1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Gözümü kapadım ve barışı hayal ettim!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gözümü kapadım ve barışı hayal ettim!

A+A-

CTP-BG bu sıralar pek alem doğrusu!

Ana muhalefet konumunu başkalarına kaptırınca işi romantizme döktüler.

Yakında bir konferans düzenleyeceklermiş, adı da ‘Barışı Hayal Et’

diyorlar.

Ana muhalefetteki açıklarını böyle kapayacaklarını sanıyorlarsa aldanıyorlar.

Zaten, CTP’li dostlar her köşeye sıkıştıklarında çözüme balıklama dalıyorlar.

Dalıyorlar ama, içi boş, hiçbir dayanaktan yoksun ve tamamen rüya alemi içinde.

Ayrıca bu sıralar burunlarından da hiç kıl aldırmıyorlar.

Siyasetin her türlüsünden bıkıp da kendilerini UBP ile aynı kefeye koyanlara ateş püskürüyorlar.

Neymiş efendim onları UBP ile kıyaslamak büyük hakaretmiş.

Her seferinde de ortaya koydukları tek icraat kendi hükümet dönemlerindeki santraller konusu.

Evet doğrudur, CTP döneminde ülkenin en büyük eksikliklerinden birisi olan elektrik sorununa çözüm getirilmiş ve şu anda onların sayesinde Rumlara elektrik satar duruma gelmişizdir ama, bunu sakız yaparak her sıkıştıklarında gündeme getirmek, bize göre acizliktir, basiretsizliktir.

Şimdi olduğu gibi de onların döneminde Kıbrıs türkü kendi ayakları üzerinde duracak önlemleri alamamış, bunu için köklü çözümler üretilmemiştir.

Aynen şimdi olduğu gibi, Türkiye versin biz ödeyelim, mutlu müreffeh yaşayalım mantığı güdülüp, hiçbir zaman Kıbrıs Türkünün kendi iklimine uygun ekonomik paketler yaratılmamış ve uygulanmamıştır.

UBP şimdi nasıl her sıkıştığında eski hükümetten enkaz aldıklarını söylüyorsa, CTP de Annan Planı rüzgarı geçince, enkaz edebiyatına sarılmış ve sonuçta, erken genel seçime giderek yanlış yönetiminden en az zararı almayı göze almıştır.

Kimse kusura bakmasın;

UBP şimdi nasıl vitrine oynayıp, aldıkları önlemleri kendi iradesiyle aldığını iddia ediyorsa ve vitrine oynuyorsa, CTP de muhalefet görevini yerine getiremeyince, işi şova dökerek, her zaman olduğu gibi, ‘çözüm’ uydurmasına sarılmıştır.

Ben yine de onların dediğini yaptım ve gözümü kapadım, çözümü hayal etmeye çalıştım.

Kendimi de bu konuda epey zorladım!

Maalesef başaramadım.

Çünkü CTP’li romantiklerin dediği gibi çözümün Kıbrıs Türklerini elinde olmadığı gerçeği şamarı yapıştı yüzüme.

Hem de ne Türkiye’nin ve Yunanistan’ın!

Hele de petrol yatakları da keşfedildi ya, bu iş bizi çoktan aştı…

Ve aklıma hemen Annan Planı döneminde ABD ile işbirliği yapan CTP’nin ilkeleri ve sosyalistliği geldi aklıma!

Şimdi anladınız mı, niçin gözümü kapayıp bir türlü çözümü hayal edemediğimi?

Bizce CTP de Kıbrıs Türkünün de toplum olarak gözünü kapama değil, aksine dört gözünü açma sürecini yaşıyoruz.

Gün gelecek ve adaya elbet bir çözüm gelecek.

Ama gözümüz kapalı gidersek, sonuçtan kimse memnun olmayacak ve buna da katlanmak zorunda kalacağız.

 

Okur Görüşü:

“Bayram kutlamalarına ne kadar harcandı?”

 “Sayın Özadam, yıllardır yazılarınızı takip eder ve tarafsız yayınlarınızdan dolayı sizi kutlarım.

