1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Hani da biz Konya’dan geldik be yahu?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hani da biz Konya’dan geldik be yahu?

A+A-

Prof. M.Akif Erdoğru’nun, Kıbrıs’ta Osmanlılar diye bir kitabı var! Galeri Kültür Yayınları’ndan çıkmış… Değerli bir çalışmadır, arada bir oturur bir bölümü okurum. Arşive belgelerinin, aktarılması ve yorumuna dayanır… Kaynak olarak da kullanılabilir…

Dün gene bu esere bakarken, adaya yapılan sürgün ile ilgili fermanlar arasında, bir ayrıntı dikkatimi çekti:

Prof. Erdoğru’nun doğrudan birincil kaynaklardan aktardığı fermanların bir yerinde, deniliyor ki: “ Konya, Karaman ve Kayseri şehirleri, bu sürgünden muaftırlar!” (sayfa 34) Erdoğru, arşivdeki belge numarasını da verirken  bir açıklama getiriyor: “ Sonradan bu şehirlerden tek tek bazı insanlar adaya sürgün edilmiştir ama ilk dalgada, buralardan insan gönderilmesi, yasaktı!”

El insaf!

Bu memleketin tarih yazıcılığı, elli yıldır önce “biz Konya’dan geldik” diye tutturup, sonra da “tevil edip”, eh Konya olmazsa Karaman olsun modunda esip gürlemedi mi? Hele Kayseri?! Sayın cumhurbaşkanı Eroğlu’ndan geçtim, rahmetli Türkeş’i bile buna inandırmışlardı! Önceleri Adana’dan ama sonra “memleketim” dediği Kayseri’den aday çıkardı başbuğ! E? Baksanıza meğer Kayseri’den buraya adam gelmesini yasaklamışmış Osmanlı!

Tarih, belki de politikanın en çok bulaştığı bilimsel disiplindir! Tarih diye okuduklarımızın ne kadarının geçmişe ait bilgi vermek, ne kadarının da bugünkü politik görüşe dair bir zemin oluşturmak üzere propaganda yapmak için yazıldığını ayırt edebilmek, çok zordur!

Hani kardeşim de bizim atalarımız Konya’dan geldiydi? Karaman’dan? Kayseri’den?

Bir olayın tarihini yazarken, sadece ele aldığınız konunun değil, genel olarak o olayın geçtiği dönemin bütün tarihini de bilmeniz gerekir! Ancak o zaman elinize geçen belgenin anlamını da kavrayabilirsiniz. 16. Anadolu’sunda, Türk nüfusun nerede ise %30’u halâ göçebe idi…

Bunlar arasında çok önemli bir grup, yazlarını Sivas ile Kayseri arasındaki Uzun Yayla, kışlarını ise Şam taraflarında geçiren, genelde Şamlu diye anılan ama bir yığın da alt grubu aşiretler, oymaklar, obalar şeklinde yaşayan bir Türkmen topluluğu idi. Adaya sürülenler arasında, bunlar da vardır!…

Bugünkü anlamda kentleşme zihniyeti ile bakarsanız, “Kayserili idiler” dersiniz! … Değildiler… Kayseri’nin Türkmenler tarafından iskânı, 1856’da Çerkezler gelip, kışlaklarına yerleştirilince çıkan İskân Savaşı’ndan sonradır… 

Braudel, bu Türkmenler’in bir kısmının yazları Anadolu’ya gelirken, bir başka kısmının ise Horasan’a gidip döndüklerini anlatır!

Bu sene şu oba, önümüzdeki sene bu oba!  Yâni bunlar, Asya ile ilişkileri devam etmekte olan insanlardı! 18.yy’a kadar…

Dün bir aşık kemiği buldum… Temizleyip güneşte kurumaya bıraktım! Göktürkler de Aşık Oyunu oynarlardı, biliyor musunuz?

Neden gece saç kesmiyorsunuz, niçin karanlıkta tırnak kesmek iyi değildir? Neden kesilen saç ve tırnak ateşe atılmaz? Neden bunlar “eyi değil”?

Neden yatıra mum yakılır? Niçin tütsü yapılır? Neden dolayı ağaçlara çaput bağlanır? Bunlar niçin “eyi” tutulur?

Çünkü, tarihte dönemler birbirinden bıçakla kesilir gibi ayrılmaz! Birbirinin içine girip, yüzlerce yıl da yaşayabilir bazı ilişkiler… Ve bunları sarfı nazar edip tarih yazmaya oturursanız, işte böyle sallarsınız…

Yerel güç merkezleri beğenebilir! Bir hayli insanı da aldatırsınız… Ama sonunda bir gün biri bir yerde, böyle bir şey bulup yazıverir, meselâ…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.