1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Gürültücüler - Dağıtıcılar - Pisler…
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Gürültücüler - Dağıtıcılar - Pisler…

A+A-

Geçtiğimiz hafta şu kaim ve daim müzakereler etrafında kopartılan gürültülerden kulaklarımız sağır olurken az biraz şaşırdıydık:  “Nasıl olur da bir elin parmaklarını geçmeyen insanların çığırtkanlıkları  bu kadar gürültülü olur”   düşüncesinde!  Çünkü:

BİR:  Yapılan anketlere bakıyoruz halkın büyük bölümü iki ayrı devlete dayalı çözüm istiyor.
İKİ:  Türk tarafını müzakereleri sabote etmekle suçlayanlara bakıyoruz,  sakız gibi çiğnedikçe tadını kaçırdıkları  “birleşik Kıbrıs”  lafından başka çözüm alternatifleri yok!

ÜÇ:  Eroğlu’nu çözümsüzlük yanlısı olarak lanse etmelerine bakıyoruz,  sırf çözüm olması için Hristofyas’ın istediği ödünleri verse elde ne Kuzey kalacak ne Türk’ün hak hukuku.

DÖRT:  Ban’la birlikte hem de iki defa katıldıkları Greentree’deki   toplantılara bakıyoruz,   adı  “zirveye”  çıkmış ama  tırnak kadar sonuç alınamamış!

BUNLARA KARŞILIK.  Hem sistematik şekilde Türkiye’nin  Kıbrıs politikası eleştirilip yargılanıyor hem de Hristofyas’a paralel tutumda Türkiye’nin askeri ile birlikte Kuzey’i terk etmesi propagandaları yapılıyor.
Dolayısıyle henüz cesaret edip çığırtkanlıklarına katamadıkları bir tek   “1974 Barış Harekâtı”   oluyor.  Ki bir gün işitip göreceksiniz:  Diyecekler ki  “1974 harekâtı Kıbrıs’ın masum insanlarına yönelik bir askeri kıyım operasyonuydu.”  Ve ekleyecekler:  “Türkiye’nin  Kıbrıs’ın Kuzey’ini işgal etmeye,  Rum halkını göçe zorlamaya,  mülkünü gasp etmeye ne hakkı vardı?”

Zaten şimdilerde bu söyleyeceklerine zemin teşkil edecek  olan  “Türkiye’nin askeri ve TC kökenleri ile Kuzey’den çekip gitmesi gerektiği”  yollarındaki  praktisleri devam etmektedir!

Bunu da becerdiklerinde artık Kuzey’i Rum’un emrine amade kılacaklar ki zaten şimdilerde   Brüksel’lere gidip  hem Türkiye’yi hem de KKTC yönetimini AB’lilere şikâyet ederek tetiği çektiler bile! Nitekim yana yakıla adadaki  bu  “Türk güçlerinden”  neler çektiklerini, faşist yönetimler tarafından nasıl hırpalandıklarını anlatıyorlar. Bana kalırsa görevlerini yapıyorlar!  Çünkü: 

HER EMEĞİN BİR BEDELİ VARDIR:  Bakıyoruz da en çok   mağduriyet nutukları atıp  “tek vatan Kıbrıs”  yaygaralarını kopartanların maşallah bir elleri yağda bir elleri balda olmakta!  Villaları lüks arabaları,  Avrupalarda okutup en görkemli düğünlerle evlendirdikleri evlatları, bal kaymak hayatları ve çok fantastik gösterilerle   bezedikleri siyasetleri ile Kıbrıs Türk halkının önünde koşuyorlar..

OYSA.  Ya öğretmendirler yahut sıradan bir devlet memuru!  Ya doktordurlar yahut avukat!  Veya bu memlekette olabilecekleri kadardırlar!  Eee?  Bu saltanatlarıyla maldarlıklarının  hikmeti ne ola ki?  Ceplerine Allah tarafından para mı dolmakta yoksa çalışmaktan kıçları mı çıkmakta?  Kısaca bu değirmenin suyu nereden akmakta?  Diyelim ve ekleyelim.  Neyse ki hâlâ bir avuçturlar.  Ancak sesleri yüksek çıkıyor o kadar!