Biliyorsunuz, ülkemiz ekonomik sıkıntı içindedir ve biraz tartışmalı da olsa hükümet çeşitli önlemler alıp vatandaşa sürekli tasarruf çağrısında bulunmaktadır.

Hükümetin bu çağrısı kısmen anlayabiliriz.

Ancak şunları da sizin vasıtanız aracılığıyla sormak istiyoruz;

15 Kasım kutlamaları için yurt dışından gelen yüzlerce konuğun ülkeye maliyeti ne kadar olmuştur?

Vatandaşın cebine elini atan hükümet böyle sıkıntılı bir dönemdi niçin devletin paralarını har vurup harman savurmuştur?

Basından izlediğimiz kadarıyla, gelen ekipler onuruna Cumhurbaşkanı ayrı yemek, Başbakan ayrı yemek ve meclis başkanı ayrı yemek vermiştir.

En azından ekonomi ayağa kalkıncaya kadar bir defalığına da olsa sadece bir tek yemek verilemez miydi?

Politikacılarımız siyasi rantlarına devam edecek diye, ülkenin hazinesini hoyratça kullanması yazık değil midir?

Görüşlerime sayfanızda yer vermeniz dileğiyle, saygılar sunarım…”

(Emekli Polis Memuru)

 

 

 

MESAJ KUTUSU

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, küçükbaş hayvan üreticileri artık homurdanmaya başladı. Verilen sözlerin yerine getirilmediği ve yeni yılın da yaklaşmakta olduğunu hatırlatıyorlar, yakında kapınıza dayanırlarsa sakın şaşırmayın olur mu?

Sayın İrsen KÜÇÜK, K-Pet ihalesinin yerli iki firmaya kalması kamuoyunun gazını aldı ama umarız bu ihale de hukuka takılmaz. Yoksa hükümetiniz Hukuk Kuşu olarak anılmaya adaydır.

Sayın Halil İbrahim AKÇA, faiz mağdurları yeni yasanın geçmesi için sizden de destek bekliyorlar. Ülkenin bir çok sorununa el atmışken bir de buna öncülük etseniz diyoruz. Binlerce kişinin duasını alırsınız.

Sayın Kemal DÜRÜST, meslek lisesinin içine ilahiyat bölümü için bir açıklama yapmayı düşünmüyor musunuz? Oysa siz reklam işini en fazla seven bakanlarımız arasında yer alıyorsunuz. Yoksa çekindiğiniz bir konu mu var?

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, belediyede dün gün boyunca yıl başından itibaren işten durdurmalar olacağı söylentileri konuşuluyordu. En iyisi, en doğru açıklamayı kendi ağzınızla yapmak, zira dedikoduların ardı arkası kesilmeyecek gibi görülüyor.

Sayın Dağhan FELLAHOĞLU, merhum Mustafa Çelik’in en büyük hayali, yarım kalmış ortopedik özürler spor salonunun tamamlanmasıydı. Bu konuda size büyük sorumluluklar düştüğünü düşünüyoruz. Ne dersiniz?

Sayın Hüseyin BALLI, hakikaten soyadınız gibi siz de ballı çıktınız. Tasdik memurluğu izniniz çıkmış, hadi hayırlısı. Ama torpilinizin nereden geldiği de araştırılmıyor sanmayın sakın. Noter olamayanlar, olanları gammazlama yarışına girdiler.

Sayın Sezai SEZEN, bölge halkı petrol dolum tesisi konusunda örgütlenmeye başladılar. Şimdiye kadar birkaç toplantı yaptılar ve yakında kapınızı çalıp sizin de örgüte katılmanızı isteyecekler. Yakında şenlik var desenize.

Sayın Börke KAŞİF, koçan alamayanlar bir bir örgütlenmeye ve mahkemenin yolunu tutmaya başlamış. Ayrıca Mağusa belediyesinin de ruhsat bedellerini ödemediğinizden dolayı hukuk yoluna başvurduğu söyleniyor. Kolay gelsin diyoruz.

