1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Güzelyurt halkı 4.5 trilyonun hesabını soruyor!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Güzelyurt halkı 4.5 trilyonun hesabını soruyor!

A+A-

Ülke insanının ortak paydada birleştiği bir konu var;

Hesap sormamak, ya da hesap verememek!

Yani yapanın yanına kar kaldığı bir süreç yaşıyoruz.

Ne hesap soran var, ne de hesap veren.

Böyle olunca da yapılan yanlışlıklar ya da aksaklıklar alışkanlık haline geliyor ve sorumsuz yöneticiler ordusu çığ gibi büyüyor.

Geçtiğimiz hafta bir grup din adamı aradı ve Somali için toplanan paraların ne olduğunu sordu bize.

Biz de köşemize taşıdık bunu ve ilgililere sorduk.

Sağ olsun Din İşleri Dairesi Cuma günü bir açıklama yaparak toplanan yardımların bu hafta içinde mutlaka kamuoyuna duyurulacağını açıkladı.

Hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ederiz.

Sevgili okurlar, şimdi de lütfen 18 Ocak 2010 tarihini hatırlayınız;

Güzelyurt’ta büyük bir sel felaketi yaşanmış ve Allaha şükür can kaybı olmamış ama büyük maddi zararlar meydana gelmişti.

İşte o sırada da Kıbrıs Türkü yardımseverliğini göstermiş ve çeşitli kampanyalar düzenlenmişti.

TC Elçiliği öncülük yapmış 1.5 trilyonluk katkı koymuş, Meral Eroğlu canlı yayınlarla 900 milyar lira gibi önemli miktarda paranın toplanmasını sağlamış, çalışanların maaşlarından kesilen paralar ve SMS’lerden toplanan paralarla da toplamda 4.5 trilyon gibi bir para havuzda toplanmıştı.

Aradan 20 ay gibi uzun bir süre geçti.

Peki bu toplanan 4.5 trilyon şimdi nerede diye sorma zamanı da geldi de geçiyor bile…

Devletin yaptığı zarar tespit çalışmalarında ilk olarak 3.5 trilyonluk zarar olduğu belirtildi.

Sonra bu rakam kırpıla kırpıla 980 milyara kadar indi…

Bu arada selden dolayı uyanıklık yapan ve üç kuruşluk zararı 30 kuruş gösterenleri de göz ardı etmiyoruz.

Lakin, o tarihten bu güne kadar toplanan 4.5 trilyondan sadece 18 kişiye toplamda 250 milyar lira ödeme yapıldı.

Sigorta şirketlerinin ödedikleri de ayrı tabi ki…

Güzelyurt’da selden zarar görenlerin artık sabrı taşmak üzeredir.

Zaten ekonomide en şanssız bölge olan, devlet kaynaklarının en az ulaştığı Güzelyurt’ta şimdi toplamda 350 kişi zararlarının ödenmesini beklemektir.

Haklı olarak da insanlar sormaktadırlar;

Toplanan 4.5 trilyon lira nerededir, neresi için kullanılmıştır, 350 kişiye hala niçin ödeme yapılmamaktadır?

Olası bir anlaşmada Rum’a verilecek yerlerin başında bulunduğu için devletin bile yıllardır tek çivi bile çakmadığı bu bölgede, bir şamar da sel felaketinden gelmiş, ancak toplanan yardım paraları yerlerine ulaşmamıştır.

Başka bir ülkede olsak, ilgili bağımsız merciler çoktan olaya el koyar, ‘bu parayı ne yaptın’ diye sorarlar, suistimal varsa da gereğini yaparlardı.

Ama biz öyle ilginç bir ülkede yaşıyoruz ki, hesap soran yok, hesap veren yok, sorumlular ise halkın içinde ellerini kollarını sallaya sallaya geziyorlar!

Hadi bakalım cevap verin artık…

Kıbrıs Türkü’nün manevi duygularıyla toplanan paraların hesabını verin…

Verin ki, bir daha böyle olaylar yaşandığı vakit, biz de bağışlarımızı gönül rahatlığıyla yapabilelim…

 

Veli şikayeti:

Yine Polatpaşa İlkokulu!

“Sayın Levent Bey,

Öncelikle sorunumuza gösterdiğiniz duyarlılık ve eğitim sorunlarımızı kamuoyuna yansıtarak çözmek konusunda gösterdiğiniz hassasiyet için teşekkür ederim.

