1. YAZARLAR

  2. İpek Halim

  3. Güner Pir’in sergisinden notlar
İpek Halim

İpek Halim

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Güner Pir’in sergisinden notlar

A+A-

Sergi Cuma akşamı Lefkoşa, Saçaklı Evde açıldı.
Önce Güner hoca kısa bir konuşma yaptı ve
3. Cumhurbaşkanı ile sergi mekanına girip eserlerini anlatmaya başladı.
Açılışta 2. Cumhurbaşkanı ve eşi Oya Talat, Hasan Hastürel,
Neriman Cahit, Ahmet Tolgay, Yıltan Taşçı ve Emin Çizenel de vardı.

Sergi Kıbrıs’ın daha doğrusu Kıbrıslı Türklerin
yakın geçmişinin görselleştirilmesi , sanatlaştırılması gibiydi.
Tarih, sanat, belgeler, öyküler ve Güner Pir’in yorumu iç içe geçmişti.
“Eskitilmiş Zamanlar” adlı serginin ilk bölümünde
I. ve II. Dünya Savaşına katılan Kıbrıslılar ve savaş esirleri anlatılmıştı.
Bu eserlerde Güner hoca, askerleri, mezar taşlarını, katırları ve dumanlı, tedirgin yüzleri resmederken, madolyanlar, gazete haberleri, ve resmi evrakları da bir arada kullanmış.
Bir başka değişle, sanat ve resmi tarihi tuvalde buluşturup
tarih ve sanatı ciddi, estetik, çekici ve sıkı bir diyaloğa sokmuştu.

Sergide ayrıca Araplara satılan kızlar, kurşun dökme, göçler,
Halid Arab’ın öyküsü ve Ahmet Yahya anlatılmış.
Resimlerde eski Türkçe, inglizce ve rumca yazılar, pasaportlar, pullar,
gazete haberleri, mühürler, şiirler, o döneme ait paralar ve
duygular tekrardan hayat bulmuş.

Sergide renkleri ve parlaklığı ile gözünüzü alan diğer resimler de bendolar serisiydi.
Bendo, turalar ve kadının bir arada kullanıldığı tabloların her biri altın gibiydi.
Güner hoca sergisine kapıları da dahil etmişti.
Ancak kapılardan söz etmeden önce Güner Pir’in bana resmi sevdiren ve öğreten çok sevdiğim hocalarımdan birisi olduğunu belirtmek istiyorum. Onunla lise yıllarımda iki yıl boyunca çalışma imkanı yakalamıştım. Keşke daha uzun yıllar sanatçı Güner hocadan ders alabilseydim.

Kapılara geri dönersek 3 kapı bir de ana kapı olmak üzere
4 gerçek ahşap kapının üzerine çizmişti hocam öykülerini.
Kapıları boyamış üzerilerine bir çok figurler eklemiş.
Neriman Cahid’in yazdığı dizeleri resmin içine dahil etmişti.
Bazı yerlerde de kapların oymalarını çok beğenmiş olsa gerek
oralara hiç dokunmamış. Öylece bırakmış.

Sanatcının eskiye, zanaata, sıradan objelere değer vermesi
onların güzelliklerine boyun eğmesi miydi bu?
Sanatın, hayatın bir parçası olduğunu
Hissettiriyordu, kapılar.
Güner hocam bu çalışmalarında tam olarak neyi amaçlamıştı bilmiyorum
ama ben bir izleyici olarak böyle hisettim ve
kapıların önünde uzunca bir süre kalıp
oymacı, şair, marangoz, ressam ve o kapıyı kullanan kişilerin bu sergide hep birlikte
o kapıyı güzele/sanata beraberce taşıdıklarını anladım.
Sanatcı önceki emekleri ve öyküleri okuyabilen ve onlara değer verendir.
Yaşam tüm/bütün olmakla ilgilidir,
emek vererek beraberce var olmaktır. İşte o zaman var olunur! Diyordu bu kapılar.
Ve yine Güner hocam, her zamanki gibi hayatımıza yeni kapılar sokarak yeni yönler açıyordu önümüze. Teşekkürler hocam… İyi günler.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.