1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Hristofyas neyin farkında?
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hristofyas neyin farkında?

A+A-

Basit…

Hristofyas Türkiye’nin yükselen güç ve istikrarının farkında.

Geçen zamanın yeni bir konjenktür doğurduğunun da…

Ancak sanırım çözümsüzlüğün yaratacağı muhatabın gücünün yeterince farkında değil.

Çünkü devam eden çözümsüzlük Türkiye’nin sadece bölgede değil, Kıbrıs’ın tamamında da gücünün artması demek.

Rum Lider Hristofyas ile yaptığımız görüşmede, sanırım en çok İkinci Cumhurbaşkanı Talat’ın adı geçti.

Hristofyas zaman zaman Talat’ı eleştirse de hemen her cümlesinin sonunda Talat ile varılan yakınlaşmalardan bahsetti.

Şüphesiz ki bu, benzersiz uyum ya da tarif edilemez bir sevgiden kaynaklanmıyor.

Kurnaz bir siyasi manevradan kaynaklanıyor.

Zira referandum sonucuyla da birlikte son derece pozitif olan Türk tarafının imajı bunun üzerine yeni bir ekleme yapılamaması dolayısıyla fazlasıyla geri gitmiş bir durumdaydı.

Talat’ın ardından Eroğlu’nun seçilmesi, referandumda hayır demiş ve uzun yıllar çözümsüzlük siyaseti yürütmüş bir lider açısından bakılarak bir süre sempati de yarattı.

Ne var ki konu artık imaj savaşının ötesine geçmiş durumda.

O kadar uzun zamandır hayati bir gelişme yaşanmadı ki müzakerelerde uluslararası toplum konuya da sempatisini çoktan yitirdi.

Türk tarafı da yıllardır yere göre sığdıramadığı ve evet üzerine kurduğu imaj kredisini çoktan doldurdu.

İşte şimdi sürekli olarak Talat ile anlaşılan konuların altını çizen Hristofyas aynı zamanda bu kırılan imajı da pekiştiriyor.

Hem de özel bir yalana başvurmadan.

Çünkü bir süredir Türk tarafının müzakere tarzı çıtayı yükseltmeye odaklanmış daha maksimalist bir çizgiye sürüklenmiş.

Yani Türk tarafı Annan Planı’ndan da fazla şeyler istiyor artık.

Çünkü geçen zaman çözüm ihtiyacını pekiştirse de çözümsüzlük kazançlarını da katladı. Ve artık herkesin feda etmesi gereken daha fazla şeyi var.

Rum tarafı ise, en sıradan denklem içinde kabullenemediği şartların en azından iyileştirilmesi için müzakere etmek durumunda. İşte bu noktada da tarafların durdukları yer çözüme doğru gitmiyor.

Hristofyas Erdoğan siyasetinin seçim başarılarıyla birlikte tepeden bakan bir siyasete dönüştüğü görüşünde.

Ama ülkenin ve hükümetinin gücünün de farkında olduğunu açıklıkla ortaya koyuyor.

Kısa süre önce her iki siyasetçiyle de Kıbrıs konusunu görüşme şansı bulmuş biri olarak, Erdoğan ve Hristofyas’ın yani Türkiye ile Kıbrıs Rum tarafının birbirlerini aslında son derece doğru analiz ettiklerini söyleyebilirim.

Türkiye güçlendirdiği bölgesel gücünü, kazanımlarını zenginleştirecek şekilde kullanmaya odaklanmış durumda.

Türkiye aslında çözüm hedefinden uzaklaşmaktan ziyade, kazanımlarını çoğaltmak ve bütün Kıbrıs üzerinde başat rol oynamaya göre programlanmış.

Mülkiyet pazarlıklarında adı geçen su projesinden, doğal gaz ve petrol kavgalarına kadar Kıbrıs sorununun kaderini doğrudan etkileyecek önemli eşikler var.

Geçen zaman bu eşiklerin sorunun çözümünde oynayacağı hayati rolü de katlıyor, pazarlıkları kızıştırıyor da.

Şimdilik tarafların geçen zamandan bir rahatsızlık duyduklarını söylemek zor.

Çünkü artık başka bir konjenktür şekilleniyor. Ve bunu en iyi kullanan da en çok kazanan olacak.

Türkiye için Kıbrıs sorunu hala bir ayak bağı ve çözülmesi gereken bir konu. Ancak hayati aciliyeti düne göre çok daha azalmış durumda.

Güçlenen ekonomisi ve büyüme hızıyla Avrupa için önemli bir aktör konumunda olan Türkiye bir süredir, AB başta olmak üzere, uluslararası siyaseti de belirleme gücünü yükseltiyor.

Önümüzdeki Temmuz ayında dönem başkanlığı görevini üstlenecek olan Kıbrıs Cumhuriyeti ise, referandumdan sonra kendi açısından en güçlü argümanları elde etmiş durumda.

Vatandaşlık ve nüfus bunların başında geliyor.

 Yine de altını çizmek gerekiyor ki, Türk tarafının bozulan imajı Rum tarafının imajını iyileştirmeye yetmiyor.

Ve uzayan çözümsüzlük, argümanlar geçerli olsa da koşulları pekiştiriyor.

Nüfus bunlardan biri…

Mülkiyet, toprak ve yönetim konusunda devam edecek maksimalist tavırlar da…

Sanırım Hristofyas biraz da olsa bu gelişmelerin farkında.

Makul bir süre içinde çözülemeyen Kıbrıs sorununun nüfusta yaratacağı toptan başkalaşma ve yükseltilen pazarlık çıtasının öngörüsünde bulunabiliyor.

Yine de bunun acil çözüm için yeterli motivasyonu sağlama noktasına gelmiş bir bilinç olduğunu söylemek zor.

Şimdilik taraflar kendi pozisyonlarını güçlendirmek için kullanıyorlar bilinçlerini.

Denklemdeki eksik taraf ise, Kıbrıslı Türkler oluyor.


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.