1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Hükümeti kim kurar
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hükümeti kim kurar

A+A-

Hükümeti kim kuracak?

CTP-DP mi? CTP- UBP mi? UBP-DP-TDP mi?

Veya?

UBP-CTP mi?

Okur, şimdi “bu ne demektir?” diye düşünebilir! UBP içinde öyle bir kampanya sürdürülüyor ki aklınız durur… Dün akşam, şöyle bir senaryo dinledim:

İrsen bey zaten halk nezdinde bitti… İstenen de bu değil miydi? Şimdi kurultayı falan beklemeden, PM marifeti ile bir genel başkan vekili seçilir; eski başbakana da (yoksa Emre Kongar’ın uydurmasıyla “Baş eski bakan” mı dememiz gerekir? Ferasetine kurban olduğum!) kurultayda aday olmadığı açıklattırılır! Alışıldığı ve usül olduğu üzere, DP’nin dokuz milletvekili, yuvaya döner… Bu bakımdan ortada bir hile, desise de sözkonusu değil… Adamlar zaten açıkca söyleyip durmadılar mı aylardır: “ İrsen bey gitsin; bizim UBP ile bir sorunumuz yok!”diye?

İşte gitti… Örneğin Hasan Taçoy’u “DP’liyim deyip, seçimi kazanınca UBP’ye gitti, dönek” diye suçlayacak bir allahın kulu olabilir mi?

Serdar Denktaş ile Arabacıoğlu başbaşa kalınca, UBP olur size yirmiüç, belki de yirmidört… Ondan sonra, buyrun cenaze namazına! Bazı çevrelerin yıllardır özlediği UBP-CTP büyük koalisyonu da gelir, hem anayasayı değiştirir, hem beklenen küçülme önlemlerini alır, hem de Kıbrıs Sorunu’nu bitirecek anlaşmayı, elbirliği ile onaylar! “Çözüm”den sonra doğacak yeni koşullarda, üç ayda herkes de bu şimdi olanları unutur… Sen sağ, ben selâmet…

Nasıl senaryo?

Eskiden olsa, “Mümkün değil… Demirel olsa buna abesle iştigal der” deyip, karşımdakini konuşturmazdım… Ama şimdi? Dinledim… Ünlü atasözüdür: “ Olmaz, olmaz!”

Sanırım geçirdiğimiz seçim, aslında sadece bir durum tespitini ortaya çıkardı… Vaziyet, budur…

Uluslar arası hukuk içinde yeri olmayan bir hukuksal statü içinde, ürettiğinden çok fazla tüketir hale getirilmiş bir ekonomik düzende yaşayan bir toplumun, ne yaptığını ve ne yapacağını bilememesinin tescilidir sanki de bu seçim sonuçları…

Ta eskiye dönelim isterseniz. Ta bankalar krizinde, bizim 1974’te oluşturduğumuz egemen “ver yeyim, ört uyuyayım” diye özetlenebilen egemen paradigmamız, zaten ölmüştü! Annan Plânı’na güneyde hayır denilmesi ile 1976’lardan itibaren oluşan, alternatif “çözüm” paradigmamız da göçtü… Şimdi, egemeni ile paraleli ile yeni ve inanlabilir bir kurallar bütünü, oluşturana kadar; biz toplum olarak serseri mayın gibi bir sağa vuracağız, bir sola… Çünkü doğru ya da yanlış sandığımız; bütün inançlarımız sakat çıktı… Yenisini oluşturmaya da ne dermanımız var, ne de aklımız… Başkalarının bizim için oluşturacağı yeni koşullarda, kendiliğinden oluşacak gene… Ve büyük olasılıkla, gene toptan yanlış çıkacak en sonunda…

Ama o oluşana kadar, biz işte böyle savrulacağız…

Kimin hükümet kuracağının, hiçbir kıymeti harbiyesi yok! Seçimi kazandı sandığımız CTP de olabilir… Kaybetti zannettiğimiz UBP de… “Oylarımı katladım” zanneden DP, bir gecede gene aslına rücu edebileceği gibi; seçimden dayak yiyerek çıktığı öne sürülen TDP de hükümette birkaç bakanlık alabilir…

Ne olacağı, henüz meçhul… Durum karışık… Çünkü aslında, bizim aklımız karışık…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.