1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Hapis mi yatayım, Rum kesimine mi kaçayım?
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hapis mi yatayım, Rum kesimine mi kaçayım?

A+A-

Bizce de iyiye gitmiyor ama bu kez bunu biz değil, bir hükümet milletvekili söylüyor.

Kendi mensubu olduğu bir hükümeti yalanlayan bir vekil olur mu?

Bizde oluyor!

Mehmet Tancer’e sorduk dün, “UBP’ye geçtiğiniz için pişman mısınız” diye…

Hiç de pişman olmadığını daha fazla manevra kabiliyeti olduğunu söyledi.

Ama hem Başbakanı hem de Maliye Bakanı’nı yalanlayarak ekonominin hiç de sanıldığı gibi ileriye filan gitmediğini, sadece yerinde saydığını ifade etti.

Hadi Başbakan’ı bir yana koyduk işi başından aşkın ama Bakan Tatar tüm yoğunluğuna rağmen hemen her gün vatandaşın ve esnafın içinde olduğu halde nasıl olur da ülke genelinin ekonomik durumunun iyi olmadığını görmez, anlamak mümkün değil.

Yine Tancer’in ifadesiyle iyi gidiyor gibi ekonominin aslında, bir yanıltmaca olduğu ve toplanan vergilerin bir yıl öncesine kadar yüzde 10 kadar arttığı için, ekonomi iyiye gidiyor diyenlerin yanıldığı yönünde.

Nüfusumuz kaç henüz bilmiyoruz ve 4 Aralık’ta yapılacak olan sayıma da daha şimdiden kimsenin güveni yok ama davalık olan insanımızın dosya sayısı bile insanı dehşete düşürüyor.

Bu ülkede mahkemelerde davası olan 100 bine yakın insanın olduğunu yetkililer ilk ağızdan söylüyor.

Bunların 20 bine yakını bankaların faiz mağdurları.

Belki bu sayıyı ilk defa duyacaksınız ama ülkede tam 78 bin kişiye çeşitli borçlarından dolayı haciz emri çıkmış, şimdi onlar kaderlerinin ne olacaklarını ürkek bir şekilde bekliyorlar.

Daha bu sayıya yakında patlaması beklenen kredi kartı borçluları dahil değil, tahmini rakamları alt alta koyduğunuz zaman, ve çocuklar ile yaşlıları bir yere koyduğunuzda, başı borçtan belada olmayan kimse neredeyse yok.

Durum böyleyken, ekonomi gerçekten iyi gitse bile, bunu söylediğiniz zaman kimse inanmaz, aksine sizi ti’ye alırlar.

Geçtiğimiz günlerde ülkenin tanınmış iş adamlarından  birisi, ismi bizde saklı bir bakanın kapısına dayanmış ve boyunu aşan borcundan dolayı der yanmış.

Ve sonunda kaçınılmaz olacak soruyu sormuş;

“Hapis mi yatayım, yoksa Rum kesimine mi kaçayım?” diye…

Bakan önce şaşırmış, sonra biraz düşünüp kaşınmış ve “ onların bayrağı altında yaşamaktansa burada hapis yat” deyivermiş.

Lütfen kimse bize salladığımızı söylemesin, bunu bize söyleyen ve aynı mekanda bulunan bu ülkenin vekilidir, gerekirse onu da açıklarız.

Düşünebiliyor musunuz, ülkenin iş adamı batmış, artık yol ayrımına gelmiş, ya hapis yatacak ya da cezaevine girip hayatı kararacak ve bir bakan hala milliyetçilik söylemlerini arkasına saklanıp, Rum’a kaçacağına burada hapis yatmasını öneriyor.

Tabi ki önerir, bakanların çoğunun tuzu kuru, ekonomik sıkıntısı yok, daha birkaç sene önce sıradan memurken, şimdi nasıl olduysa olmuş siyasete girdikten sonra talih yüzlerine gülmüş ve bir çoğu küçük bir servetin sahibi.