Size daha önce Polatpasa ilkokulundaki gelişmeler hakkında bilgi vermiştim ve okul müdürü Erbil Taşer’de haklı olduklarını savunmuştu. Tabiî ki öyle diyecek, başka diyecek bir şeyi yok. Konuşmak yerine size söz konusu sınıflardaki veli meslek istatistiklerini gönderse ve eşinin sınıfındaki veli meslek istatistiklerini gönderse daha inandırıcı olmaz mıydı? Bir de demiş ki bakanın sınıfına çocuklarını aldırtmak isteyen veliler var. Elbette veliler o sınıfa aldırmak ister çocuklarını çünkü o sınıfta kadrolu bir öğretmen var (kadrolu öğretmenler çocukları birinci sınıftan alıp dördüncü sınıfa kadar okuturlar. Eğitim sistemi böyledir) ama Erbil Taşer bunu bile anlayamayacak kadar art niyetli. Savunma psikolojisi içerisinde yanlış laflar ediyor ve hatalı konuşmalar yapıyor. O kadar ki okulda bir konuşma yaparak aynaya baktığında kendini yakışıklı olarak gördüğünü öğrencilerine anlatıyor..Ne gereği varsa…Bizi kınıyor…Neden kınıyorsun bizi? İyi eğitim istediğimiz için mi? Çocuklarımızın öğretmensiz kalmamasını istediğimiz için mi? Bakın bütün okullar bir şekilde seslerini duyurdu..Sen niye ilgisizsin sayın müdür. Müdür olmak idareci olmak idare ettiği kurumun menfaatlerini korumaktır. Koruyun kurumun ve çocuklarımızın menfaatlerini…..

Sayın bakan okuldan çocuklarını aldı ve özel bir okula verdi. Hayırlı olsun. Kendi tercihidir ama biz okuldaki sorunun giderilmesi yönünde bir hareket tarzı geliştirmesini dilerdik. 4. sınıf öğrencilerine öğretmen geldiğini öğrendik fakat okulu sevecekleri donemde böyle bir çürümüşlüğün içerisinde okumaya çalışan İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin günahı  nedir?

Bir de kulağımıza sayın Taşer’in kızının da öğretmen olduğu ve Polatpaşa ilkokuluna aldırtmak için çok uğraştığı haberi geldi. Belki bunu da yalanlar…Saygılarımızda”

(Bir grup veli)

 levent.20111002222806.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Mehmet HULİSİOĞLU, herkesten beklerdik ama sizden beklemezdik. Bir belediye başkanı olarak eşinizi Milli Eğitim Bakanlığı’nda istihdam ettirmişsiniz. Hani işi gücü olmasa bir derece diyeceğiz ama bizi hayal kırıklığına uğrattınız. Ha keşke bu hakkınızı Çatalköy’de işsiz bir gencimiz için kullansaydınız.

Sayın Okan DİLİK, Doğa Koleji öğretmen ve çalışanlarından ilk şikayetler gelmeye başladı. Siz de maaşları ödemeyip bu haftaya sarkıtmışsınız. Devletin kötü huylarını daha ilk aylarda kapmaya başladıysanız yandığımız gündür.

Sayın Ersin TATAR, Güzelyurt’ta sel baskınından zarar gören vatandaş artık sabırsızlanmaya başladı. Toplanan paraların akıbetini soruyorlar, ne zaman ödenecekler bir açıklama yaparsanız hiç de fena olmayacak.

Sayın Hasan ERÇAKICA, televizyon programlarında konuklarınıza sürekli olarak ‘aman beni yanlış anlamayınız’ şeklindeki çıtkırıldım tavırlarınız izleyenlerce hoş karşılanmıyor. Biraz daha dik durmanız ve mesleğin hakkını vermeniz öneriliyor. Bizden iletmesi…

Sayın Mustafa SIDAL, eskiden müdürü olduğunuz Su İşleri Dairesi’ne sıklıkla uğradığınız söyleniyor. Buna kimsenin bir itirazı yok ama personelin gözünün içine baka baka kapalı alanda sigara içmeniz de yadırganıyor. Sizin gibi yılların devlet deneyimli insanına yakışıyor mu?

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, biliyoruz bugünlerde size fazla yüklenmeye başladık ama, burada kesinlikle bir art niyet yoktur. Örneğin Tarım Fuarı’na ülkenin önde gelen süt ve hayvan üreticilerinin niçin katılmadığı konuşuluyor. Hellimsiz bir fuar sizce fuar olur mu?

