondan öncesi de kamuoyunda yankı bulan bazı şaibeli olaylara sahne olmuştu. Hep geçiştirildi çünkü ortada büyük bir mamma vardır. Bunun sonuçlandırılması gerek ama ne Sayıştay’lık güven veriyor ne polis, ne Savcılık ne Meclis ne hükümet bunun üstüne gidiyor. Bu ülkenin kaynakları var. Biz sendikalara olarak eski Maliye Bakanı’na da yeni Maliye Bakanı’na da biz listeleri yapıp verdik. Herkes çok güzel yaptığımızı söylüyor ama dönüp tekrar koltuklarına sarılıp, birbirilerini kolladıkları için hiçbir şey ileriye gitmiyor.”

“Bazı gazeteler siyasiler tarafından satın alınıyor”

Bazı hesaplı güçler ve siyasilerin artık medyayı da kullanmaya başladığını söyleyen Gökçebel, “Bazı gazetelere kâğıt yardımından, çıkarılması hatta alım garantisi ve reklamlarına kadar destek verilerek sözcülük yaptırılıyor. Ve bu yapıyla kamu hırpalanıp devletin sırtında kambur imajı çiliyor ve özelleştirilmesi isteniyor.”  

“ RHA’ları özel işleri için kullananlardan hesap sorulsun”

İstihdam ve adam kayırmacılıkların gözle görülür bir şekilde yapılarak haksızlık yaratıldığını savunan Gökçebel şöyle devam etti:

“Devlette etkisiz bir daireye bakıyorsunuz bir odada silme memur dolu diğer yandan bakıyorsunuz acilde doktor eksik, okullarda öğretmen eksik böyle bir yapı. Bunların ihtiyaca göre dağıtılması mümkün değil mi? Tabii ki mümkün. Kamuda reform yapacağını söylüyor hükümet. Ama bıraksınlar bu ayakları vatandaşla dalga geçmesinler. Yasaları uyguladınız da sendikalar, halk destek mi vermedi. Ya da görevinin başına gelmeyen ve RHA aracını özel işleri için kullanan kişileri yargılamak için yasa mı yok? Var. Olan yasaları bırakın, yasalara bile uymuyor hükümet. Harçları bir gecede yüzde 10-20 artırıyorlar, ödeyemezse faiziyle halktan alınıyor ödeyemezse içeri bile tıkıyorsunuz.”

“Hükümet yasalara uymuyor ve kaynakları peşkeş çekiyor”

“KKTC hükümeti yasalara uymuyorsa, bu kaynaklar birilerine peşkeş çekiliyorsa medyada çıkıp neyin kamu reformundan bahsediyorlar” diyen Gökçebel, CTP/ UBP koalisyonunun AK Parti anonim şirketi adı altında doygun düzeni oluşturmaya çalıştığını iddia etti.

“Bütün medya kuruluşları buradan AKP ibaresini kaldırdı bu da yapılmak istenenin en açık örneğidir” ifadelerini kullanan Gökçebel, “Türkiye’den paket geliyor üçlü kararname hakkında hiçbir şey yok. Buradaki operasyon da şudur ki kamu verimsiz, kamu işe yaramaz imajı çizilerek özelleştirmedir” dedi.  

“2 bin 500’ün üzerinde partizanca istihdam yapıldı”

KKTC’de toplu sözleşme ve sendikacılığın zorunlu olarak yapılması gerektiğini söyleyen Gökçebel, “Kendisine sosyalist diyen insanlarda niyet varsa bunları yapabilir. 5 yılda 2-3 defa genel grev yaptık orta eğitim olarak. Ama yaratılan algı sürekli grev yapıyorlar oldu. Bizim için bir hak arayışı yaparken diğer taraftan başka hakları gasp etmek diye bir şey yoktur. Para yoktur diyeceksiniz ama kaynağı çarçur edeceksiniz, kadro dolu diyeceksiniz ama diğer taraftan geçici sözleşmeli partizanca 2500’ün üzerinde istihdam yapacaksınız. Sosyalist Maliye Bakanı olarak oturacaksınız orada ve her gün biz borçluyuz diyeceksiniz. Ben sosyalist bir insanım ve buradan çağrı yapıyorum. Maaşları 4 bin TL’ye sabitleyelim. Biz sendikalar olarak ki sarı sendikacılık da yok değil, kazanç elde etmeden mücadelemizi sürdürüyoruz. Biz siyasi örgütler değiliz. Toplumun çıkarları, çalışma olanakları ve eğitimin hakları için örgütü yapılarız ama maalesef siyasetle de mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz. Muhalefet partileri de yetersizdir. Hükümetin temel sorunlara tedbir edecek talepleri yoktur” açıklamasında bulundu.

“Hangi hükümet olduğuna bakmaksızın doğruya destek verdik”

Krize dönen su konusunda önümüzdeki hafta başı Türkiye’yle yapılacak temaslara da değinen Gökçebel, “Su konusunda hükümetin kim olduğuna bakmaksızın doğru duruş sergilendiğinde destek verdik tüm itibarsızlaştırılma çabalarımıza karşı” dedi.

“Kıbrıslı Türklerin manevi duygularıyla rant sağlanıyor”

Türkiye’deki yarışmalara katılan vatandaşlarımız üzerinden de hem manevi hem de ekonomik olarak üzerimizden nemalanmaya çalışanların olduğuna işaret eden Gökçebel, “Türkiye’de düzenlenen O Ses Türkiye yarışmasına katılan gururumuz olan Türkan Kürşat kızımıza iki tane SMS attım. Ve çok ilginç bir mekanizmanın çalıştığını anlatan bir örnekle karşılaştım. İlk SMS’ime 2.6 kesilim yapıldığı söylenip teşekkür edildi ve 3 tane atıldıktan sonra gelen SMS ise kullanılmayan ve eksik yapılan bir şeyden dolayı yerine ulaşamadı ve 0.47’lik bir kesilim yapılmaya devam etti şeklinde oldu” diyerek kurulan soygun düzenine işaret etti. Gökçebel şöyle devam etti: “Bunları kim denetliyor? Burada yapılan toplum mühendisliğidir. Ve ortada dönen bir rant var. Bu işlerden ne kadar vergi alınıyor artık bunları görmek istiyoruz. Orada oturan Maliye Bakanı halkla dalga geçmeyi bırakacak, asıl irade halktır bu irade alındıktan sonra halka her gün hesap verilecek.”

“Çalışanın geleceği özelde iki dudak arasında”

Özel sektörün kurduğu köleleştirme sistemine de dikkat çeken Gökçebel konuşmasını şöyle tamamladı: “Geçenlerde bir arkadaşımız çalıştığı bir iletişim firmasında 3.500 TL maaşını bırakarak, 2 bin TL’ye 10 yıldan sonra öğretmenliğe döndü. Nedenini sordu ve bana hiçbir garantilerinin olmadığını, gece gündüzlerinin belli olmadığını söyledi, geleceklerinin iki dudak arasında olduğunu ifade etti. Hani tek tip sosyal güvenlik olacaktı. Özel ile devlet aynı olacaktı. Bu ülkeyi birlikte yöneteceksek her şeyi şeffaf yapalım eski bakanlar oturup kırmızı koltuklardan kaçamayan kurulan düzenle partizanca adam kayırarak her seçim bölgesinden seçilmeye başaran kişiler çıksın ortaya. Kurulu düzen zengin ve ayrıcalıklı bir grubun devamı yönündedir.”   

Kaynak: Yeni Bakış

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.