*********

SİZİ GİDİ GÜRÜLTÜCÜLER

Geçen hafta bir acaiplik daha yaşandıydı.  Ondan önce yazalım ama:  KKTC hâlâ basiret sahibi   yönetim kadrolarını göremedi!.   Dolayısıyle halkı ne kararlarının doğruluğuna inandırabiliyorlar ne de icraatlarının sağlığına!  Dobra yazmak gerekirse iktidara gelen hükümetlerin  “vatan millet”  demelerine karşın kimseler öncelikle  vatan millet için   çalıştıklarına inanmıyorlar.  Aksine hepsi de   “önce can sonra canan”  demekteler. 

Yine de ehven’i şer olmalı:  Ya  halka  “biz can siz de patlıcansınız”  deselerdi!          Tabi böylesi güven verememiş   “hükümetlerin”  memleketinde öğretmen sendikaları da   365 günün 200 gününü grev ve eylemlerle geçirip  okullardaki eğitim öğrenimi katlederler! Nitekim  artık KKTC’deki öğrencilerin  sınavlardaki başarıları   Şırnak’ın bile gerisine kalmaktadır!

Fakat asıl olay   sendikaların grev yaptıkları günlerde  kanunen maaşlarından kesinti yapılmasına itiraz ederek  inadına tutumda  bir kez daha yollara dökülüp, bunu da protesto etmeleri!  Yani artık bu ülkede sendikacılık işte böyle acaip bir işler haline geliverdi!  
    **********

DAĞITIN GİTSİN

Hükümet geçen hafta yine mangalda kül bırakmayan açıklamaları ile KKTC’nin kanatlanıp uçtuğunu duyuruyordu.  Bizse tam aksine her gün bindirdiği zamlarla artık sadece    anamızı değil,   babamızı da  ağlattığı kanaatindeydik!   Ve tabi biliyorduk:  Bazı yüzleri de  “velinimet böyle olur”  dualarında güldürüyordu!            NİTEKİM:  Hayvancılara dört milyon TL hibede bulunuyor,    küçük ölçekli turizm hizmeti veren bazı kişilere de TC katkılarıyla  3 milyon TL  bölüştürüyordu. 
Ve tabi bizi meraka sokuyordu:   Hayvan başına verilen o milyonlar,   küçük ölçekli denilen o   turizme kanalize edilen paralar için plan programlar,  fizilibite raporları yapıldı mı?  Yoksa her zamanki gibi   “al parayı ne istersen yap” mı dendi?   Tabi şunu da  iyi biliyorduk:                 

**********

TEMİZLİK HAREKÂTI BAŞLADI  

Büyük kampanya diye lanse edip memleketi temizleme seferberliği başlattılar. Seçtikleri yer de trafiğin en yoğun olduğu yerdi.  Lefkoşa Girne  güzergâhı.  Ki hem görsünler hem de görünsünler!  

Tam o  gün ve  o sıralarda  “şeytan azapta görmeye” derler ya her zamankinden fazla araba gördümdü yollarda.  Pencerelerini açıp konfeti saçar gibi kağıt parçalarını yollara savuran,  portakal kabuklarını atan sürücüleri ile!    Hele bir araba gidiyordu önümde,  dayanamadım iki üç kez kulaklarını delecek şekilde  korna çaldım.   Arabasından inip  “sana be adam”  dese,  iki de yumruk atsa yanıma kalacak! Fakat  dayanılmazdı çünkü   önümde giderken  neredeyse  yarım  kilometrelik yolu  irili ufaklı   yırtılmış kağıt parçalarıyla doldurduydu!  Ve bir kez daha anlıyordum memlekette ne menem temizlik kampanyası başlatıldığını!  Halka mal edilememiş,  ekabirin şovları silsilesinden işte!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.