1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. Görüntü var ama gerisi boş...
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Görüntü var ama gerisi boş...

A+A-

Dışişleri Bakanı, bağlı olduğu ülkenin dünyaya açılan yüzüdür…

Tabi bu bahsettiğim konu normal devletler için geçerlidir.

Bizim dışişleri bakanımız ise, “KKTC”nin dünyaya ve Türkiye’ye değil, Dikilitaş’a açılan yüzüdür…

Dünya ile hiçbir bağı bulunmayan dışişleri bakanımızı, anavatanı olan Türkiye bile, bir bakan olarak dikkate almıyor, daha çok bir memur muamelesi gösteriyor…

“KKTC” Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürügün ile birlikte:

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague…

TC dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu…

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dimitris Avramopoulos…

Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Erato Kozakou Markoulli’nin sadece fotoğraflarını yan yana koyup yayınlasak ve “hangisi daha karizmatiktir” diye sorsak, sanırım çoğunluk Hüseyin Özgürgün’ü işaret edecektir.

Görüntü var ama gerisi boş…

Kendisi ile bakanlık odasında kalabalık bir ekiple bir araya geldiğimizde, “sayın bakan sizin vizyonunuz ve hedefiniz nedir” diye sormuştum.

Bana, “Benim en büyük hedefim görev sürem içerisinde Türkiye’nin dört bir tarafını gezip onlara KKTC’yi anlatmaktır” demişti.

Yani anlayacağınız tüm bakanlarımızın olduğu gibi dışişleri bakanımızın da en büyük görevi konu mankeni olmaktır.

Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili tek bir düşüncesi veya vizyonu bulunmayan bir dışişleri bakanı nasıl olur diye kendinizi yemeyiniz…

Ya da en azından inandığı bu devleti tanıması için dünya ülkelerine gideceğine, Türkiye’yi gezmekten bahsediyor diye hiç söylenmeyiniz…

Onun yerine düşünecek olan da, açıklama yapacak olan da Ahmet Davutoğlu’dur…

Özgürgün’e ara sıra “çık bu Rumlar anlaşma istemez diye açıklama” yap derler, o da “peki efendim” diyerek emirleri yerine getirir…

Yaklaşık dört yıldır Özgürgün’ün ne görüşmelere katıldığını ne de Kıbrıs sorunu hakkında güzel bir şeyler söylediğini göremedik…

Halbuki Talat’a “neden beni de görüşmelere götürmüyorsun” diye ağlayan kendisiydi…

Şimdi geriye dönüp bu süreç içerisinde özel hayatını bir kenara bırakarak Özgürgün’ün yaptıklarına bakıyorum da biz bu ülkede gerçekten bedava yaşıyoruz diyorum.

“Tecavüz korkusu ile sokakta yürüyemez hale geldik” diyen kadınlarımıza “gerizekalı” diyen… 

TBMM’de arka cebinde taşıdığı Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportunu “Rumlar, Kıbrıslı Türk gençlerini kandırıp kendi pasaportunu veriyor” diye şikayet eden…

Ve son olarak da UBP kurultayında divan başkanı olarak İrsen Küçük’ü başkan ilan edip Kaşif’e mahkeme yolunu gösteren Özgürgün, şimdi kalkmış “parti meclisinin çözebileceği bir olayın mahkemeleri düşmesi beni üzdü” diyebiliyor…

Bu ülkede Yalan artık profesyonel bir meslek haline dönüşmüş…

O koltuğa kim oturuyorsa bu toplumu ya “gerizekalı” ya da “salak” olarak görüyorki, yaşanılan süreci farklı anlatıyor…

21 Ekim de divan başkanı olarak Küçük’ü genel başkan ilan eden de, Ahmet Kaşif’e ve taraftarlarına “mahkemeye gidin kardeşim” diyen de, bugün ise “mahkeme yerine parti meclisinde çözülmeliydi” diyen de Hüseyin Özgürgün…

İrsen Küçük bu kurultay sürecini ne kadar kaybettiyse, yargıdan ne kadar tokat yediyse Özgürgün’de en az onun kadar yemiştir…

Unutmadan dün bir izleyici bana “trafik cezam var, acaba Hüseyin Özgürgün bunu bana sildirebilir mi” diye sormuştu…

Mesajını Hüseyin Bey’e buradan iletiyorum sevgili dostum…

Sayın Özgürgün, bu arkadaşın cezasını sildirebilir misin?...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.