Sayın Ersin TATAR, bazı ihaleleri alan şirketlere hak etmeden hak ediş paralarının ödenmesinde maliyenin çok cömert olduğu iddia ediliyor. Bu sıralar uyanık olmakta yarar var, devletin paracıklarını kaptırmamanız öneriliyor.

Sayın Özay ÖYKÜN, ÖRP’den DP’ye transferler olurken bundan en fazla mutsuz olan partili siz olmuşsunuz. Özellikle Hüseyin Alanlı’nın partiye katılmasıyla vekillik hayalinizin suya düştüğünden yakınıyormuşsunuz. Bizce şimdiki makamınız daha kutsal bir makam.

Sayın Oğuz ÇAĞATAN, DP’ye transfer olmadığınız halde, olmuş gibi adınızı basına kim açıkladı acaba? Bu işin arkası hiç tahmin etmediğiniz kadar karanlık, yakında yeni bombalar patlayacak, aman dikkat!

Sayın Reşat AKAR, gazetenizin Van depremi nedeniyle düzenlediği bağış kampanyasına bazı banka sahipleri ilgi göstermemiş ve hatta telefonlarını bile kapamışlar. Sıkmayın canınızı onlar paracıkları öbür dünyaya götüreceklerini sanıyorlar.

Sayın Ramazan ÖZÇELİK, babanızın vefatı dolayısıyla bir süre yurt dışında olunca, adadan kaçtı’ dedikoduları çıkarılmış. Ülkedeki siyasetin boyutlarını görme açısından ibret verici bir olay değil mi?

Sayın Tan BORAN; sizin de yeni noterler arasına katıldığınızı öğrendik. Ama çok merak ediyoruz, her sokağa birden fazla noterlik açılınca bu işten nasıl para kazanacaksınız? Umarız pişman olmazsınız.

Sayın Hüseyin ALANLI, Mustafa Gökmen korkusundan dolayı parti değiştirdiğiniz ve başka türlü vekillik şansınız bulunmadığını yakın dostlarınıza söylüyormuşsunuz. Allah yolunuz açık etsin diyoruz. Eğer UBP’den hiç ayrılmasaydınız, halen vekildiniz, bunu da ara sıra düşünün deriz.

Sayın Ahmet SAVAŞAN, iyisiniz hoşsunuz ama biraz üslup sorununuz var gibi görülüyor. Açıklamalarınıza biraz daha dikkat etmenizi öneriyoruz. Zira memleketin yarısını daha şimdiden karşınıza aldınız.

Sayın Tahsin MERTEKÇİ, hem televizyonculuk, hem radyoculuk hem de köşe yazarlığı gayet başarı ile götürüyorsunuz. Madem ki medya bu kadar sıcaksınız en iyisi siyaseti bir kenara bırakıp bu iyi profesyonelce yapmayı düşünmez miydiniz?

Sayın Süleyman ERGÜÇLÜ, uzun bir İstanbul tatilinden sonra nihayet adaya intikal ettiğinizi öğrendik. İstanbul Boğazı insanda bağımlılık yapar diyorlar da inanmıyorduk. Gaziverenliler sitem ediyor bilesiniz.

 

Günün Fıkrası : Sarhoş

Üzeri darmadağın olan sarhoş adam polis karakolundan içeri girmiş ve elindeki araba anahtarını görevliye göstererek, ‘bu anahtarın ucundaki arabam çalındı’ diye feryat etmiş.

Karakolun komiseri gürleyerek ayağa kalkmış ve ada bağırmış;

-Be gafil adam, devletin memurunun karşısına, bu kılıkla çıkmaya utanmıyor musun, hem o fermuarın bile açık, ayıp değil mi sana?

Sarhoş adam pantolonunun önüne bakmış ve kısa bir şaşkınlıktan sonra yine feryat etmiş.

-Eyvah komiserim, demek sadece arabam çalınmadı, bizim karıyı da götürdüler…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.