1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Hangi Rum'la oynadığınızı iyi öğrenin
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hangi Rum'la oynadığınızı iyi öğrenin

A+A-

Önce kiminle “oynadığınızı” hatırlatalım ki günahı boynumuzda kalmasın.

Akritas planını bilirsiniz değil mi?  Yorgacis’in,  Klerides’in,  Papadopulos’un,  Makarios’un,  Grivas’ın yaptığı plan.  Amacı neydi onu da bilirsiniz:  “Ani bir saldırıyla Türkler’in yaşadığı merkezi yerleri düşürmek,  direniş gösterenleri kıyıp doğrayarak etkisizleştirmek   kısaca Enosise gidecek yolu açmak için engel teşkil eden Türkler’i  devre dışı bırakmak…

1963’lerden bugünlere yarım asır geçti geçecek!  Bu süre içinde Kanlı Noel’le başlayıp  sonrasında  Akritas planı çerçevesinde Türk halkına yönelik sürüp giden saldırıların başını çeken bu Rum liderleri,  Cumhurbaşkanları da oldular  Bakan da oldular  Rum halkının başlarının taçları da oldular! 

OYSA:  Ne olmaları gerekirdi?  Türk halkını kıyımdan geçirecek  Akritas planı sahipleri olarak yargılanıp hesap vermeleri.  En azından geleceklerin barışçı çözümü  gözlenirken   “kan davası” üzerine değil,  adalet üzerine oturacak bir hesaplaşma olabilmeliydi. 

Oysa bu Türk katilleri ile Türk halkını  görüşme masasına  da oturttular,  anlaşın diyerek baskı da yaptılar!  Hâlâ yapıyorlar ki işte bunu söylemek için yazdık yazacaklarımızı.                                      Şimdilerde ise o baskılara sadece Rum  sadece AB yahut BM’lerin Downer’i  değil;  kendilerine “barış ve çözüm yanlıları”   etiketi takan,  Türkiye adadan askeri ile birlikte çekip gitsin derken, yerine  Rum’u ikame etmek için uğraşan  kendi içimizdeki insanlarımız da katıldı. 

HATIRLATIYORUZ:  En azından bu adada  “hangi Rum’la”   oynamaya çalıştığınıza iyi bakın.  Rum’un kendine baş tacı yaptığı o liderlerini öğrenmek için iyi  “heceleyin!”  Sonra bir parmağınızı ısırırsınız on’u birden sızlar!

***

ÇAPRAZ OY İDDİASI

Kudret Özersay’dan öğreniyoruz ki “ne Talat döneminde ne de bugün  “çapraz oylamaya”  ilişkin bir anlaşma olmamıştır.  Dolayısıyle Eroğlu olmayan bir şeyi   nasıl geri götürsün?  Kaldı ki Talat da çapraz oylama konusunda anlaşma olmadığını Nisan 2010’da düzenlediği basın toplantısında açıkladıydı.”

Yani bugün de  olası bir çözümde Cumhurbaşkanı seçimi söz konusu oldukta Türk ve Rum halklarının birlikte oy kullanmaları görüşü sadece  Sn. Talat’a  aittir.

Öyle bile olsa dün de söyledik.  Her halde Talat önümüzdeki seçimlere hazırlanıyor ki   gün yirmi dört saat açıklamalar yapıp internetten mesajlar   yayımlamaktadır. Dolayısıyle  “propaganda mekanizmasını”  çalıştırmakta ve  “görüşlerim”  dediği  çözüme ilişkin dönelerini  ortalara sermektedir.

BİR TANESİ ÇAPRAZ OYLAMADIR:    Diyor ki Sn. Talat  mesela yüzde 80 Rum oyu ile yüzde 20 Türk oyu  olacak.  Dönüşümlü olarak Türk-Rum Başkanlar bu oy oranı ile seçilecek.  Dolayısıyle her iki halkın oyu seçimlerde etkili olacağından adaylar kendi halklarına karşı fanatik ve milliyetçi söylemler yerine  “barışı”  öne çıkaran,  eşit hizmet gözeten,  Türk Rum değil,  Kıbrıslılık bilincini çakan politikalar yeğleyecekler!

Gene ayni soruna geldik.  Bu bir varsayım değil midir?  Ve kimin hakkı vardır  böylesi varsayımlar üzerine oluşturulan doktrinel fanteziyalarla   Türk halkının kaderini Rum çoğunluğunun egemenliğine teslim edecek siyasi denemelerde bulunsun?

Her ne kadar  Rum’un 16 oyunun  bir tek oy olarak kabulü ön görülse de   Türk halkının  yüzde 20 oranındaki oy hakkı azınlık oluşunun kabulü olmayacak mı?  O zaman nerede çalışacak  “self determinasyon hakkı?”   Rum’a    “azınlık statüsünü” yüzde 20 ile teslim ettikten sonra,  sonrası Rum’unun tutumuna nasıl güveneceksiniz?  Kaldı ki Kıbrıs Cumhuriyetinde   Rum Cumhurbaşkanının,    “Türk olan Yardımcısının”   veto hakkı vardı.    Ne oldu?  O cumhuriyet bir buçuk yılda yıkıldı!

FAKAT:  Eğer amaç ille de  Türk-Rum halklarını bu adada   birleşik Kıbrıs efkârında ve bir devlet esasında bütünleştirmekse yığınla benzer hesaplarla öneriler de yapılır,   harmanilere bürünerek barış havariliği de yapılır!

***

KADINLAR GÜNÜ

Bizdeki bazı   sosyal olaylar  Türkiye’den aktarmalı olayların motivasyonu sonucunda gündem olmaktadırlar.    Mesela son zamanlarda TC’de  Kadın haklarını  resmen ve yasalarla güvence altına alacak reformist hareketler başladı.

İletişim çok önemli.   Tabi bize de yansıyor ve kadın hakları  “Kadınlar Günü”  dolayısıyle daha bir yoğunluğunca   gündeme geliyor. Etkinlikler,  kutlamalar,  arada mağdur olmuş kadınlara yönelik yeni tedbirler alınacağı haberleri ile birlikte.  Ve tabi  o bitmeyen slogansal  yayımlar,  gösterilerle.  Kadına toplum katlarında daha çok etkinlik ve görevlerle yetkiler verilmesi dilekleri de zaten öteden beri olagelenler! 

Zaman zaman söyleriz.  Bu ülkede kadın ezik değildir.  Geçtiğimiz günlerde açıklandıydı.  Her yıl evliliklerin yarısı kadar da boşanmalar olmaktadır.  Türlü çeşitli nedeni vardır ya.  Bir tanesi artık kadının kendi özgürlüğüne sahip çıkışı,  kendine yetmesi,  dolayısıyle erkeksiz oluşunu zafiyet  olarak görmemesidir. 

Ve hep şunu yazarız:  Kadınlar kocalarını perde gerisinden yönetmesini severler. Kendilerini öne atmaktansa kocalarını öne iterler.  Bayağı da başarılıdırlar bu konuda. 

“Hangi kadınlar” sorusu tabi ki cevap ister. Ötekileştirmek istemiyoruz ama   “bizim kadınlar” diyelim ve bu konuyu yarınki yazımıza devredelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.