1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Güney'deki seçim sonuçları siyasi sorunu etkiler mi
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Güney'deki seçim sonuçları siyasi sorunu etkiler mi

A+A-

On bir adayın arasından sıyrılarak ikinci tura kalmış da olsa yüzde 45.46 oyla ilk turu büyük bir galibiyetle geçen Disi’nin Anastasiadis’i belli ki ikinci turda Akel’in yüzde 26.91 oy alan Akel’in Mamas’ını kolaylıkla aşarak Güney’in yeni “Başkanı” olacaktır…

Tabi bundan sonra “Hristofyas” adının yerini “Anastasiadis” alacaktır. Ve tek temennimiz şu olacaktır. İnşallah “Köşemizden” ayazlattığımız Güney’e dolayısıyle Kıbrıs siyasi sorununa yönelik değerlendirmelerimiz, sadece bu adların yer değiştirmesinden ibaret kalmaz!

Ve inşallah Anastasiadis, Annan planına “evet” diyen ender liderden birisi olarak barışa ve çözüme olan inancını “başkanlığının” yetki ve sorumluluklarında bu kez çok daha ileriye götürür… HEMEN VURGULAYALIM AMA: Anastasiadis’in 2004’lerdeki referandumda Annan planına neden “evet” dediğini bu kez değerlendirip analizini yapmak sırası KKTC de olmalıdır çünkü adam Başkanlık koltuğuna oturmuştur. Yani resmen siyasi “muhatabımızdır!” Şu halde soralım? Annan planına niçin “evet” dediydi? Planın gerçekten Rum halkının çıkarına olduğunu, bundan daha iyi bir başka çözümün oluşturulamayacağının bilincine vardığından mı? Yoksa adada barışı çözümle tesis ederken Türk halkının da haklarının olduğunu kabul etmesinden dolayı mı? Eğer Anastasiadis Annan planından öte daha iyi bir çözüm oluşturulamayacağı bilincinde “evet” demişse “akıllı adamdır” vesselam! Çünkü Güney’de, planın Rum halkının çıkarına olduğunu Hristofyas da dahil çok az insan görebildiydi!

Yok eğer Türk halkının da haklarının planla birlikte güvenceye alındığı gibi barışçı bir tutumla “evet” demişse buna da “idealist” adamdır vesselam” diyeceğiz ama biliyoruz: Çok küçük bir olasılık” VE EKLİYORUZ. Başta Erdoğan ve Davutoğlu olmak üzere hâlâ ve her vesile ile Annan planının faziletinden söz etmekte, Rum tarafının “hayır” demekle neleri nasıl kaybettiğinin hatırlatmasını yaparlarken, politika sahnesinde Güney’i hep bu “hayır”ları ile vurmayı sürdürmektedirler! Oysa bizim referanduma giden o plan nedeniyle ödümüz koptuydu! Ola ki Rum tarafı “evet” diyecek diye! Nitekim her aklımıza geldiğinde eğer bu plan çözüm haline gelseydi Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin neleri kaybedeceğini anlatırken “bizi Allah korudu” diyoruz! Buna karşın Annan planı sevdası devam ederken sevdalıları da salya sümük çekerek nasıl büyük bir çözüm planının heba edildiğinin ağıtını yakıyorlar! ANASTASİADİS ANNAN PLANINA DÖNERMİ? Bilmiyoruz! Fakat eğer kadük olmasına karşın planı veya çerçevesi ile muhteviyatını müzakere masasına sürmek isterse, Ankara ve bizdeki bazı çevreler Annan planı sevdasında yanarlarken “hadi görüşelim” diyerek kabul ederler mi? Bilmiyoruz ama planın Rum halkının adadaki ekonomik ve siyasi çıkarlarını koruyup “çoğunluk egemenliğine” kapı açacağını gören akıllı Anastasiadis için Türk tarafının bu “eveti” her halde kendileri için ballı kaymaklı bir kazanım olurdu!

