1. YAZARLAR

  2. Fatih Akın

  3. Hatice mi daha çılgın yoksa netice mi?
Fatih Akın

Fatih Akın

Empatik Bakış
Yazarın Tüm Yazıları >

Hatice mi daha çılgın yoksa netice mi?

A+A-

Vatandaş olarak, Haticeye mi aşığız, yoksa neticeye mi hasretiz!

Siyasilerce bu durum nasıl algılanıyor acaba?

Çünkü Hatice bitmeyen, tükenmeyen cazibesiyle her daim mitinglerde dillerde.

Meclis’in kapısını aralayabilmek bakımından hep bir umut siyasiler açısından.

İşte bundan dolayı siyasilerin de değişmeyen en yakın arkadaşı oldu Hatice. Nereye gitseler yanlarında.

Siyasilere tam burada sormak lazım:

“Hatice mi daha çılgın yoksa netice mi?”

Bana göre, çılgın olan ne Kanal İstanbul, ne de başka bir proje. Çılgın olan vatandaşı Haticeyle ziyaret eden siyasilerin kendilerinde aslında. Bu siyasiler kendi iplerini kendileri çekiyor farkında değiller.

Çünkü vatandaş kuru vaatlerden bıktı usandı artık.

Fakir edebiyatı, ajitasyonlar, yine propaganda faaliyetlerinin değişmeyen en önemli maddesi.

Her milletvekili adayının dilinde işsizlik, herkesin dilinde bir geçim derdi.

Muhalefet iktidarı suçluyor, iktidar da muhalefete kuru vaatlerinden dolayı yükleniyor.

Peki vatandaş ne istiyor, vatandaşın asıl derdi ne?

Vatandaş Hatice’ye mi bakıyor yoksa neticeye mi?

İşte bütün bu yaşananlarla Türkiye, yine seçim heyecanında.

Bugünlerde Türkiye Çılgın Proje “Kanal İstanbul’la yatıyor, Kanal İstanbul’la kalkıyor”.

Projenin asıl sahibi olarak kimileri Kanuni’yi anıyor, kimileri de Rahmetli Başbakan Ecevit’i.

Bu liderlerin belki ömürleri yetmedi, belki de güçleri.

Fakat bu proje, bırakın Türkiye’yi, bütün bir dünyanın dilinde. Yunanistan Montreux sözleşmesinden dolayı şimdiden endişeye kapıldı bile.

Gelinen noktada kesin olan bir şey var ki, o da proje hayata geçmeden, söylentisinin bile vatandaşın heyecanlanmasına yetip arttığıdır. Özellikle gayrimenkullerin değeri bir anda aldı başını gitti. Alınan kaporolar sahiplerine iade edilmeye başlandı, gayrimenkul sahipleri satıştan vazgeçti. Çünkü bölge sakinleri çılgın projeyi beklemeye karar verdi.

Vatandaş olarak bölgede yaşayanların, ister AK Parti’ye oy versin, ister vermesinler, bir anda havaları değişti.

Muhalefet, projesinden dolayı Başbakan’ı çıldırmakla suçladı, kimileri de vatandaşın halini hiç anlamıyor olmakla itham etti. Muhalefete göre asıl çılgınlık, halkın açlığını, ülke genelindeki işsizlik oranını görmeyen Başbakanın yaklaşımıydı.

Peki, Ak Parti ne yaptı da iki dönem üst üste bu seçimleri tek başına kazandı.

Vatandaş Hatice’nin cazibesine kapılıp deli divane mi oldu, yoksa netice olarak eline somut bir şeyler geçti de, bundan dolayı mı iki dönem üst üste Erdoğan’ı Başbakan yaptı.

Belki de çılgın olan, Erdoğan’ı iktidara taşıyan vatandaştı.

Aslında çok basitti bunu görebilmenin yolları.

Vatandaş ne sağlık reformunun içeriğini sorguladı, ne de özelleşen kurumları. Ne dış borcu dikkate aldı, ne de dış politikada atılan imzaları. Vatandaş uzun vadede iyi mi kötü mü neyle karşılaşacağını dahi bilmiyordu aslında.

Vatandaş, sadece kısa vadede eline ne geçtiğiyle ilgilendi.

Haklılardı aslında. “Her zaman gelen yedi, giden yedi, ama bunlar yediyse de bize de bir şeyler verdi” dedi.

Hatta, vatandaş bir adım daha ileri gitti, “yediyse de HELAL OLSUN” da deyiverdi.

Çünkü vatandaş, hastanede doktor beklerken kapıdaki randevu tabelasında yazan ismini görünce mutlu oldu. “Randevum var, sırada itiş kakış kapıda beklemiyorum” diye sevindi.

Şehirlerarası otobüsten daha ucuz şekilde uçağa bindi, “Allah razı olsun” diye bir de dualar etti.

Bu da yetmedi, ilave olarak Türkiye’nin her yerinde otoyollarda yolculuk etti. İşte bu üç unsur Erdoğan’ı iktidara taşıdı.

İlk iktidarı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki çalışmalarının neticesinde geldi, ikinci iktidarı da bahsi geçen bu çalışmaların ardından yaşandı. Muhalefet bunu görmedikçe, bunu kabul etmeden siyaset yaptıkça, Erdoğan, bu seçimlerin de dışında birkaç dönem daha tek başına iktidar olur. Bunu göremiyorsa muhalefet, asıl çılgınlık onların. İktidarı değil, vatandaşı yok saymak asıl çılgınca olan.

Vatandaşın içinin yanmışlığını sadece kuru vaatlerle anmak asıl çılgınlık. Vatandaş, iktidarın hatası varsa bile görmüyor şu an, -ki çok fazla hatası var-. Asıl tehlike de burada ortaya çıkıyor.

Muhalefet halkı ve halkın kazanımlarını yok sayarak kendi çalıp kendisi oynuyor. Aslında AK Parti’yi iktidara vatandaş değil, bil fiil muhalefetin vatandaşı yok sayan bu politikası taşıyor.

Bundan dolayı asıl çılgınlık ne Kanal İstanbul’da, ne de başka bir projede.

Asıl çılgınlık vatandaşı yok sayan bütün zihniyetlerde.

Unutulmamalı ki; sandıkta güç de vatandaşın elinde, söz hakkı da vatandaşın dilinde.

Hatice’nin devri çoktaaaan geçti, çünkü vatandaş artık neticenin peşinde.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum