1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Gözler o hastanedeki ölümlerde!
Gözler o hastanedeki ölümlerde!

Gözler o hastanedeki ölümlerde!

Barış Ruh ve Sinir Hastanesi’nde yatan ve bağımlı olduğu söylenen bir gencin ölümünün sorgulanması gerektiğine vurgu yapan Çakıcı, burada dört ayda üç ölüm olayı yaşandığını, bunun ardında yatan nedenlerin soruşturulması gerektiğini söyledi.

A+A-

Barış Ruh ve Sinir Hastanesi’nde yatan ve bağımlı olduğu söylenen bir gencin ölümünün sorgulanması gerektiğine vurgu yapan Çakıcı, burada dört ayda üç ölüm olayı yaşandığını, bunun ardında yatan nedenlerin soruşturulması gerektiğini söyledi.

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Milletvekili ve Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Çakıcı uyuşturucu bağımlıların tedavi edildiği Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde son 4 ayda 3 ölümden bahsedildiğini belirtti. 

Bu yapıya bakıldığında tedavi merkezlerinin açılmasının bir zaruret olduğunun görüldüğünü kaydeden Çakıcı Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Buna ihtiyaç vardır ve defalarca kez bunu söylüyoruz. Fakat bugüne kadar devletin bir desteği olmadı. Pembe Köşk’ü tedavi açmıştık,  kapanma noktasına geldi ve devletin hiçbir desteği olmadı. Şimdi orası kapandı. Asıl yapılması gereken hem devlet, hem özelle insanları tedavi edecek bir yapının oluşturulması gerekiyor. Fakat bu haliyle durum iyi değildir. Eğitim programlarımız yok, tedavi merkezlerimiz eksik ve bu konuyla ilgili doğru dürüst bir mücadelemiz yoktur. Son zamanlarda Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun çalışmaları hayli iyi durumda. Eğitim programları hazırladık ama orada ortaokul ve ilkokullarla ilgili eğitim programları yoktur. Bununla beraber ailelerle ilgili eğitim programı da eksiktir. Baktığım zaman eğitim programları eksiktir. Yapılması gereken çok iş vardır.” 

“Cezaevi insanların bağımlılığını artıran bir yer”

Denetimli Serbestlik Yasası’nı değerlendiren Çakıcı, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin yetersizliğinin Denetimli Serbestlik Yasasına karşı durmayı gerektirmediğini ifade ederek şunları söyledi: 

 “Denetimli Serbestlik Yasası ile cezaevi mi yoksa tedavi mi seçeneğine baktığımızda burada bir insan hakları sorunu vardır. İnsanların tedavi seçeneğinin olması gerekiyor. İyi veya kötü önemli değildir. Cezaevi insanların bağımlılığını ve kullanımını daha da artıran bir noktadır. Siz bir kişiyi cezaevine sokarak orada başka uyuşturucu kullananlarla tanışmasını, satıcılarla tanışmasını sağlıyorsunuz, oradan cezaevine uyuşturucu gidiyor ve oradan çok daha bağımlı olarak çıkıyor. Dolayısıyla cezaevi hiçbir türlü seçenek değildir.” 

“Bütün uyuşturucu bağımlılarını veya kullananları ille de hastaneye yatırmanıza gerek yoktur”

Uyuşturucu tedavisinin ayaktan da yapılabileceğini ifade eden Çakıcı, “Uyuşturucu tedavisi ayaktan da yani bütün uyuşturucu bağımlıları veya kullananları ille de sizin hastaneye yatırmanıza gerek yoktur. Ayaktan da uyuşturucu tedavisi yapılabilir. Örneğin hafif deneyenler, kullanıcılar ve bağımlılar ayaktan tedavi olabilir. Haftada 3-4 kez doktora ayaktan veya yatılı olmayarak doktor desteğinde bu insanlar kurtarılabilir” ifadesini kullandı.

“Kullanıcıları, ayaktan tedavi olabilecekleri tedavi merkezi yoktur diyerek cezaevine tıkmak bir insanlık suçudur”

Çakıcı, sözlerine şöyle devam etti: “Ağır bağımlılar ve tedavi de birkaç kez deneyip de kurtulamayanlar için yatılı merkezler ve rehabilitasyonlar lazımdır. Dolayısıyla ayaktan tedavi olabilecekleri ve hafif bağımlıları, tedavi merkezi yoktur diyerek cezaevine tıkmak bir insanlık suçudur. Öncelikle bunu anlamız gerekiyor. Benzetme yapmak gerekirse doktor veya polis sayımız azdır diyerek işkenceyi yapmaya mecburuz demek gibi bir şeydir. 

