1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Hareket Zamanı!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hareket Zamanı!

A+A-

Kıbrıs konusu Türkiye medyasının olduğu kadar siyasetinin de gündemindeki yerini koruyor. Seçim ortamı giderek ısınan Türkiye’de AKP’liler Erdoğan’a arka çıkarken, muhalefet de sert şekilde eleştiriyor.

Erdoğan dün muhalefeti de payladı ve “Kıbrıs bizim milli davamızdır, kimse kendi küçük hesapları için Kıbrıs’ı kullanmasın” dedi.

Belli ki, “milli dava Kıbrıs” bir kez daha yapılandırılmış bir milliyetçilik ve sahiplik dili üzerinden hakim olacak Türkiye seçimlerine.

Peki bu neyi gösteriyor?

Kıbrıs konusunda atılacak ya da atılan adımlar Türkiye’nin tatminkar çıkarlarıyla örtüşmediği noktada adada neler yaşandığı önemli değil.

Ve bu dille daha uzun süre çözüm için Türk tarafı sonuç alıcı adımlar atmaz.

Yoksa çözüm hazırlığı olan bir siyasetçi, uluslararası alanda kendi söylemlerini de bertaraf edecek bir sahiplik konumuna çekmez kendisini.

Dün akşam yine kanallardan birinde konuşan Milliyet Gazetesi Yazarı Kadri Gürsel’in de dediği gibi, “Erdoğan Kıbrıs’ı 82. vilayeti olarak görüyor ve öyle davranıyor. Diğer 81 ilde ne yapıyorsa, Kıbrıs’ta da aynısını yapmak istiyor”.

Aslında Erdoğan’ın “sen kim oluyorsun be adam” diyerek kendi efendiliğini ilan etmesi, genel olarak Türk kamuoyunda da aşılamamış bir yargı.

Bu ortamda aşılması da mümkün görünmüyor.

Kıbrıs’ta Godot’yu bekler gibi çözümü beklemek adına harcanacak zaman kalmadı artık. Erdoğan krizi bir kez daha gösterdi ki, yıllarca bu topraklarda çıkar ve hesap adına tutulan, istenildiği yere savrulan Kıbrıs Türk toplumu için kendi evine sahip çıkmak, yapılması gereken ilk ve temel şey.

Ekonomik pakete karşı çıkarak, meydana inen muhalefet partileri ve sendikalar, sorunun sadece ekonomik olmadığını ortaya koymuşlardı.

Sorunun sadece kamunun daraltılmasından kaynaklı bir kriz olmadığını teslim ederek, Kıbrıs’ın hem ekonomik, hem de sosyal ve siyasi bekası için o meydanda olmayan on binlerin de bu duyarlılığı paylaşmaya çağırılması gerekiyor.

Çünkü, Erdoğan “utanmaz beslemeler” dediği Kıbrıslı Türkler’den özür dilemeyecek. Dilese de aslında var olan gerçekliği ve temel bakış açısını ortadan kaldırmayacak.

Çünkü, Kıbrıs sorunu yakın gelecekte çözülmeyecek!

Ekonomik paket üzerinde verdiği taahütleri yerine getirmekle yükümlü olan hükümet, istifa kararı almadan paketten vazgeçmeyecek!

Külliye için ısrarı sürerken, daha türlü dini ve milli polemikler gündemdeki yerini koruyacak!

Yeni vatandaşlıklar devam edecek.!

Orta vadede Türk sermayesi adadaki hakimiyetini artırırken, Güney ile ilişkiler de gelişmeye devam edecek. Kıbrıs Türk sermayesi daralacak ve orta vadede tükenme noktasına gelecek.

“Bu mitingler Güney ile birlikte yapılıyor” diyen ve yaşanan tartışmaların Rum’un ekmeğine yağ sürdüğünü söyleyen Erdoğan, yıllık pazar hacmi 50 milyon Euro’yu bulan Türk sermayesini de cezalandırma yoluna gidecek mi acaba?

İş yapamazsınız; yapacaksanız Kıbrıslı Türkler ile işbirliğinde yapacaksınız diyebilecek mi? Normal Kasımpaşalı edasında bunun alasını yapması gerekiyor oysa!!!

Bugün Kıbrıs’ın bütün yapısal sorunları ortadadır. Amerika’yı yeniden keşfedecek bir durum yoktur. Ve bugün CTP’den TDP’ye kadar bütün siyasi partiler, hükümet olmakla iktidar olamamanın gerçekliğini tatmışlardır.

Bugün ortaya çıkan birliktelik, takdir edilmesi gereken bir birlikteliktir.

Çünkü, varoluş sadece bir kesimin sadece bir görüşün kurtuluşuyla gerçekleşmez. Bunun bilincinde olarak bütün siyasi partilerin asgari müştereklerde bir araya gelmesi, sivil toplum tabanını genişletmesi ve yaptırım yaratacak bir güç elde etmesi gerekir.

Yoksa, bu kemikleşmiş zihniyet ve çıkara odaklı yapı içinde, ne nüfus sorunu ile ilgili adım atılabilir, ne de sivil demokrasi ve kendi kendini yönetimle ilgili.

Böyle bir ortamda bugün erken seçim ilan etseniz, yarın seçime gitseniz, ortaya çıkacak olan sonucun erk sahiplerinin istediğinden farklı olacağına dair güvenebileceğiniz bir demokrasiyi yönetemediğinizin bir kez daha farkında varabilirsiniz.   

Tek çıkar yol, çatışarak değil, geniş zeminde uzlaşarak yaptırım yaratacak bir erk sahibi olabilmektir.

Ve belki de çok uzun bir zaman sonra ilk kez bu geniş birlikteliği sağlamak için konjenktür uygundur.

Uzun zamandan sonra ilk kez, dönüşüm adına kullanılabilecek bir hareket alanı vardır.

Bu başarılabilirse ancak o zaman kendi yönetimlerinde söz sahibi olup, ekonomik gelişimi sağlamayı başarır Kıbrıslı Türkler ve kendi çözümü için mücadele yaratabilir.

Artık hareket zamanıdır!

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.