1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. HAVANDA SU DÖVMEK…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

HAVANDA SU DÖVMEK…

A+A-

Bazen bir kelimeye takılırım, bazen de bir cümle ile kafa yorarım.

“Çekil” der birisi, günlerce düşünürsün, “ne demek istedi” diye…

Oysa basit bir “çekil” idi söylediği.

“Ekilmemiş buğdayla ekmek yapamazsınız” diyor bir kitapta…

Şu cümle de geçiyor orada, “Bu işler yağmur gibidir… Her damla bir tohumu sular.”

Deneyimdir sözleri söyleten.

Yaşanmışlar…

Görülmüşler.

Bir de şu cümlecik var dikkatimi çeken, “Özgür insanlar bütün doruklara ulaşabilirler.”

Ülkemiz UBP’den başlayıp uzunca bir zamanımızı alan kurultay, ardından da hala hükümet kurduramayan bir seçim süreci yaşadı…

Günlerce gündemi meşgul ettiler.

Kafalar tenis maçı izler gibi bir o yana bir bu yana savruldu gitti.

Kimse dönüp, gerçek sorunumuz ne oldu, demedi.

Ekimde görüşmeler yeniden başlayacak denildi.

Program belirlendi.

Nelerin görüşüleceği, nelerin yapılabileceği, döküldü.

Ancak hak sahiplerinde, mağdurlarda, yani bizlerde hala tık yok.

Suriye’ye baktığımız kadar bakmıyoruz kendi sorunumuza.

Oysa bu memleket bizimse bir an evvel yolumuza bakmalıyız, diyerek çözüm işine yöneleliyiz.

Adam yani Kasulidis, "Maraş Ekim’den önce iade edilsin” demiş.

Biz yıllardır Maraş eski sahiplerine verilsin ama biz de Baf’a gidip yerleşelim dedik, kimse duymadı.

Baf’a gitme isteğinin altında yatan çok şey var.

Verilen mesaj az buz değil.

Baf’a gitmek demek ülkede yerleşik kalmadı, asker bugünkü gibi önceliğe sahip değil, hatta yok demek.

Ülkeye irade gelmiş, yönetim yerine oturmuş, yolunda kararlı adımlarla ilerliyor demek.

“Maraş’ı verin” ne anlama geliyor?

Alabileceğimiz kadar çok alalım ülke varsı taksim olsun demek değil mi?

Kıbrıslıtürkler sıkıştıkları kuzeyden çıkmaya hala bir kapı bulamadılar.

Gelelim yukarıda yazdığım üç cümleciğe.

Önce ekeceksin ki tohum toprağa yerleşip yer etsin.

Sonra sulayacaksın ki büyüsün, ağaç olsun, meyve versin.

Ve özgür olacaksın ki zirvelere kendi iradenle çıkacaksın.

En son Annan döneminde halkın ayakladığını görmüştük.

Daha sonrasını düşünün.

Zirveyi hayal eden kaç kişi var?

Ne Talat-Hristofyas, ne de başkaları o heyecanı yaşatamadılar.

Bugün çeşitli bahanelerle dikkatler çözümden uzaklaştırılmış durumda.

Bahaneler de, hiç işimize yaramayacak meclis meseleleri…

Havanda su dövmek gibi bir şey bu…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.