1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Güney seçimleri ve Trodos’ta bir sabah
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Güney seçimleri ve Trodos’ta bir sabah

A+A-

Emanet Çeyiz miydi o kitabın adı? Hani Rumlar Anadolu’dan geçerken, Ege’de bir Rum, kızlarının çeyizini, Türk komşusuna emanet eder de “Bu keşmekeş bitene kadar sende dursun, geri gelince alırız” diyerek, köyden ayrılır.  Ama aradan yetmiş yıl geçip de geri gelmeyince, komşusunun oğlu, kendi oğluna bir görev verir: Yunanistan’a git, komşuyu bul, emanetlerini geri ver! Torun, Yunanistan’ı adım adım dolaşır… Eski komşunun torunlarını bulur ve emaneti verir… Sonra da oturup bu hikâyeyi yazar… Ödüller kazanır…

Sayısız örnekleri vardır bu türden ilişkilerin… İki dönem önce, kızkardeşimin eşi, Burdur Belediye Başkanı idi… Günün birinde, makama bir Rum gelir. Der ki “Ben Burdurlu’yum… Evim de filanca mahalledeki, feşmekânca yerdedir. Gidip gördüm, ayakta… Halâ duruyor. Yalnız komşularımızın evi yıkılıp, apartman olmuş. Ben komşum filancayı ya da oğlunu arıyorum.”  Burdur küçük bir kenttir. Aranır, taranır, eski komşu bulunur! Çocukken beraber oynuyorlarmış, birbirlerini hemen tanırlar.  Rum olan Türk’e, eniştesinin sağ olup olmadığını sorar. Ölmüştür…  Der ki:

“ Mübadele’de biz giderken, babam eniştenden bir miktar borç aldıydı. Bunca yıl geçti, ödeyemeden öldü. Ama ölürken, o parayı bana verdi ve bir gün mutlaka memlekete dönüp, borcumuzu ödememi vasiyet etti. Eniştenin oğlunu bulalım…” Bulurlar… Ve borç ödenir…

Büyük Marmara depremi esnasında, Gölcük’ten denize açılmakta olan donanmanın görüntüleri karşısında, Theodorakis’ti galiba söyleyen: “ Bir gün adaları mahvedeceğinden korktuğumuz bu donanmanın denize açılması karşısında neden hüzünle gözlerimiz yaşarıyor?” Ya o gazete manşetleri: “Dayan komşu, yetiştik!” Adapazarı’nda yıkıntının altından çıkarılan o küçük kız çocuğunu kucaklayıp ağlayan Yunan’lı gencin görüntülerini, unuttuk mu? Ya Mustafa Kemal’in Başkumandanlık Meydan Muharebesi akşamında, savaş alanında söyledikleri: “Zavallı yavrucaklar! Kim gönderdi sizi buraya? Analarınıza nasıl verecekler, bunun hesabını?”

İki halkın, derin duyguları bunlardır… Bin yıl beraber yaşanan hayat öğretmiştir bunu…

Ne zehirliyor bizi biliyor musunuz? İki taraftan politikacıların, entelektüellerin beyinlerinin kıvrımlarındaki kargaşa!

Yukarıdaki örnekler, o kadar “derin” düşünemeyen normal insanların, ya da öyle “derin” düşünmedikleri anlarda iki tarafın entelektüellerinin en derindeki duygularıdır. Dün güney Kıbrıs’ta seçim oldu. Biz de tatili değerlendirip, Trodos’a gezmeye gittik… Sevgili dostum Ramadan’ın köyü, Gilan’a… Ramadan’la ne zaman o köye gitsek, bütün köyün yollara dökülüp, arkadaşıma “hoş geldin”e çıkmalarını gördüğümde, bunu düşünürüm...

Umarım bir gün biz de sokaktaki insanlar gibi düşünmeyi başarırız…
Hayır, Plâtres’e gitmedim dün… O özel bülbülü halâ dinleyebilmiş değilim…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.