1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. "Hak" dediğiniz aslanın ağzında. Alacaksanız...
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

"Hak" dediğiniz aslanın ağzında. Alacaksanız...

A+A-

Aylar önce ajandamda parantez içine aldığım bir “notuma” bakıyorum. “Her şeye karşın üretici her zaman haklıdır” demiş ve devam etmişim. “Zor meslektir çiftçilik, hayvancılık, bahçecilik…” Şimdi de yeniden sorunları ile gündeme gelen “hayvancıların, çiftçilerin, kısaca toprakla uğraşan kesimin, tepkilerde büyüdükçe her biri koskoca birer KKTC sorunu halini alan açmazlarına bakıyorum. Ve yeni bir parantez açıp bu kez şu “notu” düşüyorum: “Kolay değildir çiftçi olmak hayvan besiciliği yapmak, bağda bahçede uğraşmak. Hem uğraşların en büyüğünü hem de doğa ile barışık olmayı gerektirir. Ekersiniz kuraklık vurur, emekleriniz kavrulur gözlerinizin önünde. Veya çok yağmur yağar, emekleriniz çürür toprakta. Harcadığınız paranızı kaybedersiniz, batarsınız kısaca!

Yahut hastalık vurur ekip biçtiklerinizi, dürütüp büyüttüklerinizi. Sel alır fırtına dağıtır… İki eliniz boş böğrünüzde kalakalırsınız… Hele hayvan mı besliyorsunuz. Yedirecek, içirecek, çocuklarınıza bakar gibi bakacaksınız… Hatta onlardan da öte özenecek, hastalanmasınlar diye veterinerlerden sürekli yardımlar alacaksınız…” KISACA: Zor iştir ziraat, hayvancılık… Rizikoludur. Bazen talih işidir bazen felaket! Bu nedenledir ki tüm dünya ülkelerinde tarım kesimi Devlet tarafından sürekli destek ve teşvik görür. Desteklenip teşvik görmezse zaten kimseler toprağa, hayvana yatırım yapmazlar… İşte geçtiğimiz gün bu kesimin Hayvan Besicileri bir süredir, “ey hükümet eğer sorunlarımıza çare olmazsan eylem yapacağız, hiç hoşuna gitmeyecek, haberin olsun” uyarılarının ardından o eylemlerini gerçekleştiriverdiler… HAYRET: Meğer bu hükümet öyle uyarılmaktan falan anlamıyormuş! Mesleki kesimlerin sorunları ne denli usulet ve suhuletle anlatılır olursa olsun vız gelip tırıs gidiyormuş! Ve ille de kafasına topuzla vurulması gerekiyormuş ki “merak etmeyin sorunlarınızı çözdük giderdik, müsterih olabilirsiniz” deyiversin! Ve yıkıp viran eylediği iç barışı yeniden tesis etmeye çalışsın!

Ne var ki olan olmuştur! Memleket hiç yoktan bir kez daha “isyanı” oynamış, iktidar yerlerden yere çalınırken, “yönetim bozukluğu” bir kez daha ayan beyan ortalara dökülmüştür!

*****

İŞTE O BOZUK YÖNETİM

Geçmişte dilimize pelesenk olduydu. “Sistem bozuktur” derdik. Oysa her zaman bozuk olan “sistem” değildir. Onu uygulayamayan “yöneticilerle” uygulama alanında tutmak için tırnak kadar çaba göstermeyen örgütlü mesleki kesimlerdir. Buna karşılık ne zaman başarısızlıklarla krizlere toslansa “sistem” suçlanır… Mesela: Söz konusu kesimler daha İrsen Küçük’ün Tarım Bakanı olduğu dönemlerde cicim bicim kurulan et kombinasını da çalıştıramadılardı, sonrası sütte soğuk zincir sistemini de! Birincisi hayvancı ile kasaplar alış verişlerinde harcadıydı, ikincisi ciddiyetsiz ve bedceriksiz uygulamalarda. Sonuçta dünyanın en pahalı eti ile sütüne tosladıkta da halkı Rum’dan et ve süt ürünleri satın alıyor diyerek suçladılardı!

Et sanayii için et ithalatı yapılması zorunluluğunda ise kantarın topuzu kaçırıldıkta, faturasını Hayvan besicilerinin ödeyeceği açmazlara düşüldüydü … HAYVANCININ HİÇ Mİ SUÇU YOK? Onca örgütlü bir sektör, Hükümet kapısına dayanıp yeri göğü inlettikten sonra istediklerini koparmasını beceriyor da bu memleketin işte o “sistem” dediğimiz olayını mı yaratıp yürütemiyor?

Ki hatırlarız. Ne İngiliz döneminde ne de sonrası uzun yıllar sürecinde bu ülkede çiftçilerle hayvancılar teşvik görmezlerdi. Buna karşılık et ve süt ile ürünleri ne bu kadar pahalıydı ne de uğurlarında savaşılacak kadar eylemlerin yapıldığı “krizlerdi!” Sonra o malum “teşvikler, zararları karşılamalar” sistemleri sokuldu devreye. Çiftçilere “kuraklık primleri” verildi ki çiftçi “ekmeden kuraklık tazminatı almakla yetindi!” Hayvancı her devrede korundu fakat korumacılık ne ayni oranda tüketicilere ne de et sanayine yansıtıldı!

KISACA: Memleketin içinde bulunduğu sorunlara uygun çözümler üretmek yerine, hayvancısı, çiftçisi ve diğer tüm öteki sektörel kesimler Devlet’ten sadece “desteklenmelerini” istediler… Hem de akla hayale gelmedik “teşviklerle!” Nitekim Hayvancılar bir süre önce Hükümete rest çekip uyarıda bulunurlarken “çiğ süt fiyatlarının 2011’den beri değişmediğini, yem girdilerinin katlandığını, elektriğe mazota zam geldiğini, arpa fiyatlarının artık zamlanması gerektiğini, ithal etin durdurulmasını, bedellerin gününde ödenmesini istiyorlar ve ekliyorlardı. “TC Yardım Heyetine sorunlarımızı anlatamıyorsunuz…” Oysa o sorunlar gerçekte tüm toplum katlarında ve tüm mesleki kesimleri sarmışlığıyla bebnzer açmazlarda yaşanıyordu. Mesela kamu görevlileri de iki yıldır artış alamıyorlardı! Her bir şeylerin fiyatları artarken işsizlik de artıyordu! Kısaca Hayvancısı Çiftçisi neyse ötesi çalışan kesimlerin sorunları da oydu! Sonuçta ayni Devlet sınırları içinde yaşarken, ayni sosyo ekonomik sorunlarla sarmalıydık.

YA HÜKÜMET. Beklentiler o “tasarruf tedbirlerinin” uygulamaya konması aşamasında memleketteki çalışan kesimler için Tüketicileri de kapsamına alacak “makul planların” yapılmasıydı. Oysa ne yaptı Hükümet: “Ben yaparım olur” dedi. 2009 yılından beridir olmadığını görüyoruz. Buna karşılık bir de şu olana bakın: HİÇ BİR ŞEY OLMAZ AMA BU OLUR: Çoktan anladıktı hâlâ ve defatle ispatını yaşıyoruz: Demek ki bu memlekette ağlamayan çocuğa meme yoktur! Varsa bir sorununuz gidin dayanın hükümet kapısına bağırın çağırın şıp diye işiniz oluverir! İşte size bal kaymak sistem! Hayvancı da onu da yaptı, istediğine de ulaştı! Şimdi, “bu da KKTC’ye özgü bir hak arama yönteminin sistemidir mi diyelim? Evet öyledir!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.