1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Hâlâ diye bir yer var biliyor musun hâlâ
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hâlâ diye bir yer var biliyor musun hâlâ

A+A-

Biliyor musun? Değişmedim ben ‘hâlâ’…
Kızdığın ne varsa yapmamam için, hepsini yapıyorum, ‘hâlâ’…
Hâlâ senin inanmadığın ama benim dirayet ettiğim şeyleri tutuyorum hem de sımsıkı, ‘hâlâ’…

‘Hâlâ’ beş para etmiyor söylediklerimin hayatta karşılığı.
Ve dediğin gibi hep laftan ibaret laflarım, henüz kurumsal bir dairenin dört masa dört sandalye odasında iş sahibi değil, işsizliğim mürekkep yalamaya devam ediyor, ‘hâlâ’…

Ne söz vermişsem yanımdaki sözcüğün sahibine, olmuyor işte, ki olmasını en çok ben dilediğim, bilendiğim, beceremediğim, tutmuyorum evet, ağzımdan çıkanı, ‘hâlâ’…

‘Hâlâ’ sigara içiyorum ve beni öldüreceğini bildiğim halde sigarayı bırakmayı düşünmüyorum ‘hâlâ’. Senle bir bağıntısı var mı, öldüreceğini bildiğim halde, bilmiyorum, düşünüyorum ‘hâlâ’…

‘Hâlâ’ küfrediyorum kızınca hemen ve bağırıyorum bas detone, ki asabiyetimi sevmediğini biliyorum ve ben seviyorum ama asabiyetimi; bana seni hatırlatıyor –nedense- bana insan olduğumu hatırlatıyor, ‘hâlâ’…
 
Bir yalnızız aslında hepimiz birbirimize tutunmasak, ‘hâlâ’…
‘Hâlâ’ çok meselesiz bir şeyi saatlerce upuzun ve saçma sapan tarafından konuşmayı seviyorum, ‘hâlâ’ ve insanlara rağmen.

Gülleri ve doğum günü pastalarını ve manası kendinden manasız önemli senelerin tekrarlarını hiç sevmiyorum ve önemsemiyorum, ‘hâlâ’.
İnsanı insan bilir çünkü, eğer insansa insan…

‘Hâlâ’ kimseye anlatmıyorum hiç kimselerimi. Onların da kendi hiç kimselerini bana hiç anlatmamalarını seviyorum. Hep hiç ve aslında kimse bile olmayan şeylerini uzun uzadıya anlatanların hiçbirini sevmiyorum, ‘hâlâ’. Seviyormuş gibi yapıyorum, yalancıktan, ‘hâlâ’. Ne tuhaf, insanın bazısı yalanını daha çok yaşaması sanıyor kendi yaşadığından…

Çocukların hepsini yarın dünyanın kurtarıcısı olarak düşünüyorum, ‘hâlâ’…
İnsan muhabbetini hiçbir şeye değişmiyorum, ‘hâlâ’…
Acının insan terbiyecisi ve tecrübecisi olduğunu düşünüyorum, ‘hâlâ’…
Ve hikâyenin özneden daha önemli olduğunu önemsiyorum, ‘hâlâ’…

Ama her ağlayışı ağlamaktan saymıyorum, ‘hâlâ’, bazısı insan zırıltısı ya da vızıltısı oluyor, onlara da yalancıktan yalan değilmiş gibi yapıyorum seslerini, ‘hâlâ’…

Ve evet, ‘hâlâ’ yalancısıyım yalancıların. Hep öyle olmadığım ya da öyle düşünmediğim halde öyleymiş gibi yapmanın ustasıyım, ‘hâlâ’…

‘Hâlâ’ rüya görebiliyorum ve gözlerimin anı taşıyabildiğini görmek insanca mutlu ediyor beni, ‘hâlâ’…
‘Hâlâ’ ne işin var senin o insanların yanında onlar senin dengin mi dediğin insanlarla ve evet en abuk en sabuklanmamış işleri yapıyorum, ‘hâlâ’.

‘Hâlâ’ kırbacıyım hayatımın.
‘Hâlâ’ üzülmesin istiyorum üzgün olanlar. Herkes üzmemeye özen gösterse diyorum, hiç mi üzülmediler ki bunlar bilmezler, sevmekten, sevişmekten, dövüşmekten, ölmekten, aşktan, başarıdan, zaferden, duygudan, hırstan, düşünmekten evvel ‘üzmemeyi önemsesin herkes’ istiyorum, ‘hala’…

‘Hâlâ’ salak bir görüntüden ibaret yüzüm.
‘Hâlâ’ evim, arabam, param ve kadınım diyeceğim kadınım yok, ‘hâlâ’…
‘Hâlâ’ yarına yalnız nefesimi bırakıyorum, bugünden…
‘Hâlâ’ parçalı-formasını seviyorum tuttuğum takımımın. Ve hâlâ çok seviyorum, manyak mısın bu kadar sevilir mi dediğin, evet, ‘hâlâ’…

Düşmüyorum artık ama bir yerde asılıyım, urganla çok iyi arkadaşız ve kimse kimsenin ölümüne karışmıyor, yaşayıp gidiyoruz işte, ‘hâlâ’…

‘Hâlâ’ dostlarımı sevgililerimden daha çok önemsiyorum, ve evet ‘hâlâ’ inanıyorum bu lafın güzelcebelleşmesine...

‘Hâlâ’ kamyon şoförlerinin ve sokak dilencilerinin ve paslı yüzleriyle mendil satan çocukların ve okuldan ikmale kalan ve okulda müdürünü döven ve bundan adam olmaz denilen çocukların ve serserilerin ve sahilde bira içenlerin ve rakıyı günbegünlerce içenlerin ve meyhanede ya da kahvede sabahlayanların ve işsizlerin ve en güçlülerin işsizlerin ve düşüncelerinin düşünce etmediğini görenlerin ve yapmasını istemediği halde onu yapmak zorunda kalanların ve yaptıklarıyla değil yapamadıklarıyla övünenlerin ve üzülenlerin ve üzüldüğünü hiç belli etmeyenlerin ve suskunca duranların ve kendini ele vermesin diye başka türlü adammış gibi yapanların ve basbayağı bu hayatla oynayanların ve oyun oynamayı sevenlerin ve küçük şeylerle mutluymuş gibi yapanların ve ezilenlerin ve ezim ezim gezenlerin ve işte bütün anlamsızlıkları işte anlamlılığın anlam aramayanların ve anlamsızca yaşamaya devam edenlerin haklılığına ve haksızlığına inanıyorum, ‘hâlâ’…

‘Hâlâ’ eksikse bir şey, senden giden her şeydir, ‘hâlâ’.
Ve ne menemse bu senden giden, ne beni değiştirebiliyor ne de seni.
‘Hâlâ’ menem denen şeyin Türkçe’de (eğer karşılığı varsa başka dillerde de) aşk ettiğini düşünüyorum.

Korkmuyorum, bütün yürüdüğüm yollardan geçerken. Çünkü yol diyorum, yolunu biliyor zaten yolcusunun meşrebi değildir ki. Yolcuysa hangi yola giriyorsa diyorum ki, demek başka yolu yoktur, yolu da budur.
‘Hâlâ’ bakma sen, yoldan çıkmış değilim, yolumdayım…

Ve bir yerimde bir düğüm ki birikiyor ya, çok seviyorum…
Çünkü; ‘hâlâ diye bir yer var biliyor musun hâlâ’…
Ve ‘hâlâ’ seni seviyorum ‘hâlâ’ seni sevmiyorum dediğimden beri…


Aralık 2007
Mezitli.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.