1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Gurgurasına garacocco
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gurgurasına garacocco

A+A-

Şu kelimelerin anlamlarını biliyor, konuştuğunuz gündelik dilde bunları kullanıyor musunuz?

“ Alina, babira, bandofla, baranga (baraka), barbet, bastarda, barabonti, bazza, bilardo, birbandi, bomilarga, botsa, bronzo, cukka, daratsa, della, diril, drabano, dümen, fandi, fanella~fanela, farina, farsetta, galo, gabbella, gancelli, garabina~garabinna, garafan, garto, gıraso, gorona, gumbaro, gurva, ispaho, kartana, kıranto, kuarto, katrana, leva etmek, martelli, mayna, paçolli, pasadembo, penna, piron, pistola, punyo, rasta, sakko, sella, sumada, susta~susda, şano, tartalli, uruba; zoppo…”

Kıbrıslı Türkler’in çoğunluğu, bilir; önemli bir kısmı da kullanır! Vakti zamanında kültür hayatımıza zücaciyeye giren fil gibi dalan Celal Hordan marifetiyle, güya vatandaşa sadece Türkçe konuşturmaya kalkıp da bilmedikleri Türkçe kelimeleri de hayatımızdan silenler, bunlara da zarar verdiler ama unutturamadılar! Bu kelimeler, İtalyanca! Kıbrıs Ağzı’na Latince’den geçmiş. “Ne alâka?” diyebileceklere, bu ülkenin üç yüz elli yıl Osmanlı yönetiminde, ama ondan önce toplam dört yüz yıldan fazla da Latin yönetiminde yaşadığını, hatırlatmak lâzım.

Güney’deki Kıbrıs Üniversitesi’nde katıldığım bir dersten sonra, öğrencilerle kantinde yaptığım sohbette, ailesi Lefkeli olan tatlı bir kız, bizim konuştuğumuz Helence’nin, “eski” olduğunu söyleyince, elimdeki şişeyi göstererek, “Bu botsa değil mi şimdi?” dediydim… Kız, “hayır” deyip, Yunanca bir kelime söyledi! Oysa dedesi, “botsa” derdi… Ona unutturmuşlar!

Yani bu kültür katliamı, her şeyi ulusçu şablonlara uydurma telaşı, tek taraflı değil!

Venedikli bir tarihçiye de elimdeki çatalı göstererek, “buna siz de mi piron diyorsunuz?” diye sorduğumda, o da nerdeyse sandalyeden düşüyordu! Ya bu “sandalye” acaba necedir? Sanırım bu da İtalyanca’dır… Yukarıdaki kelimeleri, Anadolu’da konuşulan ağza da yaymak mümkündür… Bayram değil, seyran değil bunun nerden aklıma geldiğini sorarsanız, Facebook’tan bir mesaj aldım: “Gancelli’nin Türkçe olduğu meydana çıktı. Kancalı kapı demekmiş!” Bir mesaj atıp, düzelttim ama dilimin ucuna “Hade yahu!” demek geldi… Sadece kendi ürettiği lâkırdılar ile konuşan ve yazan bir lisan, yoktur ve olamaz! Meğer ki Borneo ormanlarında, dünyadan izole yaşayan bir kabile olursunuz ve toplam sözcük sayınız da üç yüz olur! O zaman başka… Bütün diller ödünç alır ve verir… Çünkü dünya üstündeki bütün kültürler, birbirlerinden etkilenirler! Bunlar arasındaki en ilginç etkileşim, tarih boyunca vuruşan Türkçe ve Rusça arasındaki etkileşimdir ki halkların yalnız barış çağlarında değil, savaşırken de birbirlerini etkilediklerini gösterir.

O bakımdan, ortada kompleks üretecek bir durum yok! Kappella’ya Türkçe kılıf aramanın da alemi yok! İtalyanca ise İtalyanca’dır! Onlar da hipofiz bezinin oturduğu kemiğe, “Sella Turcica” derler. Türk semeri! Ekmeğe bizim ve Araplar’ın pide, Helenlerin pidda, İtalyanlar’ın pitza demesi, ne Colliseum’u; ne Parthenon’u, ne de Sultanahmet Camii’ni yıkmaz!

Başlıktaki sözler, Türkçe’dir… Yeşillenmeyin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.