1. YAZARLAR

  2. İsmet Kotak

  3. Hristofyas'ın açmazı
İsmet Kotak

İsmet Kotak

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hristofyas'ın açmazı

A+A-

 

Hristofyas,kendisinden öncekilerin hatalı yolunda yürüdü ve aynı açmazın içine düştü.

Şu andaki Hristofyas’ın ruh hâlini ve uyguladığı politikayı anlamak için eski defterleri karıştırmak gerekmektedir.

Çünkü Hristofyas’dan önceki her Rum Lideri hep Türkleri bölmek, parçalamak üzerine politikalarını bina etmişlerdi.

Bunu ilk deneyen Makarios idi.

Ona göre Türkler adada “önemsenmeyecek bir azınlıktı”.

Yetkileri budanır,Uluslar arası arenada yalan üstüne yalan söylenirse,Türkiye’nin adaya müdahale etmesi mümkün olmaz,bu arada da “Enosis” ilân edilir ve  ada Yunanistan’a bağlanır.

Bu yapıldıktan sonra başta ABD  ve İngiltere olmak üzere, etkin güce sahip devletler ve de NATO, bir Türk müdahalesini imkânsızlaştırdı.

Rum-Yunan Stratejisi 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bu esasa göre saptanmıştı.Kleridis’in anılarını yayınladığı kitabının 207 nci sayfasında yer alan, Türkleri imha ve etkisizleştirme plânı olan “Akridas Plânı”,Makarios’un başkanlığında bunun için hazırlanmış,askere onaylatılmış,Yunanistan’ın desteğinde de 21 Aralık 1963’de uygulanmıştır.

Bu adımın atılması üzerine Makarios,hsan Ali’yi kabinesinde “Türk İşleri Bakanlığına” atamıştı.BM’e ve dünyaya, Türkleri  ne kadar öenmsediğini “Azınlığa” Bakanlık vererek göstermeye kalkmıştı.

Yetmedi Ankara’da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ben ve birkaç arkadaşla yüksek öğrenim gören Özdemir Ahmet,İhsan Ali’nin yeğeni idi.

Ben  SBF Diplomasi ve Dışilişkilerden mezun oldum.

Özdemir Ahmet İdari Şûbeden mezun oldu.

Adaya döndükten sonra beni ve benim gibi mezun olan diğer arkadaşları,  Dışişleri Bakanlığına atamayan Kıbrıs Cumhuriyeti Amme Komisyonu,Makarios’un sayesinde rahmetli Özdemir Ahmet İhsan Ali’nin yeğeni olduğu için Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunda “Kıbrıs Cumhuriyeti temsilcisi” olarak atandı.

Makarios yine  pis oyununu oynuyordu.

İhsan Ali Türk İşleriBakanı;Özdemir Ahmet BM İnsan Hakları Komisyonu Kıbrıs Temsilcisi…

Dıştan bakanlar için “Azınlık Türklere” ne denli güvenildiği bunlarla kanıtlanmakta idi.

21 Aralık 1963 saldırıları hepimizi bir cephede buldu.

Ben Mağusa cephesinde omuzuma düşeni yapmak için çırpındım durdum.

Bazı arkadaşlarımız Şehit oldular.15 Şubat 1969’da “Lefkoşa’ya gel siyasal sorumluluk yüklen” dediklerinde onu da kabullendim.

Gün gele Birleşmiş Milletlere ve Washington Dışişleri Bakanlığında temas yapma görevi verildi öteki arkadaşlarla.Gittik yapabileceğimizin en iyisini yaptık.Ambargo var deyip yan gelip  yatmadık.

Toplantı ve temas için BM Genel Kurulu binasına girdiğimizde, Özdemir Ahmet’i, Rum delegasyonu menupları ile kafeteryada otururken gördük.

Biz salona yürürken kalkıp önümüzü kesti ve bana ismimle hitap etti.

O güne kadar Milli Mücadele vermekte olan Türk Halkının karşısında açıklamlara yaparak Rumların tezlerine hızmet etmişti.

”Türk Halkı isyân etmiş, kanuni kuvvetler(!) de müdahale ederek isyânı bastırmak istemiş bu arada da yüzlerce kişi ölmüş,binlkerce kişi göçmen olmuştu”.

“Bunun suçu Türk Liderliğinde idi.İnsan hakları çiğnenmemişti!”…

Koridorda ilk aklıma gelen bunlardı.Kıbrıs Türk Heyetinin önünü kesen Özdemir Ahmet “İsmet,arkadaşım BM’ye hoş geldin” dedi ve elini uzattı…

Durdum,baktım ve aklıma 6 yıllık  mücadelede yitirdiklerimiz geldi.

”Ben siai tanıyor muyum? Sakın ola beni birileri karıştırmış olmasın”dedim.

Elimi uzatmadım,heyetle birlikte yürüyüp geçtim…

Hayretten dona kaldı.

Rumlara göz ucuyla baktım nerede ise zil çalıp oynayacaklardı…

Kuklalarının oyunu tutmamıştı!

Makarios’tan sonra  benzer oyunu Kipriyanu ve ondan sonra gelenler hep denediler.Köy muhtarlarına kadar girişim yapanlarına tanık olduk.Ama işte biz budayız.O oyun hiç mi hiç tutmadı.

Hele AKEL ikinci Lideri ile bu pis oyunu oynamaktadır.İlkini AKEL’in gayri resmi adayı  Vasiliyu ile denedikten sonra son kez Hristofyas’la aynı oyunu sahnelemek istediler.

Maya tutmadı.
Geldiğimiz noktada masada Türk haklarınma saygı gösterileceğine,Türk halkını geriletmek,Türkiye ile vuruşturmak ve Rum-Yunan isteklerine razı etmek tercih edildi.

Hâlâ da aynı noktada çirkin bir oyun oynanmaktadır.

”Kıbrıs Türk Halkını terk edecek olan Türkiye oturup Hristofyas’la masada anlaşacak ve adadan çekilecek…Türk Ordusu adadan çıkınca sorun bitecek!

Lissaridis de Lidra Palas toğplantılarında bizlere bunu söylemişti…

Ama avucunu yalamıştı.

Şimdi Hristofyas da avucunu yalayacaktır.

Benden söylemesi!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.