Yani karnı tok altı da pek!

Bu iş adamı niçin batmış, kim batırmış, derdi neymiş, hapise girdikten sonra hali ne olacak kimin umurunda ki?

Evet doğrudur, bu ülke gelmiş geçmiş hükümetler döneminde hep birilerini zengin edip mutlu ederken, hiç fark etmeden de mutsuz bir çoğunluk yaratmış ve her nedense bunu görememiştir.

Bu ülkenin insanın gözü hala Güney’de ise ve her an kaçmayı düşünüyorsa, ülke ekonomisi iyi yolda olsun kime nedir ki?

Eğer bu hükümet, hayvancısını, narenciyecisini, okul taşımacılığı yapan işletmeleri, yurt dışında öğrenim gören öğrencisinin bursunu ödeyemiyorsa, ülke de üç beş kişinin ekenomisi tıkırında giderse bize ne kardeşim?

Doktoru, mühendisi, müteahhidi şu anda mazbatalardan dolayı kodesi boylamışken ve binlercesi içeri girmek korkusu ile yaşıyorsa, ekonomi iyiye gitse ne olur kötü gitse ne olur, bu ülkede eziyet çeken onca insan varken, evine ekmek götüremeyen binlerce mağdur dururken, bizim karnımıza sıcak çorba gitse ne olur sanki canım kardeşim?

gunun-fotograf_.20111129005314.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Kemal DÜRÜST, bazı okulların tamiratında bir dülgerin adını kulağıma fısıldadılar, hayretler içinde kaldım. Size hayret etmedim, ama ülkenin en üst yerlerinde oturan birinin yeğeninin adını görünce kanım dondu doğrusu. Sizi Allah’a havale ediyorum.

Sayın Fulya ÇANGA, bedelli askerlik için geçen hafta sonu elçiliği tam randıman çalıştırıp adayla büyük destek olduğunuz söylendi. Bu konuda onlarca teşekkür mektubunuz var, tebrik ederiz.

Sayın Kutlay ERK, hangi parti yöneticisi sizi devre dışı bırakmak istiyor halen anlamış değilim. Ama partililer olarak gazete köşelerinde atışmanız da gözlerden kaçmıyor. Siz de gözünüzü kapayıp barışı hayal edenlerden misiniz yoksa?

Sayın Mutlu ATASAYAN, takım elbiseleri yenilemekte yarar var. Şok bir şekilde bir bakanlık koltuğuna getirilebilirsiniz. Bu arada faiz yasası da sizin komiteye verilmek isteniyor, ne hikmettir acaba?

Sayın Günay ÖZAN, dünkü uyarımız üzerine ekipleri görevlendirdiğiniz ve Esentepe sırtlarındaki PKK sloganlarını temizlettiğinizi öğrendik. Duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ederiz.

Sayın Ahmet KAŞİF, bakan Atun’la son günlerdeki samimiyetiniz gözlerden kaçmıyor. Özellikle geçen salı gecesi Dumlupınar’da yenen yemek çok konuşuldu. Bölge halkından yakında şenlik olacağı yönünde mesajlar gelmeye başladı.

Sayın Talip ATALAY, Ankara’dan yediğiniz fırçalar epey işe yaramışa benziyor. Madem ki artık sizi buraya getiren kişinin hükümet olduğunu söylemeye başladınız demek ki yelkenleriniz suya indi demektir değil mi?

Sayın Mehmet ÇANGAR, geçenlerde öve bitiremediğiniz bir gazeteci nazara gelmiş ve yorgan döşek olmuş. Nefesinizin güçlü olduğunu bilirdik de, rüzgarın ters etki yapacağını hiç düşünmemiştik.

Sayın Dağhan FELLAHOĞLU, yeni sloganlar epey ses getirmeye başladı. Ama ben en çok ‘guzzum’u sevdim. Çok sıcak ve sempatik geldi. Fikir babasını ödüllendirmekte yarar var. Hayırlı işler dileriz.

