1. YAZARLAR

  2. Özgün Kutalmış

  3. Halâ 1964’tedirler
Özgün Kutalmış

Özgün Kutalmış

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Halâ 1964’tedirler

A+A-

Denktaş’tan sonra Kıbrıs Türkü çözümcü ve barıştan yana olan Sayın M. A. Talat’ı cumhurbaşkanı seçmişti. Seçilmesinin ilk yıllarında Talat’ın muhatabı enosisci Papadopulos idi.  Bundan dolayı Talat Papadopulos ile yaptığı görüşmelerde başarılı olamadı. Daha sonra Talat’ın yoldaş diye hitap ettiği AKEL Genel Sekreteri Hristofyas Rum Yönetimi Başkanı seçildi. Talat gibi tüm Kıbrıs Türkü de bu defa çözüm olacağı hususunda umutlandı. Üstelik yapılan görüşmelerde de birçok konuda görüş birliktelikleri de sağlandı. Talat Eroğlu’na karşı 2010 yılında yeniden başkan adayı olunca, Hristofyas ve AKEL Yöneticilerine adeta yalvardı. “Gelin uzlaşılan konuları yazıya dökelim ve bunları toplumlarımızla paylaşalım” diye. Başta Hristofyas olmak üzere AKEL bunu reddettiler. TDP’nin aktif desteğine rağmen, Talat 2010 yılındaki seçimleri kaybetti. Talat ile beraber Kıbrıs Türkü de çözüm yolunda çok kıymetli 5 yılını kaybetti. Şimdi Talat gibi barış ve çözümden yana olan Sayın Mustafa Akıncı Pazartesi günü Kıbrıs Türk Toplumu liderliğini çözüm karşıtı Eroğlu’ndan devir alacak. Başta AKEL olmak üzere çözümcü görünen DİSİ gibi parti ve onun ruhani lideri Anastasiadis olmak üzere, Talat’a gösteremedikleri anlayışı Akıncı’ya da göstermezlerse, hızla taksime doğru yol alacağız. 2004 yılında barış ve çözüm için Annan Plânı’ndaki toprak ayarlamalarına ve %28 toprağa evet diyen Kıbrıs Türkünü de bu defa yanlarında değil, karşılarında bulacaklardır. Çünkü Akıncı çözüm yolunda yalnız Kıbrıs Türklerinin değil, Kıbrıslı Rumların da son umududur.

                                        ***

Yukarıda yazdığım gerçeklere rağmen, Rum tarafından, bilhassa çözümden yana görünen AKEL Yöneticilerinden gelen mesajlar pek de ümit verici değildir. Nitekim AKEL Genel Sekreteri Andros Kibrianu, yabancı elçilere düzenlediği bir etkinlikte, “Kıbrıs sorununda ekspres bir çözüm için baskı yapılmamasını” istemiş. Ne yani, 51 yıldır devam eden Kıbrıs sorunu ve 47 yıldır devam eden görüşmeler bir o kadar süre daha mı devam etsin? Çözüm için, eğer sorunun iki tarafı olan iki toplum anlaşamazsa, elbette dışarıdan birileri, kendi çıkarları doğrultusunda baskı yapacaklardır. Kibrianu ayni zamanda “Uluslarası konferansa gidebilmek için, iki tarafın sorunun iç yönlerinde anlaşma yörüngesine girmesi gerekir” diye buyurdu. Kibrianu devamla “Uluslararası Konferansa BM Güvenlik Konseyi, AB, garantör güçler, Kıbrıs Cumhuriyeti ve iki toplum katılmalı” dedi. Ben de tam bu noktada Kıbrıslı Rum yetkilileri kast ederek Mart 1964’te kaldılar diye başlık attım. Evet 4 Mart, 1964 tarihinde 186 numaralı BM Güvenlik Konseyi kararında, adaya gönderilecek BM Barış Gücü, Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümetine yardımcı olarak, iki toplum arasındaki çatışmaları önleyecekti. İşte o karara dayanarak Kıbrıs Türklerini kurucu ortağı oldukları Kıbrıs Cumhuriyetinden atmışlardı. Bugüne kadar da dünya tarafından Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek yasal sahipleri göründükleri için, AKEL Genel Sekreteri Kibrianu Kıbrıs Sorunu konusunda toplanacak Uluslararası bir toplantıda Kıbrıs Cumhuriyetini ayrı bir varlık gibi iki toplumdan ayrı düşünebiliyor. Halbuki 23 Aralık, 1963’ten bugüne kadar köprülerin altından çok sular aktı. 1967’de Geçici Türk Yönetimi, 1974’te Otonom Türk Yönetimi, 1975’te Federe Türk Devleti ve 1983’te de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Biz, yani Kıbrıs Türkleri, çözüm için KKTC’den vaz geçmeye hazırız. Rum komşularımız da silah zoru ile gasb ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanından çözüm için vazgeçmelidirler.       

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.