1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Günler gelip geçerken...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Günler gelip geçerken...

A+A-

İlk okula 1958 yılında başlamıştım.

O senenin yaz tatilinde, okuma yazma öğrenmenin verdiği heyecanla, oturup koca bir romanı okudum.

Babamdan gördüğüm, insan adam olunca, kitap okurdu!

Ben de adam olacaktım, yok mu ya?!

Okuma hastalığım, sürüyor elbette ki… 

Ropörtajlarda sorarlar ya?

“En son okuduğunuz kitap?”

Zekâi Altan dostumun Gizemli Kıbrıs kitabını, yeni bitirdim… Bulursanız, tavsiye ederim…

Efendim, Allah herkese de bağışlasın, bize de; benim bir tekne kazıntısı oğlum var! Bazan görenler kestiremez, “Toruncuk mu?” diye sorarlar… 

Ben gülerim ama oğlan huylanır!

Bizim oğlan, bu sene ilk okula başladı…

Okuma yazmayı da iki ayda söktü allaha şükür. Kendim babamdan etkilenip, okumaya sardırdım ya?

Oğlum da sürekli der ki: “Babam benimle ilgilenmiyorsa, ya kitap okuyordur veya bilgisayarda bir şey yazıyordur!”

Hoşuma gider… İçin için derim ki: “ İyi yoldadır, bu da okuyacak abileri gibi…”

Ne var ki yaz tatili geldi, geçiyor; bizim oğlan okumadı…

Ya televizyonda bir şey seyrediyor, ya Play Station oynuyor veya bir apartman çocuğu olarak, arkadaş bulabilirse, oynuyor!

Bu durumla ilgili, entel dantel bin tane kaygı ile “bu çocuğu nasıl okuturum” diye düşünürken, bir gün karşıma geldi, dedi ki:

“Bilgisayarında oyun oynayabilir miyim?” Odasında kendi bilgisayarı var ama neti yok! “İyi dedik, “oyna bakalım…”

Geçen akşam ne görsem beğenirsiniz?

Herif, yaşını büyük göstererek, kendine bir mail almış, facebook’ta da bir hesap açmış!

Bunu görünce, kendi kendime, “Hoppss” dedim…  “ Dur bi dakka… Zaman değişti!”

Yeni bir sosyalleşme biçimi, yeni bir kültür, yeni bir yaşam biçimi hayatımızı işgal ediyor. İyi midir? Kötü mü? Bilmiyorum…

Çocukların lingiri oynayacak yerde, nette chatlaşması, beş taşı bilmemeleri, aşık oyununu duymamaları, karşılarına arkadaşlarını alıp, bizim zamanımızda olduğu gibi mesel anlatacak yerde, nette satranç oynamaya girişmeleri, iyi veya kötünün ötesinde, yeni bir çağın kapımızı çalmasıdır! Genel anlamda, her ileri şey, her kötü şeyden iyi olduğu için; elbette ki iyidir ama kendi kusurlarını da beraber taşıyarak…

Sanki bizim çağımızdaki her şey, sosyal ve psikolojik gelişimimizi mükemmele doğru düzenleyen birer ahlâk ve sağlık şahikası mıydı?

Mesele, kendi çocukluğumuzun değerleri ile bügünün çocukluğunun değerleri arasında kıyaslama yapmak olmamalıdır.

Tam tersine, bugünün sosyal/ekonomik, bilimsel olanakları ile bir çocuğu “insan” gibi yetiştirmenin koşullarını kavrayabilmektir galiba!

Bilgi Çağı’nın olanakları ile bu hem daha kolay, hem daha zor…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.