Sayın Eşref ÜNLÜSOYER, atık pilleri uyarılarımız sonrasında bakanlık deposundan taşıttırdığınız için teşekkür ederiz. Bakanlık çalışanları derin bir nefes aldılar ve size teşekkür mesajları göndermişler.

Sayın Beyazıt ADALIER, vallahi de billahi de sizin vukuatlarınızı duyunca bütün sıkıntılarımı unutur hale geldim. Son olarak belediye meclis üyelerinin üyelikleri düşürmüşsünüz. Belediye dededen miras kaldı sanıyorsunuz herhalde. Helal olsun!

Sayın Mehmet DOLMACI, hükümet turizmcilere özel elektrik faturalarında 10 kuruşluk bir indirim yapma kararı almış. Biraz daha sesinizi çıkarırsanız üstüne para bile alabilirsiniz, ha gayret kardeş.

Sayın Turgay AVCI, Türkiye’den gelen bir bakandan istediğiniz randevu talebine olumlu cevap gelmeyince moralinizin epey bozulduğu söyleniyor. Olur böyle vakalar, sıkıntı stres yapmaya hiç gerek yok.

Sayın Ersin TATAR, Türkiye’de hükümet otelciye uygulanan et fiyatlarında KDV’yi yüzde 8’den yüzde 1’e düşürmüş. Anavatanın izinden gittiğimize göre, aynı uygulamayı bizim otelciler de istiyor, bizden iletmesi.

Sayın Necdet NUMAN, parti içinde en fazla dedikodu yapan milletvekili seçildiğinizi biliyor muydunuz? Maşallah meclis kürsüsünde pek yoksunuz ama oturduğunuz yerden iyi laf üretiyorsunuz. Bakalım plaketi kimden alacaksınız?

Sayın Mahmut KUŞ, Trabzon’dan gelen özel Hamsiyi kimseye çaktırmadan evde tükettiğiniz ihbarı geldi. İnsaf da dinin yarısıdır. Hani Müslüman’ın malı ortaktı?

Sayın Şener LEVENT, sayım günü kendinizi saydırmayacağına göre acaba Demirkıran’ın mekanında mı olacaksınız? Bazı meslektaşlar yerinizi söylerseniz ziyaret edeceklerini söylüyorlar.

Sayın Taner ERGİNEL, faiz yasası ve mazbatalar konusunda hem hükümet hem de ilgili bakanlar ağzınızdan çıkacak kelimelere büyük önem veriyorlar. Onun için sorumluluğunuzun büyük olduğunu aman unutmayın.

Sayın Mustafa YEKTAOĞLU, hadımlık teklifiniz epey ses getirmişe benziyor. Ama çoğu okuyucu geçici olarak değil, ömür boyu hadımlık uygulamasının gündeme gelmesini istiyorlar. Sünnetçiler köşeyi dönecek desenize…

Sayın Süha TÜRKÖZ, uzun bir süre İngiltere’de kaldıktan sonra nihayet memlekete dönüş yapmışsınız. Bu arada renginizin epey açıldığı ve gerçek bir İngiliz gibi olduğunuz söyleniyor. Merak etmeyin Kıbrıs’ın güneşi birkaç güne kadar sizi de kavuracaktır.       

 

Günün Fıkrası : Satmıyorum

Bir Katolik, bir Protestan, bir Müslüman ve bir Yahudi yemekte konuşuyorlar:
Katolik: Büyük servetim var...  Citibank'ı satın alacağım!
Protestan : Çok çok zenginim.  General Motors'u alacağım!
Müslüman: Ben prensim, korkunç zenginim...  Microsoft'u alacağım!
Yahudi sakin sakin kahvesini karıştırır, kaşığı masaya koyar, kahveden bir yudum alır, onlara bakar ve umursamaz bir sesle konuşur:
- Satmıyorum! 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.