******

PAZAR GÜNÜ ÇİFTE ŞENLİK VAR Güney’in Lefkoşa’sı Rum’un Başkanlık seçimi ile Kuzey’in Lefkoşa’sı ise UBP kurultayının ikinci tur seçimleri ile şenlenecek! Ve gelelim kurultay’a: Kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin. Ancak şu iki gerçeği KKTC hanesine yazdıktan sonra şunu söylesin. “İki musibet bin nasihatten evladır..” Anltalım:

KKTC olalıberidir çok arbedelerden geçtiydi! Çok yüzsüzlükler, alavare dalevereler gördüydü! Çok vartalar atlattıydı!

Fakat hiçbir devrede bugünkü kadar “ne sahip çıkanı olduydu ne de değişmesini isteyeni!” İlk defa KKTC devlete inanmayan kitlelerin bile “korumacılığı” altına alınmak istendi! (Birleşik Kıbrıs afkârı üzerindeki marjinal grupların siyasi hesaplarını ayrı yere koyuyoruz. Ve KKTC’yi kerhen değil, sistemi, ahlâki değerleri, korunması gereken doğası, yapısallığı ile gündem yapan kesimlerin hassasiyetinden söz ediyoruz…)

Ve diyoruz ki bu “aidiyet duygusunu” Lefkoşa Belediyesinde olanlarla UBP Kurultayında yaşananlar yarattı! Bu iki olayı tetikleyen öncesi sorunlarla sonrası gelişmeler ateşledi…

Anlaşıldı ki Rahmetlik Denktaş’ın büyük “devlet inancı” ile ilan ettiği KKTC, devlete inançsızlığın kurbanı yapıldı! Nitekim devleti korumak görevindeki yetkili ve sorumlular devlet organlarını birer birer yıkıp çalışamaz duruma soktular ki bu erozyona “devlete inanmayan” kesimler bile dayanamadılar, isyan ettiler.

Hukuğun tepelenmesine, Kurultay hesaplı kanunsuz istihdamlara, popülizm sonucu batıp giden devlet sektörleri ile Lefkoşa belediyesine, KKTC için değil, hâlâ makamlar için yapılan kavgaları tüm Kıbrıs Türk halkına taşıyıp huzursuzluk yaratan liderlere…

İlk defa bu memlekette baş kaldırıldı! Kimsenin devleti bu durumlara düşürmeye hakkı yoktur dendi! Sebebi de Lefkoşa belediyesi ile Kurultay faciası oldu… İyi ki oldular! KKTC nedir nasıl berbat şekilde yönetilmektedir hep birlikte öğrendik… ******

ASİL NADİR’E REVA GÖRÜLEN ZULÜM

Eğer haberler doğruysa Asil Nadir hapishanedeki odasında birlikte kaldığı bir “sinir hastası” tarafından darp edilmiş…

Zaten Nadir’in kaç zamandır içine düştüğü bu dayanılması çok zor olan durumuna üzülüyordum. Bundan bir süre önce kendimi Asil Nadir’in yerine koyup düşündüydüm ki “sabaha kadar bir daha tutmayan uykusuzlukla!”

İnsanların duygularını anlamak kolay değildir. Asil Nadir KKTC’de yaptıkları, başardıkları nedeniyle mahkûm olmadı… Aksine çok kısa sürede KKTC’ye çok şeyler kazandırdığı, yatırımları ile Güney’i bile korkuttuğu için şer güçlerinin şerrine uğradı!

Birgün yeniden yazacağım. Asil Nadir çok büyük işadamı iddiasının ötesinde çok büyük başarıların insanı olmak istediği için kaybetti.

Ve İngiliz adaleti! Zannederdim ki evet vardır. Oysa sömürgeci İngiliz’den neler çektiğimizi hatırlayıp genlerinde “her türlü alavere dalavere olan bu İngiliz’in” Asil’i elbet bu durumlara düşürüp intikam alacağını düşünebilmeliydim! Devasa bir işadamını bir “deli” ile ayni hücreye koyan İngiliz! Kim bilir yine ne hesaplarla kime hizmet eder

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.