1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Hellimli demokrasi
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hellimli demokrasi

A+A-

Gündelik yazımızı yazmak üzere klâvyenin başına her oturduğumda, günün konusu hakkında kararsız kalırım. Gündemi yazsam ben memnun olmam; gündem dışı bir konuya dalsam, okurun bir kısmını dikkate almadığımı düşünür, rahatsız olurum! “Dam üstünde saksağan” pozisyonuna düşmekten korkarım…

Son günlerde olanlar, üzerinde durulmayacak gibi değil ama seçim sathı mailine girinceye kadar da hergün siyaset yazmak, işin doğrusu, hiç içimden gelmiyor! Girelim “kaygan düzleme” konuşuruz gene aklımıza estikçe… Derken, sosyal medyaya daldım, bir şey bulurum umudu ile… Buldum da:

Mehmet Ekin Vaiz’i severim… Dün sosyal medyaya bir inci attı:

“ Uzmanlar, Kıbrıslı Türkler’in üç olmazsa olmazını saptadı:

1. Mangal

2. Göz-haset

3. Seçim…”

Gülmekten gene bir hal oldum… Hani, seçim yazmayacaktım? Gel de yazma! Be arkadaş, her sene seçim olur mu? Olursa, icraat olur mu? Bizde oluyor! Seçim oluyor, icraat mafiş! Sonra da “neden bu haldeyiz?” diye, bir de hayretlere garkoluyoruz… “Olmazsa olmaz” demiş Mehmet Ekin…

Bir defa onu kendi radyo programıma konuk çağırmıştım. Doktor anne babanın çocuğu olmanın bütün sıkıntılarını anlattı bana… “ Annem ihtisas yapıyordu, beni Göçmenköy’de anneanneme emanet ettiler… Ne güzel Göçmenköy sokaklarında yetişiyordum ki ihtisas bitti… Altı yedi yaşımda beni kaptıkları gibi İstanbul’a götürdüler… Okulda ağzımı açamıyorum… Konuştuğum Türkçe şivesini kimse anlamıyor ki! İki sene sustum… İki senede, İstanbul şivesini söktüm! Bir sene rahat rahat konuştum ki CTP hükümete girdi! Babam da bakanlıkta müsteşar olacak! Hoop… Geri geldik Kıbrıs’a… Gittik okula, ben gene konuşamıyorum… İstanbul ağzı ile Göçmenköy’de konuşana, hayat mı var? Gene sustum… Bir sene daha… Sonra bir açıldım, işte oldum Hellimli Demokrasi…”

Sevgili Mehmet Ekin, hem doktor, hem politikacı ve hem de üstünden CTP’li bir babanın evlâdı olmanın ne demek olduğunu, çoğumuzun çocukları gibi, teninde hissederek büyümüş! Ne yazık ki çok fazla avantajı yok bu yaşam tarzının… Acısı çok daha fazla… Hadi biz, bilerek seçtik de çocuklarımızın günahı ne?

Hadi, mangal iyi… Kolesterol tevatırlarına aldırmayın! Bakın “Kuyruk yağı yiyenlerin, ihtiyarlıkta kemikleri sağlam olur” diyen “bilimsel” açıklama da var!

“Göz-haset” de alışırsınız! Arabaya gelen icra ile uğraşırken siz, Arapköy’da havuzlu villanız olduğu söylentisini duyar, gülersiniz… “Olsaydı da satıp bu borcu ödeseydik” diye, espri de yaparsınız…

Ama seçim?

Her sene be gardaş! Daha Kadri’nin seçimin yorgunluğu geçmedi! Temmuz sıcağında “acele seçim”! Seneye, Yerel Seçimler, Cumhurbaşkanlığı… “Yoruldum” deseniz, “Ya kendi aday olduğunda kükürerdi da! Yorulmazdı o zamanlar…” diye başlayacak bir dizi “eleştiri”! Kaçamazsın… Zaten kaçabilecek tıynetin olsa, bu yola hiç girmezdin…  Biz ipi kendi boynumuza geçirdik, amenna! Ama ya çocuklar?

Napsınlar? Dalgaya almazlarsa durumu, kendileri dalgalanacaklar…

Aha, güya politika yazmadık bu gün…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.