“Yatılı koşullarımız yetersizdir”

İşkence hiçbir şekilde yapılamayacağı gibi bağımlı ve kullananların da asla cezaevine girmemesi gerekiyor. Bununla beraber bu durum insan hakları suçudur. Dolayısıyla insanlarımızın ayaktan tedaviye veya ağır tedavi gerektiren kişilerin yatılı olmak üzere tedavi etmeliyiz. Yatılı koşullarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Bunun içinden erken bir zamanda bu yasanın çıktığı bugünlerde birkaç ay içerisinde tedavi rehabilitasyon merkezi de kurmalıyız. Bunun için imkânlarımız ve yeterli doktor sayımız da vardır.

“Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, akıl hastalarıyla beraber oldukları için bağımlılar için yeterli değildir”

Geçen yıl böyle bir teşebbüste bulunmuştuk. Özel sektör ve devletle ortak bir rehabilitasyon merkezi kuralım diye bir girişimimiz olmuştu. Devletin de en azından yatılı tedavi merkezi var fakat gördüğüm kadarıyla orada bağımlılar akıl hastalarıyla beraber olduğu için yeterli bir halde değildir. 

“Doktorlar yarım gün çalışıyor…”

Doktorlar yarım gün çalıştığı için yarım gün oradadırlar. Orada bir yetersizlik vardır. Başka yerlerde diğer ruh hastalıkları ile bağımlıların kaldıkları yerler ayrıdır. Tedavi ile rehabilitasyonu ayırmak gerekiyor. Kişinin, arındıktan sonra da ayrı bir rehabilitasyon merkezine girmesi gerekiyor. 

“Yasayı ister geçirin ister geçirmeyin tedavi merkezlerimiz eksik ve rehabilitasyon merkezlerimiz yoktur”

Yasayı ister geçirin ister geçirmeyin tedavi merkezlerimiz eksik ve rehabilitasyon merkezlerimiz yoktur. Fakat bunlar yoktur veya azdır diye insanların ve gençleri cezaevine tıkma hakkınız yoktur. Merkezde bildiğim kadarıyla 4 tane psikiyatrist ve çocuk psikiyatri vardır. Erişkin psikiyatrist sayısı ülkede 10 civarında vardır. Fakat bildiğim kadarıyla doktorun az olduğunu ve az ilgilendiğini biliyorum. Oralarda az ilgilenildiğini görebiliyorum.” 

“Ya tıbbi rahatsızlığı vardı, ya da yanında uyuşturucu vardı”

Geçtiğimiz gün tedavi için gittiği Barış Ruh ve Sinir Sağlığı Hastanesi’nde yaşanan ölümle ilgili değerlendirmede bulunan Çakıcı olayın iki yönlü değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.  “İki yönden araştırmak lazım. Ya tıbbi rahatsızlığı vardı, ya da yanında uyuşturucu vardı. Bunu artık otopsi raporu ve soruşturma ortaya koyacaktır. En çok bizi ilgilendiren tarafı bu kişiye tıbbi müdahalenin ne oranda yapıldığıdır. Müdahale mi yetersizdi, yoksa yetersiz mi ilgilenildi? Fiziki muayenesi yapılmadı mı? Doktor muayenesi ne zaman ne sıklıkla yapıldı? Bunların cevabını vermeleri gerekiyor. Bu anlamda baktığım zamanda bunların cevabının verilmesi gerekiyor” şeklinde konuşan Çakıcı, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndeki bir hekimin denetimli serbestlikle ilgili sözlerini eleştirdi.

“Madde Bağımlılığı danışmanlık sertifikası veriyoruz”

Çakıcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Denetimli Serbestlik Yasası konusunda da A…isimli bir hekim arkadaşın açıklaması oldu. Bir iki sefer deneyenlerin denetimli serbestlikten yararlanmaması gerektiğini söylüyor. Ağır bağımlıların tedavi görmesinden yana. Bir doktor nasıl olur da cezaevine tıkalım der anlamadım. Üstünde durulması gereken konu ‘tedavi merkezlerin artırılmasıdır veya hastane imkânlarının artması gerekiyor’ demek yerine biz bu insanları cezaevine bırakalım orada kalsınlar demenin nasıl bir doktorluk anlayışı olduğudur. Birkaç kez deneyen bir genç geldiğinde bile danışmanlık hizmeti verilmesi gerekiliyor. Bunun içinde madde bağımlılığı danışmanlık programları vardır. Biz bunların dışarı da eğitimlerini veriyoruz. Madde Bağımlılığı danışmanlık sertifikası veriyoruz.” 

