1. YAZARLAR

  2. Özgün Kutalmış

  3. Hırsızın hiç mi suçu yok?
Özgün Kutalmış

Özgün Kutalmış

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Hırsızın hiç mi suçu yok?

A+A-

Yukarıdaki başlığı Hoca Nasreddin’in hikâyesinden aldım. Hocanın evine birgün hırsız girmiş. Mahalleli toplanıp hırsızlık konusunda fikir yürütürmüş. Çoğu da Nasreddin Hocayı kusurlu bulurmuş. Kimisi kapının kilitli olmadığını, kimisi pencerenin açık olduğunu söylermiş. Dayanamayan Hoca da “Bre insafsızlar, hırsızın hiç mi suçu yok” demiş. Aynen bizim bugünlerde yaşadığımız gibi. Masadan kalkmak için bahane arayan Rum Lider Anastasiadis, Türkiye’nin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesine savaş gemisi göndermesini bahane edip, görüşme masasından çekildiğini açıkladı. Bu açıklamadan sonra KKTC’deki siyasiler, barış yanlıları v.s. tıpkı Hoca Nasreddin’in komşuları gibi hırsızın hırsızlığını görmezden gelerek, hep bir ağızdan Türkiye’yi suçlamaya başladılar. Sanki Rum çözüm istermiş da Türkiye çözüm çabalarını baltalamış gibi ver yansın ediyorlar. Be arkadaşlar ne zaman gözünüzü açıp uyanacaksınız. Kıbrıs’ta çözüm ne Kıbrıslıların elindedir, ne de garantör anavatanlarının elindedir. Deneyimli ve Ortadoğu uzmanı gazeteci Hüsnü Mahalli daha geçen gün Afrika’da yazdı. Kıbrıs Sorununun önüne virgül konmuştur. Ne zaman virgül kaldırılıp da nokta konacağı, Ortadoğu’daki Amerikan çıkarlarının alacağı son şekilden sonra belli olacaktır. Unutanlara tekrar hatırlatayım. Zamanında Turgut Özal, Amerikalılara Kıbrıs Sorununu çözüp, Kıbrıs’tan askerlerini çekmek istediğini söylediği zaman, o zamanki ABD Dışişleri Bakanı emekli general Alexandır Haig “Bay Özal sizin Kıbrıs’taki askerleriniz Nato askeridir. Askerinizi çekecekseniz şimdiden söyleyin de yerine başka Nato askeri getirelim” demişti. Bu bir Kıbrıs gerçeği. İkinci Kıbrıs gerçeği de Rumların hiçbir zaman Kıbrıslı Türkleri ortak olarak kabul etmeyecekleri gerçeğidir. Daha önce de yazdım. 1960’dan sonra doğanlar ki bugün Rum toplumunda çoğunluğa sahiptirler, bir Elen Cumhuriyetine doğmuşlardı. Bugüne kadar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rumlarca işgalinden sonra, hep bir Elen Cumhuriyetinde yaşadılar. Yine bugüne kadar kendilerine barbar ve deli Türk diye öğretilen Türklerle idari yönden hiçbir temasları olmamıştı. Şimdi bulunacak olası bir çözümde hangi Rum bir Türk idareciden veya bakandan emir alacak ve onun emrinde çalışacak? Rum liderliğini korkutan esas mesele budur. Nasıl bir çözüm olursa olsun, içinde Türklerin de ortak olacağı hiç bir idare şeklini Rum Halkına kabul ettiremezler. Bundan dolayıdır ki Anastasiadis ilk fırsatta görüşme masasını terk etmiştir. Hatırlatmakta yine fayda vardır. Barışçı Talat Yoldaşı Hristofyas’la görüşürken “Ellerinden gelse soluduğumuz havayı da kesecekler” demişti. 6 Ekim tarihli gazetelerde alan bir habere göre de Keti Klerides “Yakınlaşma çabalarına rağmen iki tarafta da büyük çoğunluk yakınlaşmaya ilgi göstermiyor” demiştir. Zamanında Papaz Makarios da “İmzamla Kıbrıs’ın %25’ini Türklere bırakacağıma, varsın zorla %37’sini ellerinde tutsunlar” demişti. O zaman Türkiye hangi çözüm çabalarını baltalamıştır? Burada AB’ne görev düşmektedir. Rumlar 2004 yılında Annan Plânı’na evet diyecekler diye AB’ni aldatıp AB’ne girdiler. Şimdi de, gayri yasal olarak sahiplendikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’nden sonra, tüm Kıbrıslılara ait olan doğal kaynaklara tek başlarına sahip çıkmak istiyorlar. Bunu engellemeye çalışan Türkiye’ye de bazı sözde siyasetçiler karşı çıkıyorlar. Örneğin çiçeği burnunda yeni vekil olmuş bir bayan milletvekili, “Rumlar Uluslarası Hukuktan kaynaklanan Hükümranlık haklarına dayanarak kendi münhasır bölgelerinde arama yapıyormuş.” Bundan dolayı da Türkiye’nin davranışları tahrik ediciymiş. Kıymeti kendinden menkûl Sayın Vekile soruyorum. Hangi Uluslarası Hukuktan bahsediyorsun kuzum? Suriye’deki, Irak’taki, Gazze’deki, Somali’deki, Afganistan, Libya, Nijerya, Ukrayna, Tunus, Yemen, Mısır yoksa Ruanda’daki Ululararası Hukuktan mı? Söyle kızım korkma. Söyle de biz de bilelim şu uluslararası hukuku. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.