1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Hiçbir şeyden çekmedi...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hiçbir şeyden çekmedi...

A+A-

Şu Muhteşem Yüzyıl dizisi var ya? Milletin tarih okuma hevesini azdırmış! Ne kadar iyi…

Her bölümde bir başka yalan batıyor ama olsun! Bize malzeme çıkıyor… Son seyrettiğimde, Hürrem çoluğu çocuğu sofranın başına toplamış, yemeğe başlamak için “baba”nın gelmesini bekliyorlar! Kanuni Sultan Süleyman değil de sanki mübarek Tapudan Mütekait Süleyman Efendi… Aile babası! Nasıl bir aile? 20.yy normlarında, Türk orta sınıfının kafasında oluşturduğu tipten bir aile! “Kadın eşittir” ya? Hanımcağız, “kocası”na kafa bile tutuyor aklına estikçe…

16.yy’da Osmanlı Sarayı’nda böyle bir aile yoktu!

Sultan Süleyman, tamam Hürrem’den sonra tek eşli yaşamıştır ama padişah, o “hanımın kocası” değildir… Öyle çat kapı kapısına gidemezdi kimse… Şimdi hanımlarımıza ağır gelmesi hiç önemli değil, beş yüz yıl önceden bahsediyoruz ama bir kadının padişahla ilişkisi, o gün kendisine bir mendil gönderilmesi üzerine, akşam yatağa gitmesinden ibaretti, o kadar… Mendil gelirse… Bu “Hürrem’in kocası” diye gösterilen Sultan Süleyman’ın mendil gitti ve kız gece yatağa gelmedi diye cellata teslim ettiği bir cariye vak’ası vardır, oturur kaynağını bulurum… Ha! Süleyman’ın “büyük atası” Fatih’in bir başka vak’ası vardır ki iş madem ki buraya geldi, anlatalım: Karaman Seferi esnasında, bir ara padişah ortadan kaybolur. Çadırdan çıkmaz! Yeniçeri’ler söylenmeye başlarlar… “Bir Rum kızı buldu, kapandı, çıkmıyor… Sefer ne zaman sona erecek?” Homurtuları en sonunda sultan duyar… Yarı çıplak, çadırdan dışarı çıkar! Elinde bir kılıç… “Evet” der… “Çok güzel bir kız buldum, kapandım… Çok beğendim! Siz de görmek ister misiniz kızı?” Yeniçeriler sus, pus… Sultandır, emreder, kızı dışarı çıkarırlar, çıplak! “Nasıl?” der… “Çok güzel değil mi?” Cevap, yine sessizlik… Bir kılıç çalar, kız düşer… “İşte” der, “benim için değeri bu! Hadi işimize bakalım”! İstenirse bu hikâyenin kaynağını da bulur, yazarım! Kuvvetle muhtemeldir ki Uzunçarşılı’dan okudum… Kanuni’nin babasının, dedesidir… Süleyman herhalde Zizek ya da Habermass okuyarak büyümediydi… O da “yatağa gel” emrine uymayan cariyeyi, çuvala koydurup, Sarayburnu’ndan denize saldırmış adamdır…

Sofra meselesine gelince… Fatih Kanunnamesi’nde yazılıdır. Hani “devletin çıkarları için, tahta geçen kardeşlerini kesecek” emri var ya? İşte o ayni kanunnamede… “ Padişah olan, yemeğini yalnız yer! Hiç kimse padişahı yemek yerken göremez!” Neden? Herif, Allahın yeryüzündeki gölgesidir yahu! Hiçbir insani eylemini, diğer insanlar göremez! O mesele de yalnız olamayacağından, muameleye uğrayan görebiliyor, o kadar! Kendinden başka herkes, adamın kuludurlar! Oğlu da karısı da odalığı da cariyesi de sadrazamı da kadısı da şeyhülislâmı da anası da ve hatta yetiştirir de o hayatta iken tahta geçerse, babası da… Sultan Mehmet’in ilk padişahlığında, babası eski padişah 2. Murad’a ne yazdığını unuttunuz mu? “ Padişah sensen, gel ordunun başına geç; yok ben isem emrediyorum, gel ordumun başına geç!” O da geldi geçti… Çünkü gene gelmezse, Bostancıbaşı’nın boynuna çökeceği, aşikâr! Bu Süleyman’ın babası da kendi babası hayatta iken tahta geçer geçmez, 2.Bayezit’i zehirletti, öldürdü… Dizide koca Kanuni’yi, biraz daha Navizade Sokağı’na meyhaneye götürecekler… Çoluk çocuğuyla padişah, yemek yiyemezdi, yasak! Bir de ufak rakı açılsın artık…

Dizi keyifli ama çoğu yalan! İnanmayın… Zaten Tudors’tan çalıntıdır… Keyfe bakın, o kadar…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.