 “Devletin görevidir yarım gün çalışmasınlar da tam gün çalışsınlar”

Çakıcı, “Şimdi bu arkadaşlar deneyenleri kapsamasın diyorlar. Aynen bu ifade vardır. Bize yük gelmesin diyorlar. Evet yükleri ağır çünkü ücretlerini ödemeyen insanlar oraya gitmek durumunda kalıyor. Devletin görevidir yarım gün çalışmasınlar da tam gün çalışsınlar. Yasalara uysunlar. Önce yapılması gereken budur.  Eğer böyle bir çalışma yapıp destek olmak istiyorlarsa olsunlar”  dedi.

“Bana göre cezaevinden doktora yapmış bir şekilde geri çıkıyor”

Yasanın günün koşullarına uygun olduğunu belirten Çakıcı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bu yasa çıktıktan sonra belki bu sebep olur diyorum ve tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin daha gelişmişlerini açarız. Yüzde yüz gerekiyor. Bu insanlar zaten dışarı da ve tedavisizlerdir. Siz tedavimiz eksiktir diye bunların hepsini cezaevine tıkalım diyebilir misiniz? Cezaevine tıktığımız zaman bu insanlar ve bu toplum ne kazanmış olacak? Cezaevinde 6 ay kalıyorlar ve sicillerine işleniyor. Topluma daha ağır suçlu olarak geri dönüyorlar. Bana göre cezaevinden doktora yapmış bir şekilde geri çıkıyor. 

“Bazı polisler terfilerini buna bağlamışlar”

Denetimli Serbestliğe bazı gerekçelerle karşı çıkılıyor. Mesela bazı polisler terfilerini buna bağlamışlar. Ne kadar çok yakalayıp içeri tıkarsak terfimizi alırız durumundadırlar. Savcılık sistemlerinin bozulmasını istemiyor. O da karşı çıkıyor. Bununla ilgili bazı savcılar demek istiyorum. Yine bazı kesimler, yani bir ceza davasından 10 bin Sterlin alan bazı hukukçular da bunun geçmesini istemiyor. Fakat ne mutlu ki Baro bizden taraftır. Baro ve Tabipler Birliği’nin bu yasanın geçmesini istediklerini görünce mutlu oluyorum.

“Bu insanlar üzerinden kazanım elde eden ve bu sistemin devam etmesini isteyen kesimler var”

Görüyorum ki bu insanlar ve mağduriyetleri üzerinden kazanım elde eden ve bu sistemin devam etmesini isteyen kesimler vardır. Şimdi ise özel sektör daha çok uyuşturucu bağımlısı hasta kazanacak diye suçluyorlar. Böyle eleştiriler vardır. Zaten biz devlette de özelde de uyuşturucu tedavisini yapıyoruz. Şuandaki mevcut tedavi ile ilgili bir değişiklik yoktur.”

“Şuanda o hastanede bulunan 4 psikiyatrist adli psikiyatri eğitimi almadıkları için bu eğitime sahip değiller”

Psikiyatrinin farklı alanları olduğunu ifade eden Çakıcı, KKTC’de adli psikiyatristin bulunmadığını belirterek şöyle dedi: 

“Psikiyatrinin farklı alanları vardır. Adli Tıp doktorası yaptım ve adli bilimler profesörüyüm. Biz bunları hukuk ve tıp fakültelerinde ders olarak anlatıyoruz. Bir bağımlının bağımlılığı nedeniyle bir madde bulundurmasının yanında cezai emniyetinin bulunmadığını ve ceza almaması gerektiğini derslerde anlatıyoruz. Şuanda Barış Sinir Hastanesi’nde bulunan 4 psikiyatrist de adli psikiyatri eğitimi almadıkları için bence yeterli değiller. Adli değerlendirmeyi yapacak ehliyete sahip değiller.” 

“Bugün güncellenmeyen yasaları sistem sanıyoruz” Çakıcı, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Türkiye’de Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlanan kişi sayısı 300 bin oldu. Sistemin başarı oranı ise yüzde 93’tür. Yüzde 7’si bir daha tekrarlıyor. Yüzde 93’ü ise çok büyük bir kazanımla geri dönüyor. Bu durum Türkiye’de çok başarılı oldu. Fakat biz çok gerideyiz. Bugün güncellenmeyen yasaları sistem sanıyoruz.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.