1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. "Güven kimdir, güven nedir?"
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

"Güven kimdir, güven nedir?"

A+A-

Bir Belediye emekçisi Rıfat Börklü’nün yakarışını, öfkesini, duygularını ve içinde bulunduğu durumu satırlara nasıl döktüğünü siz de okumalısınız.

*Dua etsinler ki, bu yapılan eylemlerin daha büyükleri olmadı.

* Güvenilecek neleri kalmıştır, güven duyalım?

* Bizler savaştık, sizler komutan olamazsınız!

* Verilen sözler boş!

*Sayın Ersin Tatar, Sayın Şerife Ünverdi, Sayın Kaşif, Sayın Hasipoğlu, Cemal Bulutoğlu ve Sayın Başbakanımız, 3 ay siz maaş almayın, eve ekmek götürmeyin!

Güvenmek! İnsanın kişiliğine, karakter yapısından, yaşamış olduğu ortamdan, yaşanmışlığından bıraktığı izlenimlerden o insana güvenilir.

Esas, ana mevzumuz nedir?

Bizler LTB çalışanları sokaklarda aylar var aç, aylar var taksitleri geri kalmış, eline cebine para girmeyen, faiz yiyen çalışanlar olarak, sokaklarda her türlü cinnet geçirecek kıvama gelmişken, aslında cinnet geçiriyoruz hepimiz. Dua etsinler ki, bu yapılan eylemlerin daha büyükleri olmadı. Güven duyduklarımız, güven veren insanlar, başbakan, bakanlar, aracılar, aracı müsteşarlar, belediye başkanı olsun ki bir iki üç LTB çalışanını güvendirdiler. Vermiş oldukları sözler de hep boş çıkmıştı(fos).

Ve güvenimiz kalmamıştır! Güvenilecek neleri kalmıştır, güven duyalım? Şunun şurasında, saatler birbirini kovalarken, günün ortasında şüpheli bir maaş alma ve almama şüphesi var. Sarsılan güvene karşılık, bakanlar, başbakana ve hele ki Cemal’e güvenimiz kalmamıştır. Zaten Cemal’a güvenen, kendisini kör kuyuya düşmüş saysın, İşte biz LTB’liler de şu anda bir kör kuyunun içindeyiz. Sebep şu ki, UBP hükümeti, tekrardan güven tazelemek için öncelikle LTB çalışanının sosyal haklarını, hiç vade koymadan yatırılması, maaşlarımızın tamamının verilmesi ve 13. Maaşlarımızın verilmesi hususiyetinde hassaslık gösterirlerse birazcık güven sağlarlar. Değilse güvenimiz kalmamıştır zaten.

Haklı olarak grevlerde birebir hakkını savunan emekçilere ve 13. Maaş hakkını alamayan geçicilere hakkı verilmelidir. Sendika yasasına göre: Greve gelmeyen, ama hiç gelmeyenlere, maaş alma hakkı tanınmaz. Bu da şu demektir: Sendika bu gelmeyen kişilerin listesini iki günü aşmamak kaydıyla hükümet yetkili mercilerine bildirerek bildirimini yapar. Yani greve gelmeyen, işe gelmemiş gibi maaş hakkına sahip değildir (Greve gelmeyip, hükümette nasılsa dayımız var deyip de maaş almayacaklarını duyan greve gelmeyenler, hükümete baskı uygulayıp hakkımızdır maaş almak diyemez. Bu kişiler yüzünden emeğine karşılık bekleyen bu kadar çalışan, bu insanlar yüzünden maaş almadan süründürülemez. Hiç kimsenin buna hakkı yoktur).

Ben ve arkadaşlarım, kellemiz koltuğumuzda sokaklarda ekmek kavgası verirken, onlar ise kafaları vücutlarının üzerinde gezerken, yemezler guzzum…

Bizler savaştık, sizler komutan olamazsınız!

İşte bizler böyle güvenimizi kaybettik. Ben Rifat olarak, Cemal’e, hükümete güvenimiz kalmamıştır. Yerine gelmeyen vaatleri, bizleri bu sokaklardan almayan, iş başı yapın diyen hükümet, halen 11.1.2013 tarih olmasına rağmen “Açlığa alıştınız. Biraz daha aç kalsanız ne çıkar?” diyor.

Verilen sözler boş!

Bunun faturası, baktığımızda halka ve emekçiye kesiliyor derken, nedeni şu: Cemal Bulutoğulları, çalışanın sosyal haklarını kesmiş olduğu, paraların nerelere gittiğini yargılamayan, sormayan bir hükümet, biz emekçileri sorgulayıp yargısız infaz yapamaz. O zaman önce Cemal yargılansın, hesap sorulsun, bizlerin de cebine paramız girsin.(Biz emekçiler her gün eve hüsranla gitmek istemiyoruz. Ailelerimiz de, biz de şu anda borçlu olduğumuz kadar, psikolojik olarak doktorluğuz da.)

Sayın Ersin Tatar, Sayın Şerife Ünverdi, Sayın Kaşif, Sayın Hasipoğlu, Cemal Bulutoğlu ve Sayın Başbakanımız, 3 ay siz maaş almayın, eve ekmek götürmeyin!

İşte bu durumda Lefkoşa halkını kim mağdur ediyor belli. LTB çalışanı hakkını alamıyor ki, halka hizmet nasıl versin?

Düşünün ki, işçisine eldiveni temin edemeyen bir belediye başkanı var. Yargı siz halka ait!

Şahsım Rıfat Börklü olarak, bayramı bana ve arkadaşlarıma kara getiren hükümet mercileri, Sayın Şerife Hanım’a derdimi söylediğimde: “Parasız bayram geçer mi?” derken, cüzdanını açarak 70 TL param var dediğini unutmadım. 20 TL sini bana verip oğluna harçlık yap diyen bakan, bizlerin haline kim acıyacak? Unutmadım! Unutmayacağım da! Hatırlarım.

Bizlerin mahkemede dayısı yok!

Maaş ödeneceğinin söylendiği gün ben kendimi frenledim. Ama herkes frenleyemez. Olacaklardan LTB çalışanı mesul değildir.

ÇOCUKLARIMIZI UNUTMAYIN Kİ;

SİZLER, BU BOZUK DÜZANİ KABUL EDENLER OLARAK BİLİN Kİ BİR GÜN GELİR, SİZİN ÇOCUKLARINIZ DA BULUR.”

Cemal Bulutoğulları’nın istifasının kabul edildiği günün sabahında kaleme alınan bu okur mektubunu okumak size neler hissettiriyor? Düşünmeye başlamak için daha geç kalmamalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.