1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Haspolat’tan Mağusa’ya yüzen kayıklar
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Haspolat’tan Mağusa’ya yüzen kayıklar

A+A-

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük tarihçisi olduğuna kimsenin itiraz etmediği Fernand Braudel, 16.yy Akdeniz’ini anlattığı kitabında, o zamanlar Kudüs’e gitmek üzere Avrupa limanlarından gemiye binen hacı adaylarının, gemi kaptanlarından, Kıbrıs’ta 72 saatten çok durak yapmayacaklarına dair, bir senet aldığını anlatır. Adadaki bulaşkan hastalıklar, insanları korkutmaktaymış! Üşenmedim, Liverpol Tropikal Hastalıklar Hastanesi’nden; Avustralya Perth’deki bir uzmana kadar, herkese yazıp, bu hastalıkların neler olduğunu araştırdım. Özellikle Perth’den gelen cevapta, o çağda ayırıcı tanı çok gelişmemiş olmakla birlikte, dönemsel ateşli hastalıkların adada kol gezdiğini öğrendim. Yalnız Sıtma değil… Neden?

Braudel’e göre, dünyada sulu tarla tarımının ilk defa yapıldığı yer, Kıbrıs’tır… Venedikliler’in şeker ve pamuk plantasyonlarında… Ancak, suyun ıslah edilmiş olmaması, göletler, kirli sular v.s. adanın hijyenini bozduğundan, burası bir hastalık ve sefalet yuvası olmuştur. Nereye kadar? İngilizler gelip suları ıslah edene ve bizim unuttuğumuz ama İngiliz’lerin çok iyi hatırladığı bir sağlık memuru, Sinekçi Aziz Efendi, uyguladığı ilaçlama kampanyaları ile adana sıtmanın ve bulaşıcı hastalıkların kökünü kazıyana kadar! Kendisine hem nişan ve hem de Beyrut Amerikan Üniversitesi Halk Sağlığı bölümünde profesörlük aşaması verilmiştir!

Bu konuya nerden girdim, biliyor musunuz?

Haspolat’a dökülen vidanjör atıkları, Mağusa’ya ulaşmış! Kazurat’ta boğuluyoruz… Gençler anlamını bilemeye bilir… B ile başlayıp, K ile biten arasında da O bulunan kelimenin, Osmanlıcasıdır… Ötekini yazsam, basın ahlâk yasasına, mugayir bulunabilir!

İkidir yazıyorum… Sömürgecilerin bu memlekete dokunan hayrı kadar, hayır işlememiştir bu bizim “kendi” devletimiz! Bir şey değil, onu da bozdular… Ercan’dan inen hangi geri zekâlı o kokuyu teneffüs ettikten sonra, bir daha bu adaya gelmeye kalkar Ercan’dan? Mesarya’yı olduğu gibi, o üç harfli şeye teslim ettik, içinde boğulmamıza az kaldı…

Her “tarih boyunca bu toprak parçasında en çok iki yüz bin kişi yaşamıştır… Fiziksel koşulları buna yetiyor” dediğimizde, saçma sapan strateji hesapları işittik! “Kardeşim, burada 200 bin kişiyi besleyecek su da yok” deyince, “Biz size su da göndeririz” deyip, otuz yıldır sadece şişe suyu gönderiyorlar ama hadi suyu gönderdin! Kanalizasyon? Onu da Mesarga’ya salıp, bizi içinde mi yüzdüreceksin? Yoksa kanalizasyonu da mı çekeceksin? Öyle ya! Bu memleket, bir milyon kişinin artığını sığmıyor! Fiziksel koşullar yetersiz diyoruz be gumbaro? Gadalavis?

Bu satırları yazarken, TV’den bir de haber geldi: Haspolat’ta “çamurluk” bölgesinde, (ada bak, hizaya gel) yasa dışı bir çöplükte çıkan yangın, köyü kül edemeden söndürülmüş! Maşaallah… Bravo be! Söndürdünüz ha? Ben çıkardım sanki…

Çöp izolasyonu yok, arındırması yok; kanalizasyonu yok, atık suları arıtma tesisi yok! Nereye nüfus yığıyorsun? 16.yy’a dönüp, insanlar adaya gelmekten korksun diye bir politika mı var acaba?

Akla aykırı, fiziğe, doğaya aykırı nüfus birikimi, bu adayı abad etmeyecektir! Sonunda gelenler bütün bu olanaksızlıklardan burada yaşayamayıp, göçecek; olan göçemeyecek olup da hastalıklardan kırılacaklara olacaktır!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.