1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Halk kültüründen siyasi propaganda olmaz
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Halk kültüründen siyasi propaganda olmaz

A+A-

Vazgeçin!

Kıbrıs ve Kıbrıslılığı siyasi emellerinize alet etmeyin. Hele ki de ortada bireysel çıkarlarınız varsa bunu hiç yapmayın.

Aksi takdirde tarih sizi yargılayacaktır.

***

Aklım almıyor: Halk kültürümüz on yıllardır tartışılıyor. Daha da kötüsü, halk kültürümüzü devlet tartıştırıyor. Tartışmanın başlangıç noktasını da “milli kültür” temeli üzerinden yaptırıyorlar. 15 sene önce üniversiten mezun olup geldiğim zaman da bu tartışılıyordu. Bu gün hala bu tartışılıyor.

Pazartesi gecesi beklediğimden çok daha kalabalık bir izleyici kitlesi ile Atatürk Kültür Merkezi’nde Halk Sanatları Derneğinin her yıl düzenlediği Halk Bilimi Sempozyumu’ndaydım. Aslında konu halk danslarının sahnelenmesi sırasında yaşanmakta olan kültür temelli sorunlar olacaktı. Fakat takdir edersiniz ki meselelerin memleket meselesi kokması engellenemezdi.

Nitekim öyle de oldu! Halk sanatları ve halk kültürü meselelerinde siyasetten koparılamayan yapılandırma çabaları tartışıldı. Farklı siyasal perspektifleri ile kültür hazinelerini değerlendiren farklı konuşmacılar, tanınmamış KKTC’den, ayrımcı kültür yapılandırması desteklerine kadar uzadı konular. Bilinçli bir şekilde kültürümüzü ve sanatımızı kitle kültürü ile kapitalizmin eline esir eden nedenlere değinildi. Kapitalizmin ve kitle kültürünün, Kıbrıs Türk halk kültürümüzü Anadolu ve Türk milli kültürü kapsamında algılattırmaya çalışan zihniyetlere değinildi.

Kurulduğundan bu yana devlet ile yıldızı barışamamış Halk Dansları Federasyonu’nun (KTHDF) görünmez izolasyonlar altında devlet tarafından nasıl dışlandığı konuşuldu.(Devlet diyorum çünkü şu anda devleti temsil eden hükümet de KTHDF’na uygulanan dışlamayı devlet adına yapmaktadır.)

Özelde KTHDF’na genelde halk kültürümüze uygulanan dışlanmışlığın verdiği kırgınlık geceye damgasını vuran paylaşımlar arasındaydı. Bu kırgınlıklara rağmen mücadeleden yılmayan KTHDF’nun buruk sesi yine de ihtiyacın ne olduğuna işaret ediyordu.

Nitekim bahsettiğim etkinlikten sonra da aynı burukluk kalbimde kaldı. Oysa tüm bu sorunlar özerk bir kültür kurumu ile çözülür, üstüne hiç umulmadık bir ilerleme ivmesi ile kısa sürede aşılabilirdi.

Çok değil 3 yılcık önce, 2. Cumhurbaşkanı Talat döneminde, Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Danışmanlığı’nda tartışılan da tüm bunların ta kendisiydi.

Olmadı!

CTP-BG/ÖRP koalisyonu döneminde kurulan KTHDF’nun kuruluşu ve özerk yapıya kavuşturulması çabalarının devamında da bunlar olacaktı.

İzin verilmedi!

Tam tersine özerklik istemi bir cephe gibi algılanarak, halk danslarımıza ayrılan bütçenin 100 TL’de kalması ile devam edecek yeni bir tartışma süreci başlatıldı.

Aslında konu ne Halk Dansları Federasyonu’nun özerkliği, ne de Halk Dansları Federasyonu bütçesi için koskoca 2013 senesine ayrılan 100 TL değil bana sorarsanız. Konu siyasi yapıdan bağımsız bir kültürel araştırma ve yorumlama sisteminin kurulmasına hazımsızlıktır. Çünkü evrensel kriterler doğrultusunda tarihe ve kültüre objektif bir bakış açısı kazandırılmasına karşı duranlar, özerk kültür yapılarının kurulmasını tehdit olarak algılarlar.

Kültürel öğelerin gelecek kuşaklara taşınması esnasında etnosantrist kaygılardan uzak bir Kıbrıslılık bilincinin oluşumuna engel olurlar. Aynı endişeler ile Kıbrıs’ın Kuzey’ini illa ki, Beşparmak Dağları’nın bir zamanlar Toroslara bağlı bir uzantı olduğunu vurgular da vurgularlar.

Unesco’nun somut olmayan kültür öğeleri sözleşmesindeki kriterlere uygun bir bakış açısından korkup; Kıbrıs’ın kendine has kültürünün açığa çıkmasından korkarlar.

Dünyada olan bitenlerden haberdar bir yeni nesil oluşturmaktan çekinir, mevcut kültürün üzerine yeni bir kılıf giydirmeye çalışırlar.

Kavgalı olmayan, birbiri ile tartışmayan derneklerin varlığı, bu süreci istedikleri gibi yönetemeyecekleri kaygısını doğurduğundan, yeni uzlaşmazlıkları besler hatta körüklerler.

Özerk bir kurumun tarafsız kaynak, bilgi ve menfaat dağıtmasının, iktidarlarını sarsacağı korkusuna kapılırlar.

***

Uzun lafın kısası: Halk kültürünü siyasete yem edenler, bir gün yem olurlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.