1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. 'Hepimiz Kıbrıslıyız' mı?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

'Hepimiz Kıbrıslıyız' mı?

A+A-

Göçmen işçi meselesine, en çok kafa yoranlardan biri olduğumu, herhalde okur teslim eder… Bu insanların hakları konusunda, en hassas olanlardan biri olduğumu da… 

Olaya, duygusal değil, objektif verilerle yaklaşmaya çalıştığım da her halde bir sır değildir!

Sıradan insanlarla hiçbir sorunum yok! İnsani değerlerle ve insan hakları ile uyumlu bir düzen içinde yaşamalarını en çok talep edenlerden  de biriyim. Ancak:

Hiç kusura bakılmaya ve katiyen duygusal reaksiyon olduğu sanılmaya ama bir itirazım var!

Adam, örneğin  Kemal Şemiler kimdir bilmez, Ümit Süleyman’ın adını duymadı, Dr. Kaya’nın kim olduğundan haberi yok, Gliridi’ye Klerides, Babadobullo’ya, Papadopulos  der, Lefkoşa’nın, Mağusa’nın adını yanlış söyler, ne Aynalı’yı duydu, ne Çoronik’i ;  “Artık ben de Kıbrıslıyım” der… Olmak istemen, güzel… Ol da! Ama:

Amin Malouf, bu konudaki belki olaya içinden baktığı için en anlamlı çözümleme olan Ölümcül Kimlikler isimli eserinde, göçmen işçinin, eski vatanını terk ederken, içten içe anılarına, ailesine, kimliğine karşı bir suçluluk duygusu ile ayrıldığını; yeni vatanında da bütün bunları içine gömmek için, ilk girişiminin “özümsenmeye” çalışmak olduğunu yazar. 

Böylece içindeki “eksiklik sendromunu” halledip, iç huzura kavuşacaktır. Ama kendisi de Fransa’da yaşayan Lübnan’lı hristiyan bir Arap olup, bütün eğitimini Fransızca alan Malouf’a göre, bu mümkün değildir! 

Farklı bir kültürden gelip, yerli kültürü tanımama, saç ten rengi, farklı inançlar, farklı gelenekler, gidilen yerin dili bilinse bile farklı aksan, “yeni vatan”da da o insanın özümsenmesine izin vermez, çünkü istediği kadar “ben artık buralıyım” desin, o henüz “oralı” değildir! 

Öyle de hissetmemektedir içten içe! Derin hesaplaşması aslında eski vatanında kalmıştır… O hep, oradadır, rüyalarında bile… 

Onun için, oraya “ben sizden daha iyi yaşıyorum” mesajı vermekle meşguldür! Karşısındakiler de zaten bunun farkındadırlar…

Kimlik, ortak hafızadır… Adamın tarihinin bir noktasında ortaya fırlayıp, ben seninle aynıyım deyince, olamıyorsun, çünkü ortak hafızaya sahip değilsin! 

Ne sen onu, ne de o seni anlayabilirsiniz! Çünkü bir kimlik, “ötekiye” karşı oluşur.   “Ötekiye”  karşı ruhsal bir mevzilenmedir, kimlik! 

Vamık Volkan der ki: 

“Nesiller arası geçiş, yetişkin bir insanın bilinç dışı olarak, traumatize olmuş benliğini gelişmekte olan bir çocuğun kişiliği üzerine dışsallaştırmasıyla oluşur. Çocuk bir önceki neslin istenmeyen sorunlu parçaları için bir rezervuar (depo) haline gelir. 

Yetişkinler çocuk üzerinde etkiye sahip olduklarından, çocuk onların istekleri ve beklentilerini içine alır (yutar) ve onlara göre davranmak için zorlanır…”( Kanbağı/Etnik Gururdan,Etnik Teröre s.  51, Bağlam Yayınları, İstanbul:  1999) Kimlik böyle oluşur.

Ötekiye karşı duruşun temel direklerini oluşturan tarihi birlikte yaşamadıysan, özümsenmen mümkün değil! Burada doğmuş ama başka yerde büyümüş bile olabilirsin ama ortak kimliğin sahibi olamazsın! 

Çünkü ortak hafızanın mensubu değilsin…  “Öteki”yi bile paylaşmıyorsun henüz… 

Nereye kadar? Ta ki ortak bir hafızanın paydaşı olana kadar…

Onun için, insan hakları temelinden bir söylem tutturup, o ortak hafıza oluşana kadar, sabretmek anlaşılabilir… Bu uydurulamaz, kendiliğinden olur… 

Hafızamı “delete” edemem ya!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.