1. YAZARLAR

  2. İsmet Kotak

  3. Herkes salim kafa ile düşünsün
İsmet Kotak

İsmet Kotak

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Herkes salim kafa ile düşünsün

A+A-

Günlerden beri Anavatan Türkiye yetkilileri ile KKTC kanadı arasında “dedim-dedi” izlemekteyiz.

Elbette bu her iki tarafı da üzmekte, bunu izleyen medyada yorumlara neden olmakta, Kıbrıs’ta ve Türkiye’de bunları yazılı basında veya radyo televizyonlarda izleyen insanlarımızı kahretmektedir.

Rum ve Yunanlı davul çalmakta, sirtaki oynamakta, ellerini ovuşturmaktadır.

Çünkü Türkiye’den “Limanlarını “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti” bayraklı gemilere  açması için Türkiye’ye  her türlü baskıyı yaparken, bunu çantada keklik görürken, şimdilerde “Yavrunun” toptan dışlandığını görmenin bayramını yapmaktadır.

Türkiye ve Türk Ordusu aleyhine o pankartları açanlar ise zil çalıp oynamaktadırlar.

Yıllardan beri istedikleri buydu.

Annan Plânının kabulü için yapılan mitinglerde kaldırdıkları  pankartlar aynı idi. Sadece mekân ve zaman farklıdır. Bir de “Taraflarda” değişim oldu.

Hamallık, burada, bu topraklarda tutunmak, tırnaklarını bu toprağa geçirmek ve kendi devletine sahip çıkarak Türk Ulusuna karşı görevini yerine getirmek isteyen “Mücahit Kıbrıs Türk Halkına” kaldı.

Acı duyuyor,çünkü başından beri Türkiye’ye karşı kin ve nefret duyanların oyununa geldi herkes. Ya da “Bu politika böyle dizayn” edildi.

Bazı soruları kısaca yanıtlayayım. Sonra son sözümü söylemek istiyorum. Çünkü ben bu ülkenin ilk İskân Bakanıyım ve nufus politikasında, o gün de bugün de söz söylemek konumundayım.

Daha iki gün önce yığınla “Yabancı basın” mensubu ile bu son gelişmeleri ve eskinin perde gerisini konuştuk. Bugün kadar Türkiye basınından tek kişi benimle konuşmadı. Ama bazılarının yazdıklarına bakarak, basın mesleği adına üzülüyorum. Dünya Basın Konseyleri Birliği Yürütme Kurulu Üyesi ve  Kıbrıs Türk Basın Konseyi Başkanı olarak da kahroluyorum.

Ne acı ki, Türkiye ve KKTC Basınında  köşe tutanlar,Siyasal Partilerin yerini tutuyorlar; ya da politikaları kendileri saptamaya kalkıyorlar.

Bu Anavatan Türkiye’nin ünlü sivil kitle örgütlerinin bazıları için de geçerlidir. Türk Siyasal Partileri de KKTC’ye temsilci göndermeden ahkâm kesiyorlar. Yani tam bir karmaşa ve haber kirlenmesi vardır.İşte kısa kısa notlar:

TUSIAD Başkanı “KKTC’deki Fon ve harcamaları”işaret ederek denetlemekten ve daha seçici olmaktan söz ediyor.Ama bunun tümden Türkiye’nin yönetim ve denetimi altında olduğunu bilmiyor.

Nüfus politikasını eleştirenler,orada ve burada,işin kökenine inmiyorlar. Harekâttan sonra destek sağlamak için adaya gelenler, yerleştiler, ürettiler, evlâtlarını bu topraklarda yetiştirdiler.

Bu Plânlı, destekli, Köy Kooperatiflerini de devreye sokarak Türkiye ve KKTC Uzmanlarının omuz omuza çalışması ile başarıldı.

O kuşak doktor, avukat, mühendis yetiştirdi. İş adamları başarı sağladı. Onların evlâtları artık “Kıbrıslı” olmakla övünmektedirler.

Annan Plânı döneminde KKTC’de “Yapay bir inşaat” furyası yaşandı.

Anavatandan gelen İnşaat Müteaahitleri ile Kıbrıslı ortakları,KKTC’den sağlayamadıkları yani eksik olan nitelikli ve de düz işçileri Türkiye’den sağladılar.Ne acı ki kural dinlemediler.

Ben sera örtüleri altında barındırılan işçilere tanık oldum. İşçiler istismar edildikleri gibi “İnşaat Yasa ve tüzükleri” de çiğnendi. Altyapısız arazilere inşaatlar dikildi. Tapusuz satış yapıldı. İşçi istismarı daha alçak düzeyde sürdü.

Akdeniz’in her iki yakasındaki her Hükümet,KKTC’de nufus tutmak için Devlet kadrolarının ve yan işletmelerinin kullanılmasını uygun gördü, destek verdi. KTHY dahil KİT’lerin Yürütme Kurullarının çoğunluğu Anavatan Türkiye’den sağlandı. Kapanan KİT’lere baktığımızda KTHY ilk değildir. Birlikte kurduk, batma söz konusu ise birlikte batırdık.

Ancak  bu kez Hatay, Mersin, Adana ve öteki Güneydoğu illerinden KKTC’ye hasta aktarmak suretiyle “Yeni sömürü ağaları” yaratıldı. Anadolu insanı KKTC’de ameliyat veya tedavi bahanesi ile yolundu; Hastahanelere taşındı ve soyuldu.

Benzeri olay okullarda da yaşandı. Kimse bu iki olayın önüne geçmeye yanaşmadı. KKTC’de yatırım olayı sürekli alt yapıya gitti.

Hükümetler, KKTC yapısına uygun ve üretgen olan yatırımları bulup desteklemedi. Annan Plânı döneminde KKTC’ye ek kaynaklar sağlandı. Yardım patlaması o yıldan itibaren ivme kazandı. Sayısal durum beni onaylıyor.

Geldiğimiz nokta, dış güçlerin istedikleri, hedefledikleri, alkışladıkları noktadır.

Anavatan Türkiye ve KKTC yetkilileri, Annan Plânı öncesinde olduğu gibi “Dış Güçlerin” içte ve dışta yaptıkları örgütlemeleri, görmüyor ve bilmiyorlar mı?

O inançlı,Anavatanına güvenen ama Annan Plânı döneminde  dışlanan “Milli Güçlerin” herşeye rağmen burada, Kıbrıs topraklarında, dimdik ayakta olduğunu görmek gerek...

Petrol ve doğal gaz haberlerinin etrafa yayıldığı sırada ortaya çıkan kargaşa ve karmaşanın, Anavatanı, yavrusundan; yavruyu anasından ayırmak için olduğunu görerek sakin olalım.

Et tırnaktan ayrılmaz.

Hedef “Batı Trakya Türk Cumhuriyeti” gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yıkmak değil yaşatmak olmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.