1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Gölcük depreminin 17’nci yıldönümü
Gölcük depreminin 17’nci yıldönümü

Gölcük depreminin 17’nci yıldönümü

Türkiye’de 18 bine yakın kişinin yaşamını yitirdiği Gölcük depreminin 17’nci yıldönümü yarın...

A+A-

Türkiye’de 18 bine yakın kişinin yaşamını yitirdiği Gölcük depreminin 17’nci yıldönümü yarın...

Türkiye’de Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde 17 Ağustos 1999'da meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depremde 17 bin 480 kişi yaşamını yitirmiş, 43 bin 953 kişi yaralanmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti (TC) İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Uygulama Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye'de toplumsal tabanlı bilimsel afet yönetimi hakkında Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin sorularını yanıtladı.

Afetten herkesin etkilendiğini aktaran Kadıoğlu, afetin ilk anlarında herkesin yalnız olduğunu söyledi.

“VATANDAŞLARIN ÖNCELİKLE KENDİLERİNİ KORUMAYI ÖĞRENMESİ GEREK”

Kadıoğlu, ölümlerin ve yaralanmaların da çoğunun depremin hemen ertesinde gerçekleştiğini dile getirerek, bu nedenle her bireyin afetlerin ilk saatlerine hazırlıklı olması gerektiğini anlattı.

Vatandaşların öncelikle kendilerini korumayı öğrenmesi gerektiğini belirten Kadıoğlu, "O anda bize yol gösterecek kimse olmayacak. Deprem bittikten sonra yangın çıkmışsa onlarla bizim mücadele etmemiz gerekir. O anda profesyonel ekipler her yerde olamayacak. Çünkü onlar da depremzede olacak. Depremin ardından ilk 30 dakikada komşular ve tanıdıklar, birbirlerine yardım etmeye çalışıyor. Yardımın doğru yapılması da bireyin doğru eğitim almasına bağlı." diye konuştu.

Kadıoğlu, Japonların afet sürecini 'sıfırıncı saniye', '3. dakika', '30. dakika' olarak bölümlere işaret ederek, afet öncesinde bireylerin binalarının sağlamlığını bilmelerinin önemine işaret etti.

"SÜREKLİ TATBİKATLAR YAPILMALI"

Sadece binaların sağlamlığının değil, eşyaların durumunun da önemli olduğuna dikkati çeken Kadıoğlu, şöyle devam etti:

"Herkesin aile afet planı olması gerekiyor. Kurumlar da acil durum planına sahip olmalı. Türkiye, burada sınıfta kalıyor. Deprem geldiğinde insanların bulundukları yerde gerekli davranışı sergilemesi lazım. Bunu da otomatik şekilde yapmalı. Bunun için de sürekli tatbikatların yapılması lazım. Her tatbikat, paniği yüzde 50 azaltır. 'Sakin olun' gibi yazıların olduğu broşürlerin hiçbir etkisi yoktur. Panik yapan insanlara 'sakin ol' demek doğru değil. İnsanlara deprem anında ne yapılmaması değil, ne yapılması gerektiği anlatılmalı. Bu da tatbikatlarla reflekse dönüştürülmeli. Depremin ilk saniyelerinde kendimize yardım edebilmemiz lazım. Umudumuzu uçan araçlara ve köpeklere bağlamış durumdayız. Toplumun buna hazırlıklı olması gerekir. Vatandaşımızı deprem sonrası ilk 30 dakikaya hazırlamamız gerekir."

Kadıoğlu, olası bir depremde en iyimser senaryoda İstanbul'da 30 binanın ağır hasarlı olmasının beklendiğine işaret ederek, böyle bir riskin yönetilemeyeceğini söyledi.

Afet yönetiminin, sadece arama kurtarma ekiplerinden ibaret olmadığını aktaran Kadıoğlu, "Bunun için de kentsel dönüşüm çıkarıldı. İstenilen kadar yaygınlaşamadı. Devletin biraz destek olması gerekiyor. Van'da devletin sağladığı imkanların İstanbul'da vatandaşlara tanınması gerekir. Depremden sonra yapılacak düzenlemelerin şimdiden yapılması lazım. Afet yönetiminin dört evresi vardır. Bunun en önemli evresi zarar riskinin azaltılmasıdır." dedi.

Kadıoğlu, 5393 sayılı Belediyeler Kanununun 53. maddesindeki "Belediye; yangın, sanayi kazaları, deprem ve diğer doğal afetlerden korunmak veya bunların zararlarını azaltmak amacıyla beldenin özelliklerini de dikkate alarak gerekli afet ve acil durum planlarını yapar, ekip ve donanımı hazırlar." ifadesini anımsatarak, halkın eğitiminde mahalli idarelere önemli sorumluluklar düştüğünü kaydetti.

Türkiye'de kriz yönetimi mantığının terk edilmesi gerektiğini dile getiren Kadıoğlu, kriz yönetiminin risk yönetiminden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

Kadıoğlu, deprem konusunda hazırlıkların halka en yakın konumda olan belediyelerden başlaması çağrısında bulunarak, "Bu belediye kanununu işletmemiz gerekiyor. Kanun ve yönetmelik konusunda eksiğimiz yok. Hep kriz yönetimine odaklandık. Zihnimiz hala orada. Deprem olduktan sonra 'devlet nerede?' diye sormak mantıklı değil. Vatandaş olarak bizlerin deprem ve diğer afetlerde, ilk 3 güne hazır olmamız lazım. Bireylerin afete hazırlanması için şok sayıda kaynak hazırlandı." ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.