Sayın Dağhan FELLAHOĞLU, 400 bininci aboneniz hayırlı ve uğurlu olsun. Bu arada yüksek tansiyondan muzdarip olduğunuzu öğrendik ve derecesiz üzüntü duyduk. Acil şifalar dileriz, ama bu memlekette insan her türlü hastalığa çabuk yakalanabilir, daha geniş yürekli ve stresten uzak durmalısınız.

Sayın Ertan BİRİNCİ, şimdi de klasik araba tutkusu baş göstermiş ve çok yakında yapılacak yarışmalara katılma kararı almışsınız. Bu arada yanınızda oturacak ve yardımcı pilotluk yapacak olan gazetecinin kim olduğu da merak konusu. Umarız birlikte ormanlarda kaybolmazsınız.

Sayın Mehmet TANCER, iyi bir koruma şirketiyle anlaştığınız ve artık yakın korumalarla dolaşacağınızı öğrendik. En iyisini yaptınız, babalar yaramaz çocuklardan hiç hoşlanmazlar. Bu arada sigara tüketimini de iki kata çıkarmışsınız. Allah ıslah etsin.

Sayın Talip ATALAY, Somali bağışlarının açıklanması için talimat verdiğinizi memnuniyetle öğrendik. Şimdi artık sıra din adamları arasındaki husumeti bitirmekte olmalı. Her şeyde ikiye bölünmeyi anlarız ama din adamlarının parçalanması göze batar.

Sayın Hüseyin Veli AVCI, geçenlerde bir düğünde milletin gözünün içine baka baka sıraya girmeden en öne geçmişsiniz. Sizin gibi itibarlı birisine doğrusu hiç yakıştıramadık. Kul hakkı yiyenin öbür dünyada işi pek kolay olmaz, bilirsiniz değil mi?

Sayın Mehmet ARABACIOĞLU, önceki gün büyük oğlan saat 10’da askerden teskere almış ve eve gelmiş, saat 12’de de küçük oğlan askere gitmiş. Ne garip bir tesadüf değil mi? Hayırlı teskereler dileriz.

Sayın Yonca ŞENYİĞİT, ABD’de terör ve güvenlik eğitimi almanız pek çok yakın dostunuzun gözünü korkutmuş. Siz neymişsiniz de haberimiz yokmuş meğerse…

Sayın Mustafa ÇOBANOĞLU, Rum tarafından kaçak yollardan arı ilacı getiren bir şirketin bazıları tarafından korunmak istendiği yönünde ihbarlar geliyor. Devlete vergi vermeyen bir şirketin korunmasına Ersin bey ne der acaba?

Sayın Ziya EMİR, kafa izni işi sizi de epey sarmış, atladığınız gibi uçağa kendinizi Sarıyer sahillerine bırakmışsınız. Denizdeki balıklara ekmek atarken görülmüşsünüz, peki bizim denizlerimizdeki balıkların günahı ne acaba? Fatmagül’e döndüler garibanlar.

Sayın Nezire ÖKE, muhterem eşinizin zamansız vefatını üzüntü ile öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve aileye başsağlığı ve sabırlar dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin.

Sayın Meyil ADAKUL, birkaç güne kadar dünya evine gireceğinizi öğrendik. Şimdiden kutlarız. Allah bir yastıkta kocatsın. Umarız büyüklerinize en kası zamanda bolca torunlar hediye edersiniz.                     

 

Günün Fıkrası : İmam ve sel 

Bir köyün camisinde imam cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir köylü köyü Sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp, kaçar. Sadece imam bütün ısrarlara rağmen köyü terk etmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek, camide kalır. Kısa bir süre sonra Sular camiye ulaşır, imam çaresiz minareye çıkar. Sular minarenin ilk katına yükselirken bir tekne imamı kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir, imam ikinci kata çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. imam artık minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler durumun kötü olduğunu anlatarak imama helikoptere gelmesi konusunda ısrar eder. İmam helikoptere binmeyi de reddeder. Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür. Kendisini cennetin kapısında melekler karşılar

-Melek: hoş geldiniz. cennette köşkünüz hazırlandı. Buyurun.

-İmam: Cennete girmek istediğimden emin değilim.

-Melek: neden?

-İmam: Tanrı'ya biraz kırgınım.

-Melek: ne oldu ki?

-İmam: Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim. İnsanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yasadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı ama tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan kaldım. Görüyorsunuz ki şimdi buradayım...

Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nın sesi duyulur:

-Söyleyin o salağa iki tekne bir helikopter